şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir fransız, şarkı da söylüyor. küba müziği yapıyor sanırım, havana diye bi albümü var, ki tüm şarkıları napster lanmaya değer diye düşünüyorum.
  • en iyi sarkisi ma fiancee elle est partie olup, bu sarkiyi kazara yazdigi soyenmektedir
  • nişanlısının dany'i kazara terkettiği varsayıldığında bu da mümkün, bi de "elle dit non, non, non" diye bi şarkısı var ki nişanlının terketme sebebi de buralarda bir yerde gizli olabilir...
  • tüm albümlerindeki toplam şarkıların yüzde seksene varan bölümünü aynı hayranlıkla dinleyebildiğim nadir sanatçılardan. orta yaşlı, tipine göre değerlendirmek gerekirse piyasa adamı. sırf fransız hatunlara adadığı bir albümü var. "pourtant" adlı şarkısına dikkat.
  • ülkemizde "il n'ya que les filles qui m'interessent, à tout le reste je m'enfous" (sadece kızlarla ilgilenirim, gerisini boşveririm) adlı şarkısıyla tanınan; sade, huzur veren söz ve besteleriyle dikkat çeken fransız şarkıcı. 2001 yılının mart ve mayıs ayları arasında roma'da kaydettiği "dolce vita" albümünde son şarkı dışında (tu vuo' fa l'americano) 9 şarkının söz ve müziği kendisine ait. keyifle dinlenilen bir albüm, özellikle roma şehrinin güzelliklerini ve yaşama sevincini yansıtan dans les rues de rome (roma sokaklarında) adlı parçası italya ve roma ile gerilimin yeniden tırmandığı bugünlerde havayı yumuşatacak türden.
    dany brillant'ın "vive la france - 2 " adlı karışık albümde yer alan "dieu" (tanrı) adlı parçası da huzurlu ve başarılı bir çalışma.
  • aslen jazz soyleyen fransiz sanatkar.
  • turkiye' ye gelirse eger suraya yaziyorum muhtemelen babylon da calip soyleyecek sirin otesi insan.
  • ilginc sekilde fiziksel olarak yavuz bingol e benzedigini dusundugum sarkici
  • resmi web sitesi http://www.danybrillant.com/ olan ve bir pazar sabah 05:00 sularında hakkında korkunç bir tematik yapacağım şarkıcı.
  • sinekkaydı, eline sigara yakışan bir fransızdır kendisi. elvis presley 'in fazlasıyla fransız şarabına bulanmış -görüntü itibariyle tabii müzik değil- halidir. müziği ağızda eriyen bir parça çikolata gibidir. her zaman tatlandırır, ballandırır. hiç yormaz, akıp gider. charles aznavour 'un derin parçası hier encore u bile tüy hafifliğinde icra etmiş, gevşetmiştir. bu yüzden bu adamın daha büyümesi, daha agirbasli parçalar yapmasi gerek. en iyi parçalari da dieu ile ronsard 96 'dir, hareketlilerinden çok. sarap gibi adam, zamanla daha iyi olacak tabii.
    ayrıca türkiye ye konsere gelmiştir çoktan. hem de ankara'ya gelmistir istanbul dururken. fakat ne güsel ki izlemeye muvaffak olabildik. odtü'de kongre salonunda kendisiyle karsilikli göbek attik. bir güsel salsa yaptik. salonda sadece 100-150 kisi vardi zaten. herkes bir ara sahneye hücum etti. yakindan dany, fotograflarindan çok daha karizma, yanik bir teni derin bakan gözleri var hem de yesil. ayrica az seyirci olmasina ragmen hiç de konseri sallamadi, gayet efendi, interaktif bir biçimde konserini verdi. tatmin etti yani her asamada. istekleri yerine getirdi, bise çikti. kulis arkasi imzalarimizi da aldik, pek fukara fransizcamizla iki laklak ettik. müzisyenleri hatta bazi izleyicileri hilton roof'a davet etti yanibasimizda dahası.
    sonra en son olarak jazz a la nouvelle orleans adında bir albüm çıkardı ve albüm sürprizi olarak fly me to the moon u yorumlamış.