şükela:  tümü | bugün
  • fragmanda ismi cikina kadar, jared leto'nun bu filmde rol aldigini anlamayacaksiniz. gorunuse bakilirsa, amerika'ya ve amerika'nin saglik sistemine ve toplumdaki sosyal esitlik sorunlarina dair elestirel bir bakis acisi bu film.
  • tıff'te çok iyi eleştiriler almıştır. türkiye'ye ne zaman geleceğini allah bilir.
  • türkiye gösterim tarihi 2014 olarak belirtilen film.
    http://boxofficeturkiye.com/…-club.htm?filmop=resim
  • filmin ilk türkçe yazılarından birini made in europe ve bornova bornova'nın yönetmeni inan temelkuran ekşi sinema'ya yazdı: http://eksisinema.com/…lub-2013-isliyor-mu-isliyor/
  • kaçırılmaması gereken nefis bir filmdir. tek kelimeyle muhteşem.

    matthew mcconaughey gibi dandik filmlerin dandik oyuncusundan böyle bir performans çıkabildiğine hala inanamıyorum. bu rol için kaç kilo vermiş tam bilmiyorum ama aynı christian bale the machinist/the fighter gibi olmuş. karşılaştırmaları sıkça yapılacaktır.

    jared leto'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. travesti rolü için bir hayli kilo vermiş ve tam anlamıyla oyunculuğunun doruk noktasına çıkmış.

    zaten an itibariyle bu iki oyuncu da golden globe ödüllerini kucakladılar. 86. oscar ödül töreni'ne de en iyi erkek oyuncu ve en iyi erkek yardımcı oyuncu dallarının ağır topları olarak giriyorlar. en son hangi filmden en iyi erkek oyuncu ve en iyi yardımcı erkek oyuncu beraber çıktı hatırlamıyorum ama kesinlikle bu filmden olabilir.

    --- spoiler ---

    film aids hastalığına yakalanan ve kendine 30 gün teşhis konulan üçkağıtçı bir adamın hikayesini anlatıyor. filmin güzel yanı öyle klişeleşmiş salya sümük ağlamalı bir film olmaması. filmin başındaki homofobik ırkçı adamın travestinin biriyle ortak falan olması ticarete atılma sahneleri çok eğlenceli. yanlız filmin sonunda o baş doktora bir de fda'ye* küfür etmek garanti. bir de şu kanunlar yasalar hep mi doğruyu söylemek zorunda diye sorguluyorsunuz.

    --- spoiler ---
  • olabildigine az dramatikleştirilmiş ve çok gerçekçi aktarılmış bir hikayeye sahip dallas buyers club. oyunculuklar inanılmaz iyi, ilaç endüstrisindeki pislikleri az çok tahmin etmemize ragmen, oldukça sinir bozucuydu. jared leto inanılmazdı, zaten aşırı severdim iyice bayıldım adama. oscar'ı muhtemelen alacaktır. homofobiyi de bol bol eleştirmiş film, bu da hoş bir detaydı. matthew mcconaughey ise sarkastik ve ilginç bir karakterin altından başarıyla kalkmış.

    --- spoiler ---
    woodroof'un "man if you're up there you better be listening, alright" tadında kilisede "dua" ettigini sanarken bir anda striptiz club'da oldugunu görmemle dagılmam bir oldu. dssdfsd. rayon oldukça keyifli bir karakterdi, ölüm sahnesi çok asap bozucuydu.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    jared leto'nun canlandırdığı karakterin yine sonuna kadar dayanamadığı film. jerrynin kaderi bu olsa gerek. ya uyuşturucu bağımlısı olur ya da filmin sonunda ölür. bunda combo yapmış bir de.
    --- spoiler ---

    öncellikle matthew mcconaughey gibi bir oyuncudan beklentilerimin üzerinde bir oyunculuk geldi. genelde uyduruk aksiyon filmlerinde oynardı, şaşırdım açıkçası. jared'in beklediği senelere ise değmiş. gerçi müzik kariyeri için kendi oynamak istemiyordu. o yüzden bu rolü kabul ettiği iyi olmuş demem daha doğru olur.

    --- spoiler ---

    filmde o kadar şey vardı ki. aids, transeksüellik, homofobi, sağlık sektörü**,adalet sistemi, arkadaşlık, aile, aşk. hepsi dozunda ama hepsi gerçekçiydi. duygu sömürüsüne kaçmadan gerçekler insanın yüzüne çarpılmış. oyuncular ödülleri sonuna kadar hak ediyor. umarım oscarı da alırlar.

