şükela:  tümü | bugün
  • gerçek anlamda bir türlü kafamın basmadığı günlüklerdir. doğruluğu konusunu bilemiyorum. zira bu günlükler üzerinden yürütülen bir operasyonda bunu yazan kişi sorgulanmıyorsa bunun doğruluğu ister istemez kafa karıştırıyor. birçok gariplik var aslında olayda.

    mesela daha ergen çağlarda günlük tutarken bile bilinmesini istemeyeceğiniz şeyleri yazmaktan çekinirdiniz. "ya bir bulup okuyan olursa" diye. ergen dünyada "utanılacak" eylem olarak nitelendirilen ,eylemde değil sadece düşüncede kalmış hevesleri bile " korkuyorum yazmaya, birisi okurda öğrenirse ne yaparım ben?" evhamı ile kendimize sır tutardık.

    "onunla bunun ne alakası var lan!" diyecek olacaktır mutlaka. ama garip gelmiyor mu? bu kadar kritik noktada birisinin en hayati bilgileri , konuşmaları , eylemleri , düşünceleri günlüğüne dökmesi ne kadar mantıklı.
    işin daha da ilginci bu belgelere medyada ki herhangi bir dergi ulaşabiliyor. devletin en önemli noktalarından birisinde görevli bir generalin bu kadar gizli tutulması gereken bilgileri bu kadar tedbirsizce kaleme dökmesi ne demektir. yani bu ülkenin güvenliği ve gizliliği bu kadar kolayca ihlal edilebilir mi? her türlü bilgiye isteyen biraz uğraşıp ulaşabilir mi?
    üstelik gizli bir darbe hazırlığı yapıyorsun. insan en basitinden sürekli kaosta olan bir ülkede sözlük tabiri ile yazdıklarının gün gelince göte girebileceğini bilmek zorundadır. hele bu ülkede yatak odana kadar herşeyin bilinebiliyorsa.

    bir de günlüklerin sanki bir genç kızın kaleminden çıkmış gibi durması dikkat çekiyor. sürekli birbirine küsmeler, kızmalar, gizlice buluşmalar, arkadan iş çevirmeler .

    ooohho bu ne lan! general adamların yaptığına bak sen.
  • haklarında mahkeme tarafından teknik inceleme yaptırılmamıştır. savcılığın yaptırdığı teknik inceleme vardır. alper görmüş'ün yargılandığı davada alper görmüş günlüklerin özden örnek'in bilgisayarından çıktığı belirlendi diye değil basın özgürlüğü, ifade hürriyeti gibi soyut genel gerekçelerle beraat etmiştir. aslında mahkemenin konunun esasına girip günlüklerin gerçekliğini ya da sahteliğini belirlemesi ideal olandı. alper görmüş de bunu istiyordu. zaten bu nedenlerle beraat kararını temyiz etti diye biliyorum. hal böyleyken mahkemenin inceletmesi ile belgelendiğini iddia etmek ahlaki değildir. ya göz göre göre yalan söylemektir ya da cehalet göstergesidir. ha savcılığın yaptırdığı inceleme önemsiz midir? elbette değildir. ama önce dürüstçe bu söylenir, bunun üzerine yorum yapılır.

    buyrunuz:
    "taraf gazetesinin 26 mart günü yayımlanan manşet haberinde, ergenekon soruşturmasını yürüten cumhuriyet savcısı zekeriya öz’ün, yürütülen soruşturma kapsamında tanık olarak bilgisine başvurduğu görmüş’ten aldığı günlüklerin kopyasının emniyet birimlerine yaptırılan incelemesinde günlüklerin örnek’in bilgisayarından çıktığı belirlenerek bir rapor haline getirildi."
    http://www.medyakronik.com/haber/368/

