şükela:  tümü | bugün
218 entry daha
  • bu aralar dizilerin içinde reklamı yapılan film. dün ufak tefek cinayetlerde yapıldı, geçen gün bir dizide daha denk gelmiştim, sanırım çukur'da.
  • harmin'in kolundaki dövmeyle (bkz: kinyas ve kayra)ya güzel bir selam çakmıştır.
    "bir zamanlar, absolut şişelerinin değişik modellerinin toplandığı bir katalog görmüştüm. ve dünyada kendine böylesi gereksiz işler yaratabilen insanlar varken neden bu denli işsizlik var, diye düşünmüştüm. çünkü bir şişe ister kadın, ister kova şeklinde olsun, muhakkak bir deliğe sahip olması gerekiyordu… ve biliyordum ki, gerçekte işe yarayan tek kısmı da oydu…"
  • dozu ne yazik ki tum filme yayilamamis bir gerilimi var filmin. insan izledikce "daha!" diyor resmen cunku ortalara dogru iyice saha kalkiyor. ancak bu oyunculara ve muazzam kitaba ragmen tam daha'sini isterken insan film bitiveriyor.
    yine de bir ilk filme gore turk sinemasi icin oldukca basarili.

    --- spoiler ---

    sevgili gaza, ahra'nin yanina inerken o demir kapak hic gicirdamadi mi ki kimsecikler uyanmadi? film boyunca dusundum durdum.

    --- spoiler ---
  • “babam bir katil olmasaydı, ben doğmayacaktım…”

    karlovy vary uluslararası film festivali seçkisi olarak ilk başarısına imza atan daha, türkiye’de çıktığı serüvende birçok ödül aldı.

    adana film festivali’nde umut veren erkek oyuncu, siyad en iyi film, seyirci ve yılmaz güney gibi ödülleri; istanbul 54. ulusal yarışma ve malatya film festivali’nden ise en iyi film ödülünü adeta rakiplerinden topladı ve büyük sükse yarattı.
    “orman” isimli kısa filmde ilk yönetmenlik tecrübesini yaşayan onur saylak, ilk uzun metraj deneyimini ise daha ile gerçekleştirip iddialı bir kariyer başlangıcı yaptı diyebiliriz.

    bahsedeceğimiz birçok konu var, ufaktan bunları incelerken söylemek istediğimiz ilk şey filmin arkasında güçlü bir kalem, yani senaryo olduğu yönünde olacak

    film hakan günday’ın aynı isimli romanından esinlenilerek yazılmış olsa da kitabı ile arasında birçok farklılık görmek mümkün. senaryo ekibinde günday’ın yanı sıra onur saylak ve doğu yaşar akal gibi isimler de var.

    “şimdi, yazmaya neden başladığımı gerçekten anlatamam çünkü bu konuda fikir sahibi değilim…

    ama nasıl yazdığımı teknik açıdan biraz açıklayabilirim.

    o da şöyle gelişiyor; ben kelimeleri çok seviyorum. türkçedeki kelimelere ve bazılarına aşığım. çok güzel kelimeler var benim için.

    müzik seven biriyim, dolayısıyla kulağımda bazı kelimelerin bıraktığı iz, bana büyük keyif veriyor. tek bir kelime; onu düşünmek ve onu söylemek. bazen o kelime geliyor ve o kelimenin devamı geliyor.” -hakan günday

    hakan günday, yazdığı kitaplar ve süreli yayınlarda yayınlanan eserleri ile edebiyat tarihimizde önemli başarılara imza atan bir yazar. romanlarının merkezini ve merkeze gitmek için tercih ettiği yolculuk arasındaki dengeyi kendine has bir yeraltı üslubu ile sağlıyor. yer yer didaktik bir tada kaçan satırlar ve karakterlerine söylettiği havalı cümleler onu okuru ile buluşuyor. senarist kimliği de bir hayli başarılı, çok uzun bir hikayenin tam ortası, orman ve daha gibi yapımların arka planında yer aldı.

    film, daha’nın okurunu yakaladığı ilk noktaya odaklanıp kitabından ayrışıyor: “insan ticareti yapan bir baba-oğul ilişkisi”

    gaza (hayat van eck) 14 yaşında lise sınavlarına gizli gizli çalışan zeki bir çocuk; ahad (ahmet mümtaz taylan) ise bir sahil kasabasında suriyeli mültecilerin ticaretini yapan, gırtlağına kadar pis işlere bulaşmış ve iş ilişkileri uğruna her şeyi göze alabilen hırslı bir baba.

    “kurt gibi geçireceksin hayata dişlerini. kurt gibi!”

    yaptığımız bu ufak tanım bile bir baba oğul ilişkisinin ne kadar hastalıklı boyutlara gelebileceğini gösterir nitelikte

    yazının devamı ise wannart'ta.
  • ankarada cinemaximum lardan sadece armada da izleyebileceginiz film. bunun dışında büyülü fener lerde var bildigim kadarı ile. martıların efendisi nde nasil olsa vizyonda kalir diye cok acele etmeyip kacirdigimdan ilk haftadan gidip izlemek istedim. az sinemada oynuyor olmasi acele ettirdi.
    film rahatsiz edici, izlemesi kolay degil fakat harika. ahmet mümtaz taylan inanilmazdı. hayat van eck inanilmazdi. oyuncu olarak zaten ikisi vardi merkezde. gidip keyif alacaginiz bi film degil elbette. bildigim ama genel olarak akıl sagligimi yitirmemek icin belki de pek aklima getirmedigim seyleri çat çat diye yuzume carpti. hakan günday severim. okurum. fakat daha'yı okumamistim. muhtemelen yakinda okurum. ve son olarak onur saylak önünde saygı ile egiliyorum... emegi gecenlerin eline sağlık..
  • sıradışı bir film. onur saylak güzel bir iş çıkarmış. şiirsel bir sinema dili var. kolaya kaçılmamış, acitasyon yok. üst düzey oyunculuk ve görüntü yönetimi var. bu tarz filmler desteklenmeli, mutlaka gidin.
    onur saylak, ilk filmi olmasına rağmen zor bir işin altından kalkmış, daha fazla film yapar umarım.