şükela:  tümü | bugün
  • var öyle birisi şu sıralar... hiç görmedik birbirimizi ama ben sanki uzun yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum ve özlüyorum. haftada bir iki defa bir kaç saat konuşuyoruz. herşey ortak çıkıyor. çıktıkça özlüyorum. özledikçe konuşasım geliyor. sıkmak da istemiyorum ama konuşmazsam da eksilecekmiş gibi hissediyorum. konuşmasam eksilmeyeceğimi biliyorum. kah bu hisler ile özlüyorum bazen de konuşsak bile özlüyorum. sanki 40 yıllık dostum da sadece bir süredir ayır düşmüşüz gibi... yani işin özü var öyle birisi şu sıralar...
  • kelimelerle tanımlamak güç olsa gerek..
  • (bkz: 31 çekmeyi ilk akıl eden adam)

    (zorla yazdırıyorsunuz..)
  • bir ileri versiyonu olmayan birini özlemek ki ben oralardayım : jesse pinkmanı özlüyorum bu sıralar.
  • dogmamis oglumu ozleyerek benim de bu aralar yasadigim duygudur. daha 3 ay var dogmasina, henuz gorusmedik kendisiyle ama ben onu cok ozluyorum.
    kendimi bazen bir an once gelse de tanissak derken buluyorum, sonra kendime gelip aman aman cocugum kal icerde sagligin icin diyorum. ama yine de ozluyorum.
  • (bkz: atatürk)

    hiç görüşmedik, pek kemalist biri de sayılmam ama özlüyorum.
    hem de her geçen gün daha fazla...
  • bu saçma hal benim de başımda uzun süredir.. sürekli görüp her boku konuşup bir kez baş başa görüşmediğim halde özlüyorum arkadaş ...
  • bir muhabbetiniz, konuşmuşluğunuz varsa sohbetini, sıcaklığını özlemektir. zaten sürekli görülen insanlar düşünceme göre pek de kolay özlenmiyor. ailemle 18 yılımı birlikte geçirdiğimi varsayarsak, bir yıl görmesem özlemeyecek durumdaydım üniversitede.

    bir insanın sıcaklığını, samimiyetini, içinize işleyen sözlerini özlemektir kısaca ve mümkündür.
  • baya baya oluyor bana bu olay. yattığım yerde karnımı tutuyorum falan. öyle kelebekler uçuşuyor. bacaklarımı içeri çekince sıcacık oluyorum düşününce.
    bi şarkı mırıldanıyorum.
    özlüyorum sonra. misliyle özlüyorum.
  • jaufre rudel'den öğrendiğim...