    --- spoiler ---
  • 86. oscar ödüllerinde (2014) 6 dalda aday olmuş film. kategorileri şu şekilde:

    en iyi film
    en iyi erkek oyuncu - matthew mcconaughey
    en iyi yardımcı erkek oyuncu - jared leto
    en iyi özgün senaryo - craig borten ve melisa wallack
    en iyi kurgu - john mac mcmurphy ve martin pensa
    en iyi makyaj - adruitha lee ve robin mathews
  • al sana bir yüzeysel film daha. dallas buyers club ne anlatmak istiyor ve ne anlatıyor?

    1) aids hastalığı
    2) homofobi
    3) transseksüellik
    4) ilaç sektörünün kirlenmiş yüzü
    5) adalet (mahkeme süreci)
    6) şirketlerle mücadele

    hepsine az bir süre tanınarak tüm bu konular anlatılmaya çalışılıyor. hayatını bol seks-uyuşturucu-adrenalin üçgeninde geçiren elemanımızın aids olduğunu öğrenmesiyle başlayan film elemanımızın bu hastalıkla ve ilaç sektörüyle mücadelesine daha çok odaklanıyor. sektörün yozlaşmışlığı vurucu bir şekilde anlatılamıyor ne yazık ki. ama zaten bu "vurucu olamama" sorunu ele aldığı tüm konularda mevcut. ne homofobinin hakkı veriliyor, ne şirketlere bağımlı adalete eleştiri getiriliyor, ne de transseksüelliği anlatabiliyor. hepsinde yüzeysel kalınmış. zaten bütün bu temaları derinleştirmeye çalışsa odağını yitirirdi, bu kez de bir şey anlatamadan biterdi film. asıl amaç zaten transseksüellerin sorunlarına, adalete, homofobiye odaklanmak değil. aids olan homofobik bir adamın değişimini, aids ve ilaç sektörüyle mücadelesini anlatmak. bunu da kısmen başarıyor. senaryoda daha önce anlatılmayan, görmediğimiz şeyler yok. o yüzden film bitince daha önce benzerleri izlendiğinden pek de tatmin etmemiş oluyor. yönetmenlik fena değil. c.r.a.z.y. ile ünlenen jean-marc valleé fena bir iş çıkarmamış.

    senaryosu ortalama. yönetmenliği daha iyi. oyunculuklarda matthew daha iyi. teksaslı matthew teksaslı bir karaktere daha hayat vererek daha kaç teksas'lıyı canlandıracağını merak ettirse de matt iyiydi. ama kalkıp da müthiş diyemiyorum ben. nedense birisi zayıfladı mı, bir de üstüne iyi oynadı mı oyunculuğu yeni baştan yazmış gibi davranıyor hollywood. zayıflaması gerekiyorsa zayıflayacak. kas yapması gerekiyorsa kas yapacak. bunlar nasıl övgü getiriyor? vallahi iyi zayıflamışsın, iyi de oynamışsın, al sana oscar. bu zayıflama üzerinden oyuncuyu övmek enteresan. neyse. matt sonuçta iyi oynamış. karakterin hakkını veriyor. jared leto ise görünüşüyle tam bir kadın olmuş. makyaj bayağı iyiydi. sesini de ayarlayabilmiş. performansı iyiydi. ama fazlasıyla abartılmış. michael fassbender dururken ödülleri silip süpürmesi pek doğru değil. kanımca fassy daha iyiydi.

    özetle; dallas buyers club bazı konuları yüzeysel geçen, vuruculuktan yoksun, iyi ama abartılmış performansları barındıran bir film. eh işte. daha iyi olabilirdi.

    daha iyileri için bkz: eşcinsel avukatla eşcinsellikten nefret etmiyormuş gibi gözükmesine rağmen içten içe bundan pek hoşlanmayan bir avukatın arkadaşlığa giden ilişkisini anlatan philedelphia. kadın olmak isteyen, transseksüel birisiyle heteroseksüel bir adamın cezaevindeki dostluğunu anlatan muazzam kiss of the spider woman "öteki"yle ondan pek hoşlanmayan birisinin arkadaşlığını bu filmden daha iyi anlatır.