şükela:  tümü | bugün
  • sevdigim bir kanaldi videolarini da bir ic mimar olarak takip ederdim.
    bugunku ev icin (sena/ressam, trabzon), dairenin instagram hesabina asagidaki yorumu yazdim.
    'artik butun evler antika/bitki/makrome ucgeninde kaybolmus gibi. guzel mi? tabi ki. ama cok pinterestvari'
    meslegimin de etkisiyle yerelligin yok olmasindaki rahatsizligimi anlatmaya calistigim bu yorumuma, bu guzide daire hesabindan 'pinterest kotu birsey mi?' gibi bir cevap geldi. bu yorumun altina 3-4 kullanici da bana katildiklarini belirtti ve daire hesabina kotu anlam olmadigi halde her yoruma neden tepkisel cevap verdiklerini sordu. tam ne demek istedigimi aciklamaya calisirken bir baktim yorumun tamamini silmisler.
    bu durumu anlatan kibar dille bir baska yorum yazdim onu da sildiler dsjakldjas

    daha once okudugum 3-4 elestirel yorumun da silindigini gordum. kisaca hic bir elestiriye tahammulleri yok. instagram hesaplarinda ve youtube'ta 'ay bayildim , harika, cok guzel' yorumlarini tutuyorlar sadece. duruslari cok amatorce. sen boyle kendince marjinal, ozgurlukcu insanlarin evlerini gostererek takdir topla sonra cocuk kafasiyla hosuna gitmeyen yorumlari sil tek tek. kusura bakmayin ama hic samimi degilsiniz ve bu kafalarla yonetilen bir platformdan bir halt olmaz. bu yayina evlerini acmayi dusunen canim insanlarin da su grubun vizyonsuzluklarini gorsun isterim.

    edit: debe ye girmisiz. tesekkurler sozluk.
    rica uzerine,
    (bkz: twitter'daki potansiyel çocuk istismarcısı)
  • ev sahiplerinin kitsch tavırları ve belirsiz meslekleri üzerinden güzel mizah yapılmaya başlandı.
    dresuar
    ama en şahanesi: kulak çubuğu tasarımcısı ashdfghfj geberiyorum.
  • tanım: misafir olup bir kahve içecek kadar oturmaktan çok keyif alacağım ama içerisinde yaşamak istemeyeceğim evleri tanıtan güzel bir youtube kanalı.

    bugün yayınladıkları videoyu taze taze izleyip hakkında birkaç kelam etmek istedim. mottosu "gerçek insanların gerçek evleri" ama gerçek insanların önüne kalburüstü sıfatını ekleseler bence herkes rahat eder. kanalın kurucusu eda hanım'ın dediği gibi belki direkt holding sahibi x bey ve karısının evini göstermiyorlar ama onların çocuk, torun, yeğen gibi uzantılarının evlerini gösteriyorlar, bunda anlaşalım.
    gelin evi programının beyaz yakalı versiyonu demek haksızlık olur. birincisi bu evlerde yaşayan insanlar beyaz yakalı değiller, üstte belirttiğim gibi herhangi bir yakaları yok aileden zenginler. çünkü kimse çanta, obje tasarlayıp bitki aranjmanı yaparak o evlerdeki yaşamı döndürecek parayı kazanamaz, yemeyelim birbirimizi. mesela şu beyoğlu'ndaki yüksek tavanlı evi özel demircisiyle tasarlayan hanımefendi çok büyük bir iplik fabrikasının veliahtı. kanaldaki herkesi tek tek araştırmasam da pek çoğu yine bizim adını bile duymadığımız şirketlerin sahiplerinin bir şeyleridir eminim.
    ikincisi, o programdaki evlerle bunları kıyaslamak olayı duygudan arındırıp, sadece paranın satın alabileceği şeyler vs. zevkin satın alabilecekleri düzeyine indirgemiş olur fakat bu kanalda ben aynı zamanda kök ve bağlılık gibi duyguları da görüyorum.

    bu kanaldaki evler bir kez daha şunu anlamama yardımcı oldu: türk evi çok kalabalık. yaşanmışlık veya gösteriş adına evi tepemizden eşyalar dökülecek kadar doldurmaya bayılıyoruz (neden kendimi kattıysam? nefret ederim). kredi çekerek masko'dan biçimsiz oturma odaları satın alıp evi instagram'da gördükleri kıvır zıvırla dolduran orta-dar gelirlinin evi de, evindeki her objenin, her kullanım alanının üzerinde uzun uzun düşünecek kadar vakti olan çok zenginin evi de insanda boğulma hissi yaratacak kadar sıkış tepiş. şahsen tanıtılan evlerde yaşayan insanların hiçbirinin kendi evini kendisinin temizlediğine inanmıyorum. duvarlar, komodinler, sehpalar üzerindeki o kadar objenin, bitkinin, dekorasyon amaçlı açıkta bırakılan kitap yığınlarının arasında tek kişi yaşasa bile toz oturmaması mümkün değil. bazı sabahlar, televizyon ünitesinin üzerindeki kadın figürünü hareket ettirince etrafında biriken tozu gördüğü için kriz geçirerek temizlik yapmaya başlayan ben, 3-4 gün bile şu kanalın içinde yaşasam obsesyondan hastaneye kaldırılırım mesela. ayrıca hep şunu merak ediyorum, çoğu home office çalışan bu insanlar bu renk ve desen cümbüşünün içinde nasıl huzurla oturabiliyor ve dikkat dağınıklığı yaşamadan çalışabiliyor, her yerden bir renk patlar ve bir şeyler sarkarken hem de?
    sanıyorum sadece tiny house bölümündeki ailenin 2 çocuğu vardı. gösterilen evler çocukla yaşarken çok kolay kaza mahaline dönüşebilecek yerler. buradan tam bir varoş gibi çocuksuz aileleri kınadığım fikri çıkmasın, şu yüzden belirttim, evli ve çocuk sahibi olmayı planlayan çiftler için pek sürdürülebilir olmayan bir tarz bu.

    kanal üstte yazdığım gibi sebeplerden gerçek insanların gerçek evleri sloganındaki gerçekliği biraz yitirse de, izlemekten keyif almamı sağlayan çok nokta var. en önemlisi şu, evlerde oturma grubu yok. bir eve dair beni oturma grubu kadar geren ve irrite eden başka bir şey yok sanırım. genel olarak evdeki oda sayısına göre alınmış takım mobilyalardan nefret ettiğim için bu evlerdeki o takım dışılığı seviyorum. düğüne 3 ay kala büyük bir mobilyacılar çarşısından vakit ve maddiyat kısıtının, ailelerin ve evin şeklinin yarattığı baskı altında "eh bunu beğenelim bari" çaresizliği içinde satın alınmış toplu oda takımlarından ne kadar rahatsız olduğumu sabaha kadar yazabilirim. masko'dan da roche bobois'dan da alınsa fark etmez, takım halinde alınmış her şeyi istisnasız ruhsuz buluyorum. bu sebeple kanaldaki parça toplayarak yaşam alanı oluşturma trendi hoşuma gidiyor. evli ya da değil, bir evi paylaşan çiftler için bir alanı birlikte peyderpey yaratmak bence çok anlamlı. kanaldaki insanlar kadar büyük bütçeler ayırmadan, dünyanın çeşitli yerlerinden koltuk, halı toplamadan da yapılabilecek bir şey bu.
    ikinci sevdiğim nokta da kanalın konuklarının aileye, köke, anıya verdikleri değer. barış bey'in izmir'deki dairesini izlediğimde, annesinden bahsederken sesinin tınısının değişmesinden çok etkilenmiştim. kanalda belki dışarıda veya sosyal medyada görseniz ailesiyle hiçbir bağı olacağını düşünmeyeceğiniz insanların aile yadigarlarına verdiği önem çok hoşuma gidiyor.

    özetle, kalburüstülüğün ve kaosun dozu biraz yüksek olsa da pazar günleri yeni videolarını izlemekten keyif aldığım bir youtube fikri, en azından o evlere uğrasam mezar taşı rahatlığında bir koltuğa oturtulup zorla düğün videosu izletilmeyeceğini bilmenin huzurunu veriyor. uzun soluklu olmasını dilerim.
  • benim anlam veremediğim şey reklamlar. mesela birinin evine konuk oluyorlar vestel kahve makinesi var, onu anlatıyor aşağıda linkini veriyorlar. 4-5 farklı evde vinsanın musluğu falan var onu anlatıyorlar. logosu geçiyor, sitesi yazıyor bariz reklam yani.

    evi seçmeden önce arayıp "vinsa musluğunuz var mı evde x570er modeli?" diye mi soruyor bunlar? nasıl denk geliyor 3-4 evde üst üste. yok eğer o evde önceden o kullanılmıyor sırf video için alındı/takıldıysa ev sahipleri göz göre göre yalan söylüyor bunu yıllardır kullanıyoruz diye.

    edit: başarılı bir reklam işte ne var diyenler oluyor. yahu ev sahipleri influencer değil ki. hepsi mesleğini söyleyip sade vatandaş olarak "evimize konuk olduğunuz için teşekkürler" diye samimi bir şekilde başlıyor anlatmaya. bir sürü motivasyon konuşması yapıyor, sonra çıkıp biz "bunu tercih ettik" diye sponsorun ürününü gösteriyor. kusura bakmayın da ben o saatten sonra ne dededen kalma sandığa inanırım ne çöpten bulunan aynaya.

    "bunu vinsa sponsorluğunda taktırdık, aylardır kullanıyoruz çok da memnun kaldık" dese daha doğru ve samimi aslında.
  • 2 hafta önce betül'ün hiç de minimalist olmayan evini yayına soktuklarında artık bir tane daha pinterest + yargıcı home + mudo concept + kaktüs + büyük saksı bitkileri + makrome + soft renk formülü ve en kötüsü, bunları çok orijinal, minimal zanneden klişe cihangir reklamcısı, kadıköy fotoğrafçısı görmeye mecalim kalmadığı için takipten çıkacaktım fakat art arda yayınladıkları sena yıldırım'ın ve gökçe erhan'ın evleriyle iyi iş çıkarmaya başladılar. sena hanım'ın saksıyı siyaha boyayıp elegan bir hava yakalamasına biraz gülsem de evine hiçbir kusur bulamadım. kadında para da var, erenköylü betül'de, datçalı özgü'de zerresi olmayan zevk de. çatallı sesi ve yaydığı boss enerjisi de hoşuma gitti, ev kadar kadını da beğendim yani asdfds. gökçe erhan'ı bir arkadaşımın arkadaşı olmasından dolayı tanıyorum (tanıyorum derken haberdardım kendisinden yoksa hiç tanışmadık), çamburnu'ndaki evin cumbasına ve mutfağına aklım gitti. o ne manzaralı cumba, o ne sıcak mutfak. kocaman evin sadece 3 odasını göstermelerini asıl büyük odaların kullanılmamasına bağlıyorum çünkü camlarında perde bile yok ve bu tür evlerin ısıtması çok sorun, bakım maliyeti çok yüksek. bir tane 100 yıllık da bizde var oradan biliyorum, kışın kesinlikle kullanamıyoruz evin sezonu var resmen.

