şükela:  tümü | bugün
  • son zamanlarda izlediğim en iyi komedyen. ıskoc. genc yaşına ragmen herkese hitap edebilen bir karakter. ayrıca tedx'te yaptigi konusmayla da bir saklaban bir komedyen degil, baya zeki dolu dolu bir komedyen oldugunu gösteriyor.
    tavsiye ederim
  • 90 doğumlu yani zaten genç olan, üstüne üstlük tüysüz sakalsız yüzüyle hepten genç gösteren ve bununla ilgili şakalar yapan, macaulay culkin olmadığını "iddia eden", genç komedyen. netflix spesiyali gayet başarılıdır. olur da intihar falan etmezse, çok öyle bir tipi var lan öyle demeyin, kendi çapında hoş şovları olacak, gelecek vaat eden bir komedyendir.
  • netflix'teki dark adlı gösterisiyle tanıdığım, kendine aptal diyebilecek kadar zeki, kitlesinin ebesini sikecek kadar plot twistli, erken büyümüş çocukadam.

    din, engelliler, pedofili gibi konularda kimileri için sivri sayılabilecek çıkışları var ama zile basıp kaçan çocuk afacanlığında yapıyor bunları. muhtemelen yaşla beraber ve tanındıkça özgüveni artar, bunların şaka olduğunun altını çizme zorunluluğu hissetmeyi de bırakır bence.

    dark'ı izleyin şekerim. başta biraz "amaan çok da sarmadı sanki" diyosunuz, sonra açılıyo. arap atı mibarek.
  • doğum gününde netflix'te gösterime giren dark şovu acayip komik. bin tane mimik yaptı eleman. hikaye kurguları da anlatış tarzı ve temposu da çok iyi.
  • netflix sayesinde tanıdığımız patavatsız adam.

    dark ve jigsaw'ı yeni bitirdim ve söylemeliyim ki hayatın gerçeklerini nüktedan biçimde başınıza kakıyor. darkta küçük yaşta kaybettiği jossie isimli küçük kız kardeşinin ekmeğini baya bir yiyor ama anlatırken gerçekten çektiği acıyı komediye aktardığını hissedebiliyorsunuz.

    jigsaw'a gelirsek bundan birkaç yıl önce kendimce bir puzzle teorisi geliştirmiştim görünen o ki tek değilmişim. puzzle teorisinde her ne kadar basit gibi dursa da hayatınızın merkezine illa bir eş değil sizi en çok neyin mutlu ettiğini bulmanız ve onu koymanız. etrafını da size neler zevk veriyorsa onlarla tamamlamanız gerektiğini söyleyen bir teori. daniel bunları anlatırken her ne kadar anlatım tarzı ve kullandığı mizah bazen ofansif olsa da hak verebiliyorsunuz. özellikle vegan konusunda asdhajsfas. kısaca ben sevdim ve daha yakından takip edilmeli.
  • entiri müziği

    jigsaw isimli gösterisi yayınlandığında 26 yaşında olmasına rağmen, ilişkiler hakkında işe yarar bilgiler vererek pek çok insanı ayırmayı başarmış komedyen. twitter'ında istatistik bile var:

    my break up tally:
    break ups - 5500+
    cancelled engagements - 25
    divorces - 32

    benim aşırı gereksiz uzunluktaki ilişkim 3.5 sene önce bitti. derken aylar geçti, tekrar başlar gibi oldu, yoo dostum yoo, bu bokun altına tekrar girmeyelim deyip bir daha birbirimizi görmemek üzere yollarımızı ayırdık. geriye dönüp bakıyorum da o kişiyle evlenip çocuk yapsaydım, bebem ilkokul iki ya da üçe gidecekti, öyle uzun bi ilişkiydi. benim ilişkimin uzunluğu kadar evli kalabilen çift göremiyorum bile şu zamanlarda. başka insanlar tarafından "ideal ilişki", "offf çok tatlısınız keşke biz de sizin gibi her şeyi birlikte yapabilseeeqqqq" "çok komiqsinizzz, süper anlaşıonuz :d" kalıbına sokulsak da gerçekte yaşadığımız şeyin enseye şaplak göte parmaktan zerre farkı yoktu. lisede başlayıp üniversite bitene dek devam eden bir şey ne aşk, ne sevgiyle ilintiliydi. daha önce birbirlerinden başkasını tanımamış, birbirinden başkasını öpmemiş, elini tutmamış iki insanın safi alışkanlıktan dolayı hastalıklı şekilde bağlanmasıydı. unumu eleyip eleğimi asmış duruma geldim, ayrıldığımızdan beri bir tane bile uzun ilişkim olmadı, karşı cinsin en ufak hareketi bile batıyor artık. katlanamıyom.

    danyel kardeşimizin anlattığı yapboz hikayesiyle özdeşleşmemek imkansızdı. üşenmeyip tek tek yazdım:

    --- spoiler ---

    "yedi yaşındayken babamın söylediği bir şey, yalnız başına ölmemin sebebi olacak. varoluş ne demek bilmiyordum, nasıl bileyim? babama dedim ki 'baba, hayatımızın anlamı ne, neden buradayız?' söylediği şuydu: 'peki, oğlum. kendi hayatını, benimkini ve diğer herkesin hayatını düşün. yaşamlarımızın, kendi bireysel yapbozlarımız olduğunu hayal et. ve yaşadıkça, en iyi resmi elde edene kadar, parçaları yavaş yavaş, deneyimlerimize ve derslere dayanarak bir araya getiriyoruz; ama mesele şu ki herkes yapbozunun kutusunu kaybetmiş. yani, yaptığımız resmin neye benzeyeceğini bilmiyoruz, sadece tahmin ediyoruz. eğer elinde bir resim yoksa, yapboz yapmanın en iyi yolu, dışarıdan başlayarak, köşeleri ve kenarları yapmaktır: aile, arkadaşlar, hobi/ilgi alanları, iş... elbette, hayatla birlikte bazı parçalar değişebilir. bazen, arkadaşların değiştiğinde, köşeleri oynatman gerekir. bazen, bir işin ve hobin olur, o zaman neye ne kadar zaman ayıracağının kararını verip parçaları oynatırsın. bazen, ailenden biri ölüp ardında büyük bir boşluk bırakır. o boşluğu doldurman gerekir, yoksa hep yarım kalırsın.'

    'peki baba, resmin esas kısmı ne? ne yapmaya çalışıyoruz?' o da dedi ki 'o, eşinin parçası. sen ve daha önce hiç tanışmadığın mükemmel kişi. ortaya çıkıp sana mükemmel şekilde uyacak, seni tamamlayacak ve hayatında ilk kez eksiksiz olduğunu hissedeceksin; tıpkı annenin bana yaptığı gibi.'

    bazıları, yanlış kişiyi, yanlış parçayı alıp yapbozuna sokmaya çalışırken uymadıklarını kabul etmez. bu kişiyi hayatımıza zorla sokarız, çünkü elimizin boş kalmasından iyidir. beş yıl sonra, tanımadığın bu yapboza bakıp dersin ki 'bu sürtüğün burada ne işi var?' * *

    kimse bir yapboz parçası değildir. dünyadaki herkes, sizin kadar karışık ve derin bireylerdir. yani o da 20 yıl boyunca kendi yapbozuyla geçirmiştir; tıpkı senin gibi. biriyle beş yıldan fazla süre geçirip tüm eğlencenin ardından yapboza baktığında farklı resimler için çalıştığınızı görebilirsiniz. farklı şeyler istediğinizi anlayabilirsiniz. ve o anda, kendine sorman gereken çok zor bir soru vardır:

    1) hayatımın son beş yılını boşa harcadığımı itiraf edecek miyim?
    2) hayatımın geri kalanını boşa harcayacak mıyım?
    --- spoiler ---
  • çok terbiyesiz bir adam. ama zeka ile karıştırınca bunu güzel şeyler çıkıyor ortaya.
  • bir gün dünyanın gelmiş geçmiş en büyük komedyenleri arasında yer alacak olan ve o gün gelince ekşi'de ilk sayfasında entry'm var diye hava atmamı sağlayacak şahıs.

    daniel sloss live shows serisindeki 1. bölüm olan dark'ta daha önce hiçbir stand-up'ta karşılaşmadığınız bi durumla karşılaşacaksınız ve en taş kalpliniz bile keşke bu kadar dark olmasaydı derken bulucak kendini.

    2. bölüm jigsaw'da ise bir profesörden veya hayatını sillesini yemiş 70'lik amcalardan, teyzelerden duyamayacağınız ölçüde isabetli, belki de ilişkilere olan bakış açınızı temelden değiştiricek tespitlerle karşılaşacaksınız.

    ve en sonda bu muhteşem arkadaşı sevdiklerinize önereceksiniz.
  • netflix’in son sıralarda bana önerdiği komedyen.
    ilk bölümü yarıda bıraktım, yarın iş var ama bu adamın ismini daha çok göreceğiz.
    espriler, seçtiği ironiler muhteşem.
    bitirdiğimde yorum ekleyeceğim.
  • netflixte ilk şovunu izledikten sonra “sen hemen gitme, sen hemen bitme he!!” diyerek 2.ye geçemediğim komedyen. esprileri genel anlamda kaldırması zor ama ofansif esprilerin hastasıyız.