    (bkz: okuduğumuzu anladık mı)
  • duydukça gülesimi getiren günlükler la bunlar sldfjdslkfjlsdkfjs. düşünsene la, bir sürü kerli ferli adam, böyle sesleri gür, kaşları çatık falan. komutan yani adamlar, başka türlü olmaz ki. hepsi bu model. soyadları bile enteresan olan adamlar bunlar. neyse işte, bunlar böyle toplanıyorlar gizli gizli. konuşuyorlar, "ülke çok şeyoluyo, buna dur dememiz lazım!! raat hz'ol!! rahatta dinle!" filan diye. sonra dağılıyolar evlere.... yaa işte ondan sonrası ço acayip lan. napıyo ki bunlar sonra? eve gider gitmez pembe ayıcıklı pijamalarını giyip, sıcak çikolatalarını alıp odalarına mı çekiliyolar? böyle yatağa yüzüstü uzanıp defterini açıyo. ayaklar dizden kırılmış sallanıyo filan. "sevgili günlük, bugün albayın evinde toplandık" diye başlayıp, böyle arada kalemin arkasını ısırıp uzaklara dalmaç? sldkfjlkdsfjls komtan olm bunlar. emirlerinde bir dünya vatani görevini yapan adam var, sabaha anasını ağlatçaklar alayının, o ne hal yaa? lsdkfjldskfjlsdfs. "yaaa var ya günlük, her şey çok güzel olcak, buna tüm kalbimle inanıyorum. böyle taksim meydanına bomba filan koycaz yaaa çok heycanlı diyil miii ;)) sonra şeyciler de işte ötekiler mi yapmış sancakmış ne, albayım ço güzel planlamış hepsini inanamazsın yaneee :))" bu mu yani? "günlük bi de bunları babam okurmuuuuş var yaaaa ehehehe ;))". babam derken, devlet baba metaforu yaptım, nası olmuş la? lsdkfjlsdkfjs.

    bu adamlar mı hükümet devirecek, rejim değiştirecek la? olm 2010 yılındayız, elalem evinin salonunda konuşurken bile şifreli konuşuyor millet dinler diye. bizimki günlük tutuyor dlskfjdslfjdsl. ben ülkenin başında olsam, gelip deseler bana, "efendim darbe günlükleri bulduk! çok önemli!!" gülmekten altıma işerim. tutuklamak ne yahu sldkfjsdkfjs. bunu yapan adamdan niye korkayım? ha ama fazla da yetki vermem daha. ülke de emanet edilmez yani böyle adama. ver eline bi defter, sayfalarına gasteden sibel can resmi kesip yapıştırsın. hülya avşar kartpostalı yapıştırsın, anket defteri yapıp diğer komutanlara yazdırsın. hatıradır yani. "bir yağmur damlası olsanız g3'ünüzün neresine düşersiniz? ;)" gibi sorular olsun. burada da g3 ile manita göndermesi yaptım askerliğini yapan okurlarımız anlayacaktır lsdkfjdlskfjs.

    "en sevdiğiniz yerli erkek şarkıcı: hasan mutlucan" hah işte böyle cevap veren varsa o ankette, onu takibe al. o tehlikeli. ama baktın onun da evinde günlük var, sal gitsin lksdflsdkfjdlskf. böyleyken böyle işte sevgili günlük.

    mani:
  • ülkemizin içler acısı durumunu bir kez daha gözler önüne seren günlüklerdir.

    ecnebilerin günlükleri:
    narnia günlükleri
    spiderwick günlükleri

    bizim günlüklerimiz:

    sizofreni günlükleri
    darbe günlükleri

    harikayız ya.
  • bir günlükten ziyade, bir defada oturulup yazılmış intibaı uyandıran, üçüncü kişilerin de anlayabileceği gibi formüle edilmiş, roman taslağına benzer bir metin. halbuki, günlük, kişinin kendisi için, ileride bazı olayları hatırlamak üzere yazdığı notlardır. bir nevi tutanak değildir.

    bu gözle bakınca, günlükte geçen bazı ifadeler son derece gayrı tabii duruyor.

    --> "günümüz ziyaret ve brifingle geçti. önemli ziyaretçim kara kuvvetleri komutanı org. aytaç yalman'dı. denk ve kafadar. kendisini 1993 yılından beri tanıyorum."

    böyle mi yazar insan? "aytaç geldi" der, "aytaç bey geldi" der, "aytaç paşa geldi" der. rütbe/pozisyon belirtmeye gerek var mı? askeriye senin hayatın, yarın-öbür gün aytaç yalman'ın hangi pozisyonda olduğunu unutmana imkan var mı?

    "denk ve kafadar" gibi bir tanımlamaya ne hacet var? insan, ilişkide olduğu kişiler hakkında ne hissettiğini zaten bilir. "unuturum, munuturum" diye böyle zabıt tutar mı?

    "kendisini 1993 yılından beri tanıyorum" diye yazmaya gerek var mı? kime yazıyorsun ki sen bunları? kendine. bir adamı nereden, nasıl, ne zamandır tanıdığını bilirsin zaten.

    bunu kendiniz yazdığınızı düşünün. bu şekilde mi yazarsınız? unutmayın, ileride okuyacak olan da bizzat sizsiniz, başkası değil.

    --> "genelkurmay başkanı'nın bir yanında ben diğer yanında kara kuvvetleri komutanı orgeneral aytaç yalman oturuyordu."
    yine yukarıdaki gibi: "kara kuvvetleri komutanı orgeneral aytaç yalman". insan böyle mi yazar günlüğüne?

    --> "genelkurmay ikinci başkanı orgeneral ilker başbuğ, imam hatip mezunlarına üniversiteye giriş kolaylığı..."
    yine aynı şey. günlük değil, trt haber bülteni mübarek: "genelkurmay ikinci başkanı orgeneral ilker başbuğ..."

    aynı şekilde,

    --> "ibrahim istifa olayını açıklayınca kızılca kıyamet koptu. kara kuvvetleri komutanı orgeneral aytaç yalman çok bozuldu..."
    --> "jandarma genel komutanı orgeneral şener eruygur'un isteği üzerine jandarma sosyal tesislerine gittik."
    --> "ne olduğunu sordum, kara kuvvetleri komutanı orgeneral aytaç yalman cevap vermedi..."
    --> "ben denetlemeye gittiğim zaman hepsi jandarma genel komutanlığı'nda toplanmışlar ve jandarma genel komutanı orgeneral şener eruygur onlara bana salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş..."
    --> "jandarma genel komutanı orgeneral şener eruygur'un amacı kara kuvvetleri komutanı olmak."
    --> "sabah bir ara beni jandarma genel komutanı aradı."

    böyle başka örnekler de var. hepsini tek tek sıralamaya gerek yok.

    diyeceksiniz ki, "sana ne? adamın keyfinin kâhyası mısın? adam belki aşırı düzenli. hani şu cüzdandaki paraların atatürk'lerini aynı tarafa denk getiren titizler gibi, kendi kendine mektup yazarken bile üçüncü şahıslara saygıda kusur etmiyor."

    o zaman şunlar neyin nesi oluyor?

    --> "14:00'te genkur (genelkurmay -nokta) karargahına gittim"
    --> "ortalıkta sezdiğim kadarı ile jangenk (jandarma genel komutanı şener eruygur-nokta) kışkırtıcı rol oynuyor"
    --> "haber her zamanki gibi jangenk'e gelmişti"
    --> "beraberce kara kuvvetleri komutanlığı'na gittik. jangenk da geldi"
    --> "genelkurmay başkanı, kara kuvvetleri komutanı, jangenkk oradaydılar"
    --> "diğer yandan da aytaç paşa da aynı şekilde onu sıkıştırmaya devam etti"
    --> "hepimiz hemen birkaç konu tesbit ettik ve aytaç paşa'ya verdik"
    --> "aytaç paşalar'a ziyarete gittik ve hemen konu ülke meselelerine döndü"

    eee, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? bir öyle, bir böyle...

