şükela:  tümü | bugün
  • muzik esliginde hareket butunlugu.
    bireysel olabilecegi gibi ciftlerle ya da daha kalabalik gruplarla icra edilir.
  • hafiften içki içmeden yapılamayan olaylardan biri...
    (bkz: çirkin bir kızla sevişmek)
  • bunu yapan erkeklere genelde ibne yakistirmasi yapilir. (bkz: dans etmeyen erkekler) (bkz: erkek adam dans etmez oynar) evet, gercekten de dans etmek gibi estetik ve bir o kadar da dogal bir olayi ibnelik gostergesi sayan gerizekalilar vardir aramizda. onlara gore erkek adamin kici sadece yururken oynar, hatta mumkun mertebe afilli yuruyup "kivirtmadan" ilerlemeye calisirlar. bu tipler seks esnasinda da altta olmak isterler muhtemelen, cunku ustteyken mecburen kiclari oynayip maazallah top olabilirler (bkz: top olmak). e iki saniyelik zevk icin de bu riske degmez hani.
  • neşeli olmak, dertsiz tasasız olmanın getirisi.
  • her gün yaptığım, ama kalabalıkta yapılınca ayrı bir zevk veren, eğlenceli olay.
  • belli bir disiplin altında çalışılarak yapıldığında ruhunuzun bütün boşluklarına yavaş yavaş nüfuz eden, her seferinde biraz daha figürü, biraz daha ritmi, biraz daha coşkuyu harmanlayarak özümseyeceğiniz, bir müddet sonra bağımlılık haline geldiğini farkedeceğiniz aktivitedir.
    dans etmek hayatınıza iyice yerleştiğinde otobüs beklerken ayaklarınıza hakim olamadığınız anlar gelir, zor bir hareketi, figürü yapamadığınızda çalışmaktan adım atamayacak halde bulursunuz kendinizi, sahnede sağdan sola dönerken saçlarınızdan savrulan terler en büyük gururunuzdur aslında, ve alkışlar, kulaklarınızla duyup bütün bedeninizle hissettiğiniz bir sevince dönüşür sonunda.
    binlerce yıllık bir gelenektir dans etmek. insanoğlunun tüm duygularını hiç konuşmadan anlattığı bir ritüeldir. amin.
  • iki boyutlu bir eylemdir.

    a) rölanti: istemsizce uygulanan, komplike olmayan, ritmik salınımdır. içkinizi içerken, sigaranızı yakarken, arkadaşınızla konuşurken, kısacası kafanızı dans dışında başka biyere yönlendirdiğinizde vücudunuzun kendiliğinden aldığı biçimler serisidir.

    b) aktif figur sergisi: müziğin coştuğu, kişinin gaza geldiği, "aha dur ilik gibi iki cıvır var" diye düşünüldüğü anlarda yapılan aktif ve bilinçli danstır. çeşitli uzuvlar, muziğin içindeki çeşitli ritimlere uydurulur. genelde frekansı daha yuksek olan seslere (çiki-çiki ya da tıs-tıs gibi) el gibi hareket kabiliyeti daha yuksek organlar endekslenir. daha seyrek gelen seslere ise (zumm... zummm gibi) ayaklar ya da vücut yaylanması için dizler endekslenir. evde çalışılan ya da yandakinden öğrenilen figurlerin hayata geçmesi de bu fazda meydana gelir. beynin hemen hemen tüm fonksiyonları vücuda kenetlenmiştir. esas keyifli kısmı da budur.

    (bkz: bilinçli clubber)
    (bkz: adam olamadım bari clubber olayım)
    (bkz: kılaybır)
  • (bkz: emrah dansı)
  • son derece boktan bir eylemdir. bir süre psychedelic çalan yerlerde, the party'deki kızı taklit edersiniz, bir miktar the singles grungeı olursunuz, oliver stone'un the doors filmini toptan yok sayarsınız. gilda olamazsınız zira eldivenler son derece demodedir. fear and loathing in las vegas'da küvetteki avukat iyidir. ama en iyisi kimseyi umursamadan istediğiniz gibi müziğe eşlik etmektir. daha da iyisi the big lebowski'deki jesus'tur. ama moru sevenler için... yok eğer o renkle sorununuz varsa evde kalın kendi kendinize uzaylı zeki/ye hallerine girin zira kim ne düşünür diye panik olunduğu anda olayın ruhu gider.

    ayrıca bir trippin out'da, bir if you want me to stay'de bir superstitious*'da bir every little thing is gonna be alright'da, bir simply beautiful'da, ya da ne bileyim hard to handle'da sabit kalan kişiyle bütün ilişki kesilmelidir. bu da hayatın öğrettiği derslerden biridir.