şükela:  tümü | bugün
  • her sene düzenlenen bu yarışmada ödül alabilmek için çoğunlukla ölü bir salak olmak gerekiyor.hayatımda okuduğum ya da hayal ettiğim salaklıkların çok daha ötesinde salaklıklara rastladığım bir oluşum.
    bi hakaret biçimi olarak;
    "darwin ödülünü bu sene senden bekliyoruz" u yaratacak kadar şahane salaklıklarla dolu, salaklıklar öyle güzel seçilmiş ki salaklık sonunda ölenlere bir saniye bile acımıyorsunuz.
  • yilin maymunu odulu
  • (bkz: serdar turgut) tarafindan turk halkina duyrulmus olan odul diye hatirliyorum.
  • hatta gecen seneki odullerden biri bir guney amerika ulkesinde meyhanede icerken tarlada buldugu mayinlari masaya dizip hadi bakalim ustune basarak rus ruleti oyniyalim kime patliycak seklinde eglenirken havaya ucan kasaba ahalisine verilmisti..
  • birkac yil once iki polonyali icerken olayi abartmislar. biri bir elektrikli testere bulmus ve bak simdi ne yapicam diyip kolunu kesmis. oburu ilkonce salak salak digerine ve kanlar akan koluna baktiktan sonra o da bisey mi diyip elektrikli testereyi alarak tek bir harekette kendi kafasini ucurmus ve o yilin darwin odulunu direk olarak almis.
  • 1998'deki ödül, bir türlü erkek çocuk sahibi olamadığı için kendini hadım eden bir rus'a gitmiştir. