şükela:  tümü | bugün
  • sarkinin diger kisminin sozleri de nihat behram'a ait..
  • ne kadar kacinsanizda bir kere dinledikten sonra kurtulamayacaginiz, carpan sarkilardan biridir bu da.
  • dardayım yalanım yok
    baskın yedim gün gece...
    örselendi aşklarım üstelik
    bir uzak diyardayım...

    günaydın anneciğim, günaydın babacığım
    yine sabah oluyor
    evde sabah olmaz deme
    orda günler geçmez deme
    içime sancı doğuyor...

    "yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
    kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
    sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
    bugün de ölmedim anne.

    kapalıydı kapılar, perdeler örtük
    silah sesleri uzakta boğuk boğuk
    bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
    bugünde ölmedim anne.

    üstüme bir silah doğruldu sandım
    rüzgar beline dolandığımda bir dal
    korktum, güldüm, kendime kızdım
    bugünde ölmedim anne.

    bana böylesi garip duygular
    bilmem neye gelir nereye gider
    döndüm işte
    acı yüreğimden beynime sızar
    bugünde ölmedim anne.
  • içinde ''anne-baba'' geçen her şarkı gibi hüzünlü, ama yine de dinlememek olmaz.
  • (bkz: aşkın plak)
  • (bkz: daraldım)
  • seher dilovan'ın brutal vokalinden dinlendiğinde kapılardan bacalardan ırak diye diye kaçılabilecek mahpushane türküsü. kazancı bedih'ten dinlemeli.

    sözleri:

    üşürüm hava soğuk
    ranzalar kovuk kovuk
    kimse derdim bilmiyor
    ne bir haber ne dostluk

    dardayım ben dardayım
    malum dört duvardayım
    ne gelen var ne giden
    gece karanlıktayım
    (her gün isyanlardayım)

    kelepçe sıkar beni
    olmuşan ben bir deli
    ömrüm burda çürüdü
    özledim o günleri

    dardayım ben dardayım
    malum dört duvardayım
    ne gelen var ne giden
    gece karanlıktayım
    (her gün isyanlardayım)

    bağlantılı olarak seslendirilen uzun hava:

    çağırın anam gelsin
    havar, derdime yananım gelsin oy
    havar, yüzden yananı neyleyim,
    cigerden kurban yananım gelsin oy
    esmer ali'den, şirin ali'den, mahkum ali'den, güzel ali'den
    yaralıyam ben, garibim ben, nasıl edim oy oy.
  • bu dönem revaçta olan bir söylem empati. nadire mater'in yasaklanan ünlü kitabı mehmedin kitabını olurken de hep bu kavram geldi aklıma. vatanını kurtarma vadiyle zorunlu olarak çatışmanın ortasına atılmış 18-19 yaşındaki erler, üniversiteyi bitirdikten sonra binbir hayali varken örselenmiş aşklarıyla uzak diyarlarda ve onlarca erin sorumluluğunu taşıyarak tanımadığı insanlara silah sıkan asteğmenler, çapa da tıp okurken boş vaadlerin ardından kendini kuralların olmadığı soğuk mağaralarda bulan militan genç kızlar... ne yaşıyorlar, nasıl yaşıyorlar, nasıl tükeniyorlar derken bu sorular kafalarda kurcalanırken uzaktan çalan bir şarkı ve o sözler. şimdi eminimki her birinin aklından bu şarkının varlığından habersiz geçiyordur "bugün de ölmedim anne" mısrası. hepsinin kulağında uzaktan gelen boğuk boğuk silah sesleri, hepsinin yüreğinden beynine sızan acılar, hepsinin neden geldiğini bilmediği ve nereye gittiğini bilmediği garip duygular içlerinde, hepsinin üzerine doğrulduğunu sandığı bir silah... ve kimi zaman bazıları ölerekten bugünde ölmedim anne deyişleri 3 metre karın altında annelerine yazdıkları mektuplarda..
    bazılarınız bugün öldü, bazılarınız yarın ölecek kimbilir belki yerin altında sinsice bekleyen bir mayın olacak sonunuz , kimbilir belkide karşıdakinin içindeki korkuyla ve canını kurtarmak maksadıyla attığı bir kurşun.. belki de hiç ölmeyeceksiniz her "bugünde ölmedim anne" derken beyninizden bir parçanın öldüğünü hissetmeyerek..
    bu sözlerin, bu şiirlerin bu anıların, bu melodilerin "oradakileri" düşündürüp biraz da olsa içimizde bir sancı doğurması dileğiyle.. teşekkürler ahmet kaya, teşekkürler nadire mater, teşekkürler nihat behram ve ahmet erhan....