    neyse, ikidir güzel işler çıkaran bir kanal. lütfen bir süre cihangir'e ve kozyatağı'na dönmeyin, karadeniz'de filan takılın. zengin kocaya varınca özel sektörü bırakıp duvara makrome asan pinterest kızı görmekten yıldık. anadolu sigorta reklamı almalarına bir şey demiyorum çünkü içerik üretiyorlar, reklam kısmını atlıyorum izlerken. danla biliç'in elinde ürün salladığı tek storiden 20.000 tl kazandığı dünyada bırakalım da saçmasapan zımbırtı foreo, çükko marka multivitamin reklamı alacaklarına sigorta reklamı alsınlar. eda reyiz lütfen istanbul'a döndürme kanalı, lütfen.
  • çok keyifli yaşam alanları falan oluyor bunların;eskiciden çok komik bir rakama aldıkları parçaları,çok ucuza mal ettikleri eşyaları ve en az bir adet deve tabanı..bunlar olmazsa olmazları :d
    "eşyaya o kadar para harcamayı dogru bulmuyorum" yargıcı'dan sürahi almış.
    "az eşya ile de mutlu olunabilecegini düşünüyorum" evi çıfıt çarşısı gibi.
    ikea'yla ev donatıp duvarları beyaza boyayan minimalist,hm home'dan ev donatıp yeşil bitki dolduran da bohem oluyo işte.
    birde videodan çıkınca insan bi bakıyo kendi evine ne yapsam falan diye baktım 80 yıllık kilim var sandıkta çıkardım mutfağa serdim benimde yadigar çok keyifli bir parçam olacaktı, modern ile eskinin birlesimi falan olacaktı ama fakir oldugumuzdan galiba sanki iyice fasfakirmisiz de halı alamamışız gibi onunla idare ediyormuşuz gibi durdu.
  • dikkatli gözle izleyenlerin türk batılılaşmasının sakilliği, yarı aydın görgüsüzlüğü ve eşya fetişizmi arasındaki üçlü korelasyon hakkında önemli gözlemler yapabileceği youtube kanalı. istemeden önemli bir hizmet yapıyorlar yani. tabi idrak sahipleri için.
  • aile serveti yiyen ıncık bıncıkçısı, parmak arası terlik fiyonku tasarımcısı, "şu sıralar freelance lavantalı macaron yapımıyla uğraşıyorum"cusu, menekşe yetiştiriciliği eğitimi verencisinden illalah getiren kanal.
    gerçekten hep aynı insanı ve aynı evi çekiyorlar gibi geliyor. aslında öyle, çünkü hep aynı gelir grubundaki insanların evlerini çekiyorlar.
    32-33 yaşında kadın etiler'de kendine ait evde oturuyor, 2+2'ye küçük falan diyor bir de şımarık şımarık.
    gerçekten insanın sınıf kinini acayip triggerlayan bir kanal oldu zaman içinde.
  • fikrin ve oluşumun sahibi eda hanım, bilmem ne holding'in patronu x bey'le eşinin akaretler'deki evini değil gercek insanların gercek evlerini sizlere taşıyoruz minvalinde birşeyler yazmış.

    pardon? hangi gerçek insanlar?

    yüksek tavanlar, çekme katlar, devasa teraslar... üstelik bunların tamamı şehrin gözde semtlerinde... tamam kanal çemişgezek yerlisine hitap etmiyor ok de hedef kitlesi olan beyaz yakalıların kaçta kaçı min 5k kirası olan evlerde oturabiliyor?

    ev sahiplerinin assla çocukları veya akrabaları yok. sadece yemeğe, netflix izlemeye ya da eğlenmeye gelen arkadaşları var. ne sandınız şehir dışındaki aileleri gelsin diye bi odalarına varoş varoş çekyat mı koysalardı?!

    bir de şey var: gezilen evlerin büyük çoğunluğunda en eski eşya beş yıllık, söz konusu eşya beş yıldan daha eskiyse ev sahibinin ailesinden yadigar ya da antikacıdan alınmış. ama insanlar gerçek ha evler de. lütfen.

    sizin mutfak dolaplarınızda sadece yargıcı veya muhtelif tasarım seramikçilerden alınma tabaklarınız, banyonuza bile bulup buluşturacağınız bir tablonuz veya arkadaşlarınızla rahat rahat yayılasınız diye özel yaptırdığınız koltuklarınız yok mu? sldkjdlsls takmayın ya son derce seçkin bir zümre dışında kimsenin yok.

    tanım: izledikten sonra ilham falan vermeyen (açın pintereste bakın çok ilham lazımsa) izleyeni yoksunluk hissinden başka bir şeye itmeyen, belirli hayat tarzlarını ve yaşantıları idealize eden -allah işlerini rast getirsin, deli gibi de reklam almaya başlayan- yutub kanalı.
  • efe'nin moda'daki dubleks evi, ersin'in bursa'daki çatı katı, merve'nin kalamış'taki evi...
    eklektik yaklaşımlar, unortodoks yerleştirme önerileri ve daha nicesi... üzerlerine fındık lahmacun atmanız halinde el bombası sanıp kaçmaları olası bir güruhun youtube şovu.

    turkish hipsters discover how beautiful capitalism is if they don't resist it.