şükela:  tümü | bugün
  • aradım mamafih bulamadım diyerek sözüme başlamayı borç bilirim.
    bu durum her iki ucu boklu değneklerden bir tanesidir. çok yakın bir arkadaşla, çılgınca saygısızca binlerce kavga edip, kendinize görüşmemek için yüzlerce bahane bulduğunuz halde ortaya çıkabilicek bir duygudur. neden? çünkü kızgınlığınız geçmiştir. ya da geçmeye başlamıştır.
    dün gece geldi bana böyle bi. sona birlikte geçirdiğimiz bir yurtdışı seyahatinin nası bir kabusa dönüştüğü an be an aklıma geldi. halbuki öncesinde ne kadar iyiydik. arkadaş hakkaten tatil belli oluyo be arkadaş! neyse sonra bir sürü şey oldu nefret ettik işte.
    önemli olan, her şeyin unutulması. gün geliyo, yaa biz neler yapmışız lan bunla diye düşünürken özleyiveriyorsun. halbuki görüşmemek için bin takla attıktan sonra. sonra nooluyo? hemen aklına o görmek istemediğin yüzünü getiriyosun. sonası basit. yine görmek istemiyosun.
  • kaynagı onun eksikligini hissetmektir.
    haklı- haksız mücadelesine girdigimiz zaman ona darılmak icin elimizde olan onlarca haklı sebebe ragmen, haklı olmanın onun arkadaslıgından, mutlu olmaktan daha önemli olmadığını düsünmeye baslamak, onla darıldıktan sonraki zaman bir türlü eksikligini dolduramamaktır.
    ve artık bu eksiklikle yasamaya alısmanın gerektigini düsünmek cunku bu dargınlıgı telafi edemeyecek olmaktır.

    (bkz: ozledigin gidip goremedigindir)
  • insanın içini yakandır.

    ne şekilde ve nasıl darılmış olursanız olun, özleniyor be kardeşim! öyle ya da böyle ne kadar kırmış olsa da kalbinizi, ne kadar beklenmedik hareketler yapmış olsa da ya da ihtiyacınız olduğunda hiçbir şey yapmamış olsa da; akla geliyor. geliyor ve gitmiyor.
    sanki barışsanız o günlere geri dönülürmüş gibi gelse de; giden geri gelmiyor, eskisi gibi olmuyor hiçbir şey. sonuçta onsuz yaşananlar yaşanmış. şimdi geri dönse, başımdan ve içimden geçen şeyleri üstünden geçerek, özet yapar gibi mi anlatacağım yani? oysa o an yanında olmalıydım, vice versa.

    her şeyi geçtim, aslında ona tek bir soru sormak istiyorum: "hiç mi özlemedin?"

    insanın canını acıtandır.
  • ansızın ağlatandır.
    özlediğimi zaman zaman fark ediyordum da, 6 ay olmuş sözlük, facebook instagram profilleri yoktu. buluverdim az evvel. şimdiki halleri, ulaşılmaz görüntüsü, çok havalı duruşu, giyimi kuşamı, pozları... hepsinin altındaki gerçek arkadaşımı biliyor, fotoğraflardaki onu benle konuşurken yan yana düşünüp samimiyetini enerjisini hatırlıyorum. zor ya. eski o nerde şimdi ki nerde. araya siyaset girmeseydi olurdu da, gerçi şimdi de olabilir ama zor be sözlük. tartışmadık bile. hiçbir şey söylemedik. 6 ay. uzak kalınan 3 yılı saymıyorum bile. uff gece gece.
    birini öldü varsayıp yasını tutmamak gibi, içinde duruyor. böyle arada bakınca eski dostunu, o günleri arıyorsun. ama yok. gerçekten geri gelmeyecek zamanlar. barışsan bile artık ne o eski arkadaşın ne de sen.
    büyümekten nefret ediyorum.
  • gideli çok oldu.

    sayısını bilmem ama böyle arkadaşlıklarım çok oldu. gittiler teker teker. hepsinin bir yaşanmışlık izi oldu, yaşananlar tecrübe edildi (tecrübe olsun diye mi arkadaş olmuştuk) sonra en küçük bir alınganlıktan biten koskoca dostluklar. gerçek dost olsaydık bitmezdi diyorum zaten ama yinede neden bitti diyor insan..

    özlüyor mu insan, evet özlüyor. aslında yaşanılan günleri özlüyor insan.. soğuk kış gecelerini, sıcak o yaz günlerini.. sonra onunla olan takılmalarımız, neydi bizi ayıran? kıskançlık mı? neden ama?

    bir arkadaş bir arkadaşı neden kıskanır? neden çekememezlik yapar? gerçek dost gitmez bu yüzden. üzülmeyeceğim ve özlemeyeceğim..

    bana zarar veren insanları özlemeyeceğim...