şükela:  tümü | bugün soru sor
  • saul bellow’un ilk romanı. ironik ve alaycı bir anlatımı var. toplum ve birey arasındaki uzlaşmazlığı uzlaştırıyor. kurtuluşun çözümde değil teslimiyette olduğunu, sürüye katılmak gerektiğini anlatıyor. kitabını aşağıdaki cümlelerle bitiriyor..

    "artık kendimden sorumlu değilim; buna çok memnunum. başkalarının elindeyim artık, kendi kendinden kurtulmuş, özgürlüğüm elimden alınmış durumdayım.
    yaşasın düzenli günler, saatler!
    ve ruhun zaferi!
    yaşasın düzen, disiplin!"
  • nobel edebiyat ödülü almıştı bu kitap.
  • ironik bir şekilde rüzgarda savrulmuştu, balkonda. demekki neymiş efendim, boşlukta sallanan birini yada nesneyi görürseniz rüzgara maruz kalmasın. yırtılır, parçalanır.
  • insanı bazen sinirden guldurecek kadar can sıkıcı olaylar yasayan bir adamın hikayesi. joseph askere cagrılmak icin bekledigi gunlerde kendi ic dunyasında yanlız kalıp etrafını yeniden yorumlamaya baslar ve olaylar gelisir...
  • kendisi ve çevresiyle sürekli hesaplaşma halinde olan joseph'in orduya kaydolma ile ilgili düşünceleri çerçevesinde şekillenen, ilişkiler, yaşam, ölüm gibi konular hakkında da farklı görüşler edinilebilecek roman.
    bir zamanlar sabah gazetesinin verdiği 25 kitaptan oluşan " nobel ödülü almış yazarların kitapları " serisinde de yer alır. bu seriye ait olanın çevirisi kötü değil ama çok akıcı olduğu da söylenemez.
  • "yaşama sarılmak, yaşamı sürdürmek için bizi kışkırtacak olaylar yoksa bu tür olayları arar, ortam hazırlar ve tekdüze, kaygısız, önemsiz yaşamaktansa, utanç ya da acı duymayı yeğ tutarız"
  • "o kadar acı çekiyordu ki, ya bileği kesiliyor, ya kolu kopuyor sandı. yere o kadar yakındı ki, parmak uçları hafifçe yere değiyor, bu da onun için çok kötü oluyordu; çünkü ayaklarını toprağa basmasına çok az bir şey kaldığını hissederek, yetişebilmek için didiniyor, gerilebildiği kadar geriliyordu. tıpkı makara işkencesi gören insanlar gibiydi; ayakları yere ne değer, değmez yükseklikte, biraz daha gerilseler yere yetişebilecekleri yanılgısıyla, parçalanırcasına gerinerek kendi acılarını arttıran insanlar gibi."

    - cervantes, don quijote.
    cev. roza hakmen, yky, 1996
  • 15 aralık 1942 tarihi ile başlayan 9 nisan tarihi ile biten bir güncedir.işinden ayrıldığı günden beri boşlukta sallanan adam* hayat ve insanlar üzerine daha çok kafa yorar.etrafta olup bitenlere gerçekten bakar bu sefer ve içinde bulunduğu boşluğun da yüküyle daha çok eleştirir. yaşadığı şey aslında fazla özgürlüğün nasıl kullanılacağını bilememenin rahatsızlığıdır .özgürlüğün sınırlı oluşunun kıymetli olduğuna ikna etmek ister adeta.insanın kendinden sorumlu olmamasının,başkalarının elinde oluşunun ne denli değerli olduğunu anlatır.

    "çevrem hareketlendikçe daha da ağırlaştığımı farketmeye başladım ve yalnızlığımın,çevremin gürültü patırtısıyla,çılgınlığıma karşı aynı oranda arttığını."

    "aradığımız dünyalar asla gördüklerimiz olmamıştır;ne de pazarlığını yaptığımız dünyalar satın aldıklarımız"

    "...ve belki kendi kendimizi iyi kabul etmektense diğerlerinin hakkımızdaki kötü izlenimlerine sarılacak kadar kendimizi iyi tanıdığımız için hepimizde vardır bu duygu."

    "fiziksel acı duymak,yaşadığımızı anlamamıza yardım eder.öte yandan yaşama sarılmak,yaşamı sürdürmek için bizi kışkırtacak olaylar yoksa bu tür olayları arar,ortam hazırlar ve tekdüze,kaygısız,önemsiz yaşamaktansa utanç ya da acı duymayı yeğ tutarız"

    "bu denli inat etmeseydim başarısızlığımı itiraf eder ve bu sonsuz özgürlüğümü nasıl değerlendireceğimi bilemediğimi söylerdim"
  • yaklaşık 4 aylık bir sürecin anılar toplamıdır aslında. çok uzun değil, hemen herkesin yaşadıgı bir süreç. yapmanız gereken herhangi bir zorunluluk olmadan yaşamak, yaşayabilmek. hayata bir noktada dışından bakabilmeyi sağlar aslında bu şekilde bir yaşam. insanlığın yaşamak için kurdukları düzeni sorgulamak, insanların değer yargılarını sorgulamak, değer yargılarında bir anlam arayışı ve aslında hayata tutunma çabası. her zaman hayat düzeninin berbatlığı üzerinde şikayet edilip asıl yapılması gereken şeyin bu sorgulama olduğu düşünülür, bunun için de boşlukta salınmak gerekir bir anlamda. ama soruların bir cevabı yoktur anlam arayışı sonuçsuz kalmıştır. eğer hayata tutunabilmek isteniyorsa kuralların ve düzenin teslimiyetine ihtiyaç vardır. sonuç çok çarpıcıdır.
    bir çok özlü sözler de bulacaksınız kitapta aynı zamanda.yanınızda not defteri olmadan okumayın.
    özellikle daha önce bir işte çalışıp hayat düzenini görmüş, daha sonra işten ayrılmış ve yeniden iş arama sürecinde biriyseniz sizi daha çok etkileyecektir.
    şiddetle tavsiye olunur nobel ödüllü yazar sauk bellow'un "boşlukta sallanan adam'ı" .
  • sıradan bir roman. yazıldığı dönem ve mekanda belki bir şeyler ifade ediyordu bilemiyorum ama açıkcası ben ne psikolojik ne de edebi anlamda çok fazla değer taşıdığını düşünmüyorum. malesef bitirdikten sonra kendimi boşa zaman harcamış hissettim.