    detaylar önemlidir. bu kadar bariz üslup farkları, "canım, ne var, öyle esmiş, öyle yazmış" diye geçiştirilemez.

    bu tutarsızlıklardan şunları çıkarabiliriz:

    a) bu günlükler özden örnek'indir. bay örnek, kâh dr. jekyll, kâh mr. hyde ruh halleri arasında gidip gelmektedir.
    b) bay örnek, bir günlük tutmuştur. ama bu, üslubu kendisinden farklı birisi tarafından redakte edilmiştir. eklemeler, çıkarmalar yapılmıştır.
    c) aslında bunlar günlük değil, bir roman taslağıdır.
    d) hepsi.
    e) hiçbiri.
    f) hem hepsi, hem hiçbiri.

    söz konusu günlüklerin gerçekten bay özden örnek tarafından yazıldığını kesin olarak ispat etmek mümkün değil.

    word'ün bazı versiyonlarının, dosyaların içine, yaratıldığı makineye bağlı bir nevi kimlik numarası yazdığı söyleniyor (bkz: pid guid). bunun tüm versiyonlar için geçerli olup, olmadığını; olsa bile, başka bir bilgisayarda yazılmış bir dokümanın, son makinede açılıp, save edildiği zaman hala yazıldığı makinedeki numarayı mı, yoksa son save edildiği numarayı mı tuttuğunu bilmek lazım. yaratıldığı değil de, kaydedildiği son pc'nin numarasını tutuyorsa, o dosyayı elde edecek kadar özden örnek pc'sine yaklaşabilen kişi ya da kişiler, başka bir yerde yazdıkları bir dosyayı, özden örnek pc'sinde saniyeler içinde açıp, kaydedip, tekrar kapatarak, dosyanın özden örnek pc'sinde yazıldığı intibaını uyandırabilirler.

    word dosyası başka makinede açılıp, kaydedilse dahi, orijinal kimlik numarasını aklında tutuyorsa bile, aklı biraz eren biri, bunu dışarıdan editleyip, istediği bilgiyi içine yazabilir. orijinal kimlik numarası her durumda dosyanın içinde kalıyorsa, o zaman başka birşey de olabilir: söz konusu günlüklerin, özden örnek pc'sindeki kopyasında, o dokümanın, o pc'de yaratılmamış, oraya sadece kopyalanmış olduğu da ortaya çıkabilir. işte o zaman, buyrun şenliğe!

    bütün bu çıkarımları yapabilmek için de, "o" bilgisayarı teknik olarak iyice bir incelemek gerekir. bu durumda da varılabilecek tek kesin sonuç, bu günlüklerin özden örnek'in bilgisayarında yazılmadığı ve oraya sokuşturulduğu olabilir, tersi değil. günlüklerin el yazısı kopyaları bulunmadıkça...
  • nasıl ele geçirildiği bilinmeyen günlüklerdir,
    konu hakkında fatih altaylının bugünkü yazısı:

    bir kaç gün önce önemli, yüksek rütbeli bir komutan ziyaretime geldi. kendisi adına çok önemli bilgileri bana ulaştıracak bir başka yüksek rütbeli askerle görüşüp görüşemeyeceğimi sordu.
    “görüşürüm” dedim.
    “vereceği bilgiler önemlidir. dikkate almanızı tavsiye ederim” dedi.
    daha sonra söz konusu kişiyle buluştuk.
    o da hayli önemli bir isimdi.
    ilginç olaylar anlattı. anlatılanların bir bölümü emekli deniz kuvvetleri komutanı özden örnek’le ilgiliydi.
    naklediyorum.
    “özden örnek paşa, oramiralliğe yükseleceği zaman ilhami erdil karşı çıkmıştı. özden örnek bunu unutmadı. komutan olunca bunun acısını ilhami erdil’i özel harcamaları nedeniyle hakim karşısına çıkartarak çıkardı. her şey öyle başladı” dedi.
    alakayı anlamamıştım.
    “bu bir ilkti. ilk kez bir kuvvet komutanı hapse böyle girdi. sihir bozuldu. hem de bir büyük askeri yolsuzluktan falan değil, ailenin harcamalarından hapse girdi”
    devam etti.
    “özden örnek’in çocukları ile ilgili yazdıklarınız var ya, çok önemli bir noktaya bilerek veya bilmeyerek bastınız. gerçekten bazen çocuklar büyük sıkıntı yaratıyor” dedi. ve sözü burak örnek’e getirdi.
    “burak örnek iş hayatına rahmetli güven erkaya sayesinde başladı. erkaya, burak örnek’i doğuş grubunda işe sokmuştu. galiba o zaman doğuş’un olan makro’ları yönetiyordu. sonra doğuş grubundan kovuldu. sonra garip işlere girdi.”
    “nasıl garip işler” diye sordum.
    “ankara’da silah işi yapanlarla, askeri ihalelere girenlerle diyalog kurdu. yalçın ailesiyle görüşüyordu. sonra ankara’da silah taciri mehmet durmaz’ın yanına girdi. ortak oldukları söylendi ama kesinlik kazanmadı. deniz kuvvetleri komutanlığı’nın genesis projesi için uğraşıyorlardı.”
    “nedir bu genesis projesi”
    “gemi sevk ve idaresiyle ilgili bir proje”
    “sonra”
    “sonra çalık grubu burak örnek’e iş teklif etti. o sırada babası da deniz kuvvetleri komutanı olmuştu”
    “iş teklifi çalık’tan mı geldi”
    “bildiğimiz kadarıyla öyle. yine bildiğimiz kadarıyla çok önemli bir siyasetçinin tavsiyesiyle olmuş.”
    “bu anlattıklarınızın özden örnek’in günlükleriyle ne alakası var”
    “oraya geliyorum. şu kadarını söyleyeyim. özden örnek hayatında bir gün bile günlük tutmadı”
    “allah allah. o yayınlananlar nereden çıktı”
    “bakın aslında eski komutanımız hilmi özkök’ün sözleri çok önemli”
    “hangi sözleri?”
    “günlükler var da diyemem, yok da diyemem dedi ya. işte anahtar orada”
    “ben yine anlamadım kusura bakmayın”
    “bakın günlük tutmak bir alışkanlıktır. günlük tutanlar sürekli tutarlar. bir süre tutup bırakmazlar. özden örnek paşa’nın günlükleri diye yayınlananlar sadece belirli, kısa sayılabilecek bir dönemi kapsıyor. çünkü bunlar günlük değil”
    “ne o zaman”
    “acele etmeyin anlatacağım”
    “çankaya köşkü’nü bilir misiniz?”
    “bilirim.”
    “peki arka bahçesindeki komutan villalarını”
    “hayır. hiç görmedim”
    “köşk'ün arkasında komutanların villa şeklinde, müstakil lojmanları vardır. her şey orada başladı. özden örnek paşa birgün komutanları lojmanına davet etti. ilk konuşmalar orada yapıldı”
    “darbe konuşmaları mı?”
    “darbe demeyelim. bu hükümetten, akp hükümetinden nasıl kurtulabiliriz konuşmaları”
    “darbe heveslileri de var gibi duruyor günlüklerde”
    “onlardan her zaman vardır. her rütbede vardır. kurumsal olarak tsk’nin tavrı önemlidir. lafı dağıtmayalım. her şey evde yapılan bu toplantıyla başlıyor. sonra gölbaşı toplantıları var.oralarda çok şeyler konuşuldu.”
    “dönemin genelkurmay başkanı’nın bu toplantılardan haberi var mıydı?”
    “resmen yoktu. mutlaka bazı şeyler kulağına gidiyordu ama bu konuların da bir şekilde açıldığı resmi toplantılar dışında, gayrıresmi hiç bir toplantıya hilmi özkök katılmadı. çağrılmadı zaten. o sohbetlerde yer almadı. ”
    “günlüklere dönersek”
    “dediğim gibi ortada günlük falan yok. ancak özden örnek bu toplantıları kaydetmiş.”
    “nasıl kaydetmiş!”
    “basbayağı kaydetmiş. ses kaydı yapmış. sonra bunları evinde bilgisayara aktarmış. konuşmalar canlı canlı, herkesin sesinden bantlarda mevcut”
    “hangi amaçla”
    “bilmiyoruz. tedbiren olabilir. başka nedenle olabilir. bunlar özden örnek’in bilgisayarındaydı. özden örnek, her toplantı sonrası bunları bilgisayarına aktarıyormuş. bu kayıtların varlığı kadar önemli olan bunların nasıl ortalığa döküldüğüdür”
    “nasıl döküldü?”
    “ben size sorayım. özden örnek’in evine polis baskını yapıldı mı?”
    “hayır”
    “evine hırsız girdiği yolunda bir bilgi, bir rapor var mı?”
    “hayır”
    “peki özden örnek kendisini de sıkıntıya sokacak bu bilgileri sızdırır mı?”
    “hayır”
    “işte işin özü burada. bir adamın bilgisayarına kim ulaşabilir? elbette ki, en yakınları.”
    “yani”
    “yanisi şu. özden örnek’in bilgisayarındaki bu bilgiler, belki de biraz üzerinde oynanmış olarak akp’ye yakın birilerine, özden örnek’e yakın birileri tarafından sızdırılmış olabilir.”
    “burak örnek mi?”
    “burak örnek’in ilişkilerini takibe almak lazım. pazar günleri hangi nato müteahidiyle buluşuyor. kimlerle arkadaşlık ediyor. kimlerle takılıyor. kimlerle çalışıyor. babası emekli olduktan sonra çalıştığı şirketten ayrılmak üzereydi. sonra birdenbire darbe günlükleri ortaya çıktı.”
    “bu ne demek?”
    “ne demekse o demek. ha bununla ilgili bir şey daha ekleyeyim. burak örnek’in nişanına bir bakmak lazım. aile arasında bir nişandı. 25 kişi davetliydi ve aileden 25 kişi arasında bir de işadamı vardı. herhalde bu nişanın kayıtları vardır. bakın bakalım neler göreceksiniz”

    http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=8437
  • sabah yapılan açıklamanın aksine son gelen haberlere göre (kaynak: ntv) ergenekon soruşturması savcılarının da incelemeye aldığı günlüklerdir. ek iddianameye eklenmeleri de bekleniyor.
  • bir çok kişiye göre "alper görmüş hakkında özden örnek tarafından açılan davanın" sonucunda, alper görmüş'e beraat çıkması ile orjinalliği tescil edilmiş günlüklerdir.

    malesef bilgi kirliği bu düzeyde. bir yerde bir konuşan kafa çıkıyor, diyor ki "alper görmüş beraat etti ve günlüklerin özden örnek'e ait olduğu kesinleşti". üç kişi daha bunu tekrarlayınca biz de bu bilgiyi somut gerçekmiş gibi kabul ediyoruz. ve onun üzerinden teorilerimize devam ediyoruz.

    benim kısaca google'da yaptığım araştırmadan anladığım kadarı ile bu dava ile ilgili nesnel gerçekler şunlar:

    - mahkeme kesinlikle günlüklerin oramiral özden örnek'e ait olduğu yönünde bir tescil kararı vermemiş. hatta tam aksine, gerekçeli kararda geçen ifade şu şekilde : "...günlüğün emekli oramiral örnek'in bilgisayarından indirilip indirilmediği hususunun yargılamaya konu olan suçların unsurlarını ve oluşumunu etkilemeyeceği için araştırılmadığı..."

    davanin hakimi rüveyde kaner örnek’e ait olduğu iddia edilen günlüğün el yazısı ile tutulmuş olabileceğini düşünerek istediğini, ancak mahkemeye cd ortamında getirilen yazıların el yazısı olmadığını belirterek, cd’nin hukuki delil kabul edilmesi mümkün olmadığından teknik raporu istemediğini gerekçeli kararda ifade etmiş. bir çok basın kuruluşu ve köşe yazarı (tabi ki başta taraf gazetesi)ise emniyet tarafından hazırlatılmış bir bilirkişi raporunun bu günlüklerin oramiral örnek'in bilgisayarından çıktığını teyit ettiğini söylüyor. tabi ki bu somut bir bilgi değil, yani anladığım kadarı ile raporu ve neyi teyit ettiğini gören yok. ama rapor denildiği yönde bile olsa, benim merak ettiğim konu böyle bir raporun ne kadar güvenilir olacağı. anlaşılan o ki, günlük bilgisayar ortamında tutulmuş. powerpint formatında olduğu söyleniyor. muhtemeldir ki cd'ye yazma işlemi oramiral'in kendi bilgisayarında olmamış, dosya kanıt olarak verilmek üzere alper görmüş tarafından cd'ye yazılmış. bu durumda, ben nacizane bilgisayar bilgimle şunu sormak istiyorum: bir powerpoint, word, excel dosyasının belli bir bilgisayarda yazıldığı nasıl teyit edilir? cd ya da dvd özden'in bilgisayarında yazıldığı iddia ediliyorsa bile, bu bir şey değiştirir mi? belgenin özelliklerine girilip "hazırlayan" kısmında "özden örnek" bilgisini görmek dışında bir bilgi düşünemiyorum. bu bilgiyi de herkes sonradan bir dosyaya ekleyebilir. örnek'in bu notları yazdığı iddia edilen bilgisayar kendi kişisel bilgisayarı mı yoksa görevindeyken kullandığı bilgisayar mı ondan da emin değilim ama bilirkişinin her iki bilgisayarı da incelemediği, bir eşleştirme yapmadığı biliniyor. o zaman soruyorum, bu bilirkişi raporunda hangi önemli bilgi olabilir?

    zaten örnek'in avukatı dinçer eskiyerli de, mahkemede söz konusu cd'nin uydurulmuş, taklit edilmiş veya değiştirilerek sunulmuş olabileceğini, bu yüzden kesin delil olamayacağını savunmuş. aksini iddia edebilecek biri var mı?

    - alper görmüş neden beraat etti? tam gerekçe şu: "davanın konusu olan iftira ve yalan haber yazmak iddiasıyla ilgili beraat kararı verilmiştir. günlüklerin içeriğinde yer alan darbe girişimleri iddiaları mahkememiz dışında kalıp bizi ilgilendirmemektedir". ayrıca "alper görmüş'ün yazılarında emekli oramiral örnek'e iftira atmak ve hakaret etme niyetinde olmadığı'' ve "suça konu haber genel olarak değerlendirildiğinde, sanığın, yazının şikayetçiye ait olduğuna inandığı ve yayınlandığında ses getirecek nitelikte olduğunu düşündüğü" gibi ifadeler de gerekçeli kararda yer alıyor.

    yani mahkeme günlüklerin kanıt olarak kabul edilemeyeceğini ancak sanığın ilgili yazı dizisinde hakaret içerikli ifadeler kullanmadığından ve günlüklerin oramiral özden'e ait olduğuna inandığını ve gazetecilik refleksiyle bunları yayınlamasının suç işlemediği kararını vermiş.

    tabi bu noktada şüphe verici bir nokta daha var; o da oramiral özden'in avukatının "bu günlükler, sanığın da ifade ettiği gibi, örnek’in bilgisayarından kanun dışı yollarla elde edilmiştir ve mahkemede delil olamaz” şeklindeki ifadesi. yani aslında bir anlamda mahkeme kararı değil, sanığın kendi ifadesi günlüklerin kendi bilgisayarından çıktığını teyit ediyor. bu ifade olmasa bana kalırsa bunun ispatlanması mümkün değil.

    son olarak da hala bu günlüklerin nasıl olup da 3. şahısların eline geçtiği sorusu var. mantıken sanığın kendi isteği ile olmamaması gerektiğine göre, kuvvet komutanı seviyesinde bir kişinin bilgisayarından veri alınması suç değil mi? bunu kim yapabilir? bu konu bence herşeyden daha önemli. herhangi günlük tutan bir kimse bile, yazdıklarını "birinin eline geçerse" korkusuyla hem iki kere düşünüp yazarken hem de güvenliğine azami özeni gösterirken, kuvvet komutanı seviyesine gelmiş bir askerin bu kadar pervasızca anılarını isim belirterek yazması, bunların ismi geçen kişiler için "anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs" ithamı olduğunu düşünmemesi ve daha sonra da bu günlüklerin bir şekilde çalınmasına imkan verecek şekilde muhafaza etmesi akıl alacak bir şey değil. komplo teorilerine girmeden ben bunu açıklayamıyorum. ancak bu noktada örnek ailesinin çeşitli kişilerle olan ilişkilerinin de gözardı edilemeyecek türden olduğunu düşünüyorum. gene günlüklerde oramiral özden'in "darbeye isteksizliğinin" net olarak ifade edilmesinin ve kendisini direkt olarak suçlu durumuna düşürecek hemen hemen hiç bir ifade beya düşüncesinin bulunmaması da ilgi çekici.

    son sözüm şu: evet belki günlükleri oramiral özden yazdı ve yazılanların hepsi gerçek. ancak bize pompalanan "günlüklerin doğruluğu mahkeme kararı ile kesinleşti" bilgisi ne kadar sağlıklı? ve daha önemlisi biz bunu araştırmadan nasıl bu kadar kolay kabul edebiliyoruz? ve günlüklerde yazanlardan çok (herhalde bazı askerlerin akp'den hoşlanmadıkları ve en azından darbe yapabilme ihtimaline olumlu baktıklarını öğrenmek pek şaşırtıcı değil) bunların bir oramiral tarafından bu kadar net yazılıp belgelenmesive daha sonra nasılsa bazı gazetecilerin eline geçebilmesi şaşıracak bir konu değil mi?

    edit: sonradan öğrendiğim bir noktayı da buraya eklemek istiyorum. alper görmüş ile yapılan ve vatan gazetesinde 28 nisan 2008'de alper görmüş ile gazeteci arasında geçen şöyle bir diyalog var, bilirkişi raporu konusunda faydalı olabilecek bilgi içeriyor:

    (vatan)- peki, emniyet bunu nasıl tespit ediyor; aynı bilgisayarla eşleştirme yapmasına gerek yok mu?

    (ag)- teknik olarak buradaki şey nedir, onu bilmiyorum.

    (v)- neyi tespit ediyor o raporda; ne yazıyor?

    (ag)ne yazıyor deyince şimdi ben o raporu görmüş gibi oldum yalnız.

    (v)- görmediniz mi?

    (ag)- tabii ki ben raporu muhabirden öğrendim dedim ya; böyle bir rapor var deyince öğrendim.

    (v)- raporu belki muhabirden isteyip, görmüş olabilirsiniz diye sordum?..

    (ag) - yok. teknik olarak nasıl bilmiyorum, ama taraf gazetesinin yazdığı şu: emniyetin verdiği bilgiye göre bu günlüklerin eldeki cd’nin özden örnek’in bilgisayarından alındığı kesinleşmiştir; ifade bu. aslında bunun yapılabileceğini ben biliyorum teknik olarak; bu işleri iyi bilen birtakım insanlardan öğrenmiştim. bir word dosyasının kime kayıtlı bilgisayarda yazıldığını, sadece o cd’ye bakarak ve arka plandaki resimler, imajlar okunarak mümkünmüş.
  • yazarının neden hala bilgisine başvurulmadığını merak ettiğim günlüklerdir.