şükela:  tümü | bugün
  • fabrice luchini, ernst umhauer ve kristin scott thomas'in basrollerini paylastiklari yeni françois ozon filmi. elestirmenlerden oldukca iyi elestiriler aliyor. yildizlar havada ucusuyor.

    imdb notu 7.5 ancak oy verenlerin sayisi 706 simdilik.

    http://www.imdb.com/title/tt1964624/

    trailer'i surada: http://www.youtube.com/watch?v=lndyu-6b5ks

    konusu icin de "a sixteen-year-old boy insinuates himself into the house of a fellow student from his literature class and writes about it in essays for his french teacher. faced with this gifted and unusual pupil, the teacher rediscovers his enthusiasm for his work, but the boy's intrusion will unleash a series of uncontrollable events. " diyor.

    eyvah eyyvah!
  • cok guzel islenmis, yerli yerinde ve doyurucu bir film. ilk basta tempo biraz dusuk kalmis olsa dahi, hikayenin ne zaman sizi icine cektigini anlamiyorsunuz. festivalde gormek gibi bir sansa muktedir olamayacagimdan kelli hemencik indirip izledim ve notumu da verdim 8/10.

    --- spoiler ---

    germain'in matematik sorularini calmasinin seyirciye daha iyi gecmesi gerekiyordu. seyrederken yok artik sorulari da calmaz heralde dedim ve garipsedim cunku henuz claude un yazilarinin devam etmesini ne kadar arzuladigi (veya bunu yapacak kadar arzuladigi) yeterince vurgulanmamisti.

    claude gercekten cok iyiydi. koca adami parmaginda firildak gibin nasil dondurdu sıbyan.

    --- spoiler ---
  • olay kurgusu yerinde, oyunculuk başarılı, dili abartı ve bol betimlemeli. edebiyat yüklü, sıkıcı olmayan, hafif gerilim yaratan bir fransız filmi. bir zamandan sonra, sonraki sahneyi merak ediyorsunuz, heyecan duyuyorsunuz claude yazdıkça...

    --- spoiler ---

    claude ciddi milf hunter'lığa aday. germain'in edebiyata olan tutkusu ve çocuk yazsın diye her şeyi yapabilecek olması izleyene de heyecan veriyor. normal bir ev hanımı olan esther'i, öyle bir merakla izliyoruz ki, bu da filmin amacına ulaştığını gösteriyor.

    --- spoiler ---
  • 32. istanbul film festivali'nde gala bölümünde izlenebilecek fransız yönetmen françois ozon'un filmi. sanırım son yıllarda çektiği en iyi film. film zeki, film gizemli, film bir harika.
    mayıs ayında vizyona girmesi bekleniyor.
  • insanı içine çok iyi çeken bir fransız yapımı film. sonuna kadar gerçek ile kurgu arasında gelgitler devam ediyor. ayrıca sistem eleştirisi ve tekdüzeleşme mevzusu filmin içine çok güzel yerleştirilmiş.

    --- spoiler ---

    filmin sonunda öğrencinin gerçekte var olmadığını, her şeyin german'ın hayal ürünü olduğunu düşündüm ancak film bu noktada kesin bir cevap vermiyor.

    --- spoiler ---
  • baba oğul ilişkisi, eve dönüş, fabrika köylü mücadelesi, denizdeki eşsiz başarılar, yaşlanınca olacaklar derken yaşa be ozon! dedirten bir konuya sahip şahane festival filmi. kısaca bir edebiyat hocasının garip hikayeler yazan öğrencisi ile yaşadığı çıkmazı anlatıyor. film boyunca türlü çeşitli yazarlara değinilir, tam bir edebiyat şöleni de olmuş diyebilirim. kurgu şahane, oyunculuk şahane ..çıkmaz yolların tabelasısın ozoncuğum. sana puanım dokuz kanka
  • my friends hot mom sendromu yaşayan bir ergenin müthiş yazarlık yeteneğinin işlendiği oldukça sürükleyici ve enteresan bir ozon filmi.
  • istanbul film festivali kapsamında, atlas sineması'nda izlediğim ve hayran kaldığım film.

    genel olarak filmi yorumlayacak olursak; çok fazla, çeşitli olaylar olmamasına ve az sayıda karakter barındırmasına rağmen bir dakika bile sıkılmanıza izin vermeyen türden bir film. belli başlı birkaç mekanda, çoğunluğu diyalog olarak geçiyor ama gözlerinizi bir an bile alamıyorsunuz ve hikayeye kendinizi kaptırıyorsunuz. oyunculuk kalitesi gayet yerinde, atmosfer seyirciyi içine alabiliyor, hikaye ilgi çekici ve merak uyandırıcı, karakter tahlilleri leziz ve tempo muazzam.

    --- spoiler ---

    film boyunca izleyici olarak kafada "claude ile esther ne zaman sevişecek?" sorusunun dönmesi ilgiyi üst seviyede tutuyor. filmin sonlarında işler biraz boka sarıyor ve olayların hangisi gerçek, hangisi kurgu şaşırıyorsunuz. ama bu şaşkınlık, sizi olayı çözümlemeye ittiği için bambaşka bir keyif.

    germain claude'u yönlendirirken aslında claude'un germain'le oyun oynamasını anladığınız an duyduğunuz haz anlatılamaz. sonunda jeanne'in germain'i terk etmesi, claude'un günlük hayatı hakkında çok az şey bilmek, çocukların paso matematik çalışması, claude'un paso yazması ve çok iyi yazması yer yer abartı gelebilir ancak bunun bir film olduğunu kabullendiğinizde her şey yerli yerinde.

    --- spoiler ---

    baba-oğul ilişkisi ilginizi çekiyorsa, karakter çözümlemelerini beğeniyorsanız, bir de yazmaya meraklıysanız kaçırmamanız gereken bir başyapıt.
  • son zamanlarda çekilen filmler arasında gerilim duygusunu seyirciye en özgün şekilde nakşeden film. gerilim dışında merak unsurunu da çok iyi kullanmış françois ozon; hem seyiciler üzerinde hem de yarattığı karakterler üzerinde. bol tasvirli yazın eserleri okumayı seven çoğu kişinin bu filme bayılacağını düşünüyorum. ayrıca ozon etkisinden mütevellit eş cinsellik teması bu filmde de var.

    --- spoiler ---

    claude'un yazarken kullandığı tasvirler mükemmel değil, ama fazlasıyla etkileyici ve başarılı. tam da olması gerektiği gibi. bu açıdan film hiç yapay durmuyor. gerilim her an yükseliyor. claude'un rapha'ların evinde yaptığı tehlikeli geziler de keza seyirciyi hop oturtup hop kaldırıyor. merak duygusu bir an olsun körelmiyor.

    filmde birçok ikili ilişki de dikkat çekici ve hepsi claude'un etrafında dönüyor. claude ve öğretmeni, claude ve arkadaşı, claude ve arkadaşının annesi, claude ve öğretmeninin karısı şeklinde birçok ikili gerilim sahnesi ve merak uyandıran bir devamı gelecek yazı dizisi var.

    birçok yazara yapılan göndermeler ile isimleri anılan ve üzerinde küçük tartışmalar yapılan edebiyat eserlerinin hatırlatılması da güzeldi.

    --- spoiler ---

    iyi seyirler.
  • başkalarının hayatları üzerine yapılmış en etkili filmlerden biri. konu o kadar akıcı şekilde işlenmiş ki, filmin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile.

    --- spoiler ---

    bir anda kapı aralığından claude'la birlikte artole ailesini izliyorsunuz, ardındaki sahnede evin içine giren germain sizi bu histen uzaklaştırıveriyor.

    claude'un çekmeceleri karıştırırken bulduğu röntgen filmini izlerken, bir yandan hepimiz aklımızın derinliklerinde kimlerin röntgenlerini çektiğimizi düşünüyoruz. germain, claude'un bu veriyi hikayede kanser olarak işlemesini istemiyor, bunun hikayeyi ucuzlaştıracağını düşünüyor, tıpkı parkta sarı yapraklar üzerinde dansetme fikrini ucuz bulması gibi.

    aslında claude'un aklında kanser yok, nitekim daha sonra esther belinden olduğu ameliyatı, sadece artık dansedemediği sonucuyla ilişkilendiriyor. germain'in başarısız bir romancı olmasının nedeni burada işte; kanserle sarı yapraklar arasında kalan çizgide claude dans ediyor, germain ise neyin ucuz olduğu saplantısına takılıp kalıyor. bu yüzden claude'lar hep konuşmalı, yazmalı, evin içinde değil elbet ama etrafta olmalı.

    --- spoiler ---