şükela:  tümü | bugün soru sor
  • her seçim çevresinden tek bir temsilci seçilen seçim sistemidir. kaçınılmaz olarak çoğunluk sistemi uygulanır. her seçim çevresinde seçim barajı uygulanabileceği gibi, uygulanmayabilir de... seçim barajı uygulanırsa, bu yüzde 40, ya da yüzde 50 olabilir. ilk turda barajın aşılamaması durumunda ikinci tura geçilir.
  • partinin isminden daha cok, adayin ozellikleri on plana cikacagi icin demokrasimizin en cok sikayet edilen sorunlarindan "siyasi partilerdeki tek adam sultasi"na cozum olacaktir.

    dar bolge secim sistemi ile meclise girmis milletvekilleri, su anki sistemle karsilastirildiginda kendisini listede secilebilecek bir yere yerlestirmis parti liderine degil, kendisine geri kalan diger partilerin adaylarindan daha cok oy vererek onu dogrudan meclise gondermis secmenlerine karsi sorumluluk duyacaktir.

    istanbul, ankara gibi her bir secim bolgesi yaklasik 20 milletvekili adayindan olusan bolgelerdeki secmenlerin sadece parti secerek o partinin hepsini tanimasinin mumkun olmadigi 20 adayina birden oy vermek zorunda kalmayacaklardir.
    dar bolgede, her parti sadece 1 aday gosterebileceginden, secmenler sadece partiye ya da liste icerisindeki birkac yildiz isme degil kendisini temsil edecek 1 adaya daha dikkat edeceklerdir.

    pekiyi bu dar bolge secim sistemi nasil isliyor?
    oncelikle su anki secim sistemimize kisaca goz atalim:
    550 milletvekili, illerin (istanbul, ankara ve izmirde secim bolgelerinin) nufuslarina oranla paylastirilir.
    ornegin 2011'de "malatya" 6 milletvekili cikartirken bunlarin 5'i %68 oy alan akp'ye, 1 tanesi de %20 oy alan chp'ye gitmis.
    partiler secime 6 aday ile girmis; oy oranlari, ilin tamamindaki oylarin toplami olarak degerlendirilmistir.
    yani, kuvvetli bir partinin listesinden secime son siralarda girmeyi basarmis bir milletvekili adayi halk tarafindan pek tutulmasa da ustundeki adaylarin ya da partinin omzuna basarak milletin vekili olarak meclise girmeye hak kazanmis.

    oysa ki, dar bolge secim sisteminde, malatya milletvekili sayisi kadar (6) secim bolgesine ayrilacakti.
    her bolgedeki secmen sadece 1 milletvekili sececekti. dolayisiyla halkin cogunlugundan onay almamis birisi listelerinden arasindan kiyisindan milletvekili secilemeyecekti.

    secim sirasinda secmenler, listelerin secilebilecek yerlerine serpistirilmis, ya da tam tersine partinin guclu oldugu illerde listenin tepesine gokten dusen torpilli kisilere mecburen oy vermek durumunda birakilmayacaklardir.

    yaklasik 40milyon secmen oldugu varsayilarak, 550 milletvekili secmen sayisina bolundugunde her bir dar bolge, yaklasik 80bin secmenden olusacak.

    her bir milletvekili, kendi secim bolgesindeki 80bin kisinin cogunlugunun (ya da secime katilan adaylarin icinden en cok oy oranina) oyuna ihtiyac duyacagi icin hem secim sirasinda hem de yeniden secilebilmek icin secim sonrasinda kendi bolgesinin sorunlarina daha yakin durmak zorunda kalacaktir.

    meclisteki kararlarda parti liderinin sozunden cikmayan milletvekilleri, gercek sinavi secim bolgelerini ziyaret ettiklerinde alacaklardir.
    ayni sekilde, secim bolgelerindeki secmenlerinin bolgeye ozel sorunlarini mecliste daha gur seslendirmek zorunda kalacaklardir.

    bugunku mecliste en cok tepki ceken isimlere bakildiginda akp'den secilmis istanbul milletvekili futbolcu yorumcu ile diyarbakirdan kimsenin anlamadigi bir mekanizma ile secimden gunler sonra baskasinin hakki gasp edilerek secildigi aciklanan kisilerin meclise girmesinin pek mumkun olmayacagi rahatlikla gorulebilir.
    girmis olsalar bile, kendilerini secen yaklasik 70-80bin kisilik secmene karsi sorumlu olacaklarindan, simdiki gibi sadece parti baskanlarina hesap veren, kendilerine dolayli yoldan da olsa oy vermis secmenleri bile iplememeleri mumkun olamayacakti.
  • gelecekten not: üç farklı başlıktaki tüm entrylerim bu başlığa toplandığı için bu başlıkta çok fazla entrym oldu. yoksa bu konu ile ilgili özel bir saplantım yok.

    ------

    her ne kadar iki turlu dar bölge seçim sistemi şeklinde olmasa da, benzer bir uygulama geliyor gibi görünüyor.

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25388884/

    senelerdir neden böyle olması gerektiğini eşe dosta anlatmaya çalışmaktan dilimde tüy bitmişti. bakalım bu orta yolcu metot nasıl işleyecek.
  • milletvekilinin gerçekten "milletin vekili" olduğu sistem.

    şu an uygulanmakta olan blok liste sisteminde kaç taneniz millet vekillerinin adını biliyor? (bağımsızlara oy verenleri tenzih ederim) sıradan bir vatandaşı çevirip "kime oy verdin?" diye sorsan tayyip, kılıçdaroğlu falan der. halbuki eğer o liderin bölgesinde oy kullanmadıysanız (örneğin tayyip erdoğan için istanbul 1. bölge) o zaman o lidere oy vermiş olamazsınız.

    halbuki yerel seçimlerde öyle mi? herkes oy verdiği adayın kim olduğunu biliyor. bu yüzden seçmenler verdiği oyun hesabını sorabiliyor. partiye değil, adaya oy veriyor.

    işte dar bölge seçim sistemi genel seçimlere de bunu getirecek. kime oy verdiğiniz belli olmayan 20 kişilik bir listeye oy vermeyeceksiniz. millet vekilinizi tanıyacak, oyunuzun hesabını soracak, yönetime daha şeffaf ve doğrudan katılacaksınız. şafak pavey'e oy verdiğinizde aynı zamanda nur serter'e de oy vermiş sayılmayacaksınız.
  • 20 ekim 1991 milletvekili genel seçimleri'nde bölge barajı ile birlikte uygulanmış sistemdi. bölge barajı dediğimiz de bir bölgede seçilen milletvekili sayısının yüzde ile orantılanmasından bulunan abuk bir şeydi. (örn: 5 milletvekili çıkaran bir bölge için %20'den aşağı oy alan partiler baraj altı kalmış sayılıyor, akabinde d'hondt yöntemiyle vekil sayısı hesaplanıyordu.)

    velhasıl, demokrasilerde çare tükenmez, kafamızı toprağa indirip güvende hissederken asıl tehlikenin popomuzda olduğunu farketmeyiz. metaforum nasıl olmuş necati?
  • şu noktayı açıklığa kavuşturalım; iktidarın gelecek seçimde uygulanmasını önerdiği sistem bu değil.

    gerçek dar bölge seçim sistemi iki turlu olur ve her bölgeden tek bir aday seçilir. eğer adaylardan biri oyların yarısından fazlasını alamazsa ikinci tura gidilir ve o bölgede en fazla oy alan iki aday tekrar seçime girer. böylece oy verdiğiniz aday elense bile "kötünün iyisi" olarak gördüğünüz adaya oy verme şansınız doğar. seçim barajına gerek yoktur, çünkü zaten yarış o bölgedeki adaylar arasındadır ve ikinci turda seçilen aday geçerli oyların yarısından fazlasını alarak seçilir. bölgenizde seçilen milletvekilini ismiyle cismiyle bilirsiniz. size karşı direkt olarak sorumludur. kendisini seçenin parti başkanı değil, bölgesindeki seçmen olduğunu bilir. ona göre davranır...

    iktidarın önerdiği orta yolcu sistemin getirilerini/götürülerini şu an ön göremiyorum. dünyada uygulanmış benzer bir örnek olup olmadığını, ve varsa bu örneklerin nasıl sonuç verdiğini de gerçekten merak ediyorum.

    şerh: tabii ki bu tarz bir demokrasi anlayışının bir anda yerleşmesini beklemek ya da sadece bu sisteme bağlı olduğunu düşünmek abuk olur. bizimkisi uzun vadeli bir temenniden ibaret.
  • aday listelerinin hazırlanmasının rahatlatılmasıyla da alakası var bence.

    listede sonlara kalan güçlü isimlerin yarattığı huzursuzluğu bir nebze giderebilir. örnek istanbul'un 90 milletvekili olsun, her semtinden de partinin çok yakın oranda oy aldığını varsayın. 18 bölge olursa: 2. sıradan adaylar, 3 bölgeli sisteme göre 7-12 arasına denk gelecektir. seçilme şansları 7-8. sıralar için muhtemel, 9 belki, 10-11 zor / çok zor, 12 imkansıza yakın olarak ihtimallendirilirse; 18 bölgeli seçimin nasıl daha eşit şartlar sunabileceğini siz hesaplayın artık.

    artı, seçilmesi çok muhtemel olsa dahi 3. sırada aday gösterilmek zorunda kalınan ağır topların kurtarılan karizmasını hesaba katın.
  • demokrasi mevhumunun en iyi işlediği ülkelerden biri olan fransa'da ve dünya'nın en büyük demokrasisi olan hindistan'da uygulanmaktadır.

    tabii ki bu ülkelerde kullanılan sistem akp'nin önerdiği 5 milletvekilli bölge sistemi değil. yoksa esas dar bölge seçim sisteminde parti aday listesi gibi bir kavram yok. partilerin her bölge için tek bir adayı olur ve o aday da o bölgedeki partililerin arasında yapılan ön seçimle belirlenir. bu seçimde kaybeden adaylar isterlerse bağımsız olarak aynı bölgede seçime girebilir.

    ayrıca eğer gerçekten aslına sadık bir biçimde uygulanırsa bdp'nin büyük şehirlerde seçilme şansının azalacağı doğrudur, fakat bu eksiklerini kürt nüfusu yoğun olan illerden misliyle telafi edeceklerdir. ki şunu da belirtmek lazım, bir adayın sizin milletvekiliniz olması için mutlaka desteklediğiniz partiden olma zorunluluğu da yoktur. örnek verelim, siz bir mhp seçmenisiniz. ilk turda mhp adayına oy verdiniz ve bölgenizde akp %40 chp %30 mhp %20 oy aldı. hiçbir aday %50yi geçemediği için ikinci tura geçildi. ikinci turda akp'li ve chp'li adaylar yarışır ve siz bir mhpli olarak hangi adayın söylemlerini kendinize daha yakın buluyorsanız ona oy verirsiniz. yani ikinci turda oy verdiğiniz "kötünün iyisi" aday seçilirse sizi kısmen de olsa mecliste temsil etmekten sorumludur. yoksa tekrar oyunuzu alamaz. aynı durum büyük şehirlerdeki bdp seçmenleri için de geçerli. belki istedikleri adayı meclise sokamayabilirler ama en azından istemedikleri adayın meclise girmesine engel olabilirler.

    yine de şunu tekrar vurgulamak lazım ki, akp'nin gelecek seçim için önerdiği sistem bu değil, buna "benzer" bir sistem. "ne kadar benziyor?", "içine sıkıştırılmış bir hinlik var mı?" gibi soruların cevabını ise zaman gösterecek.
  • aşağı yukarı şuna benzer etkileri olacak sistem:

    http://homoinsurrectus.com/…demokrasinin-trajedisi/
  • esasında güzel ve akıllıca bir sistem. ancak ülke barajı varolduğu sürece (%5 dahi olsa) anlamsız olan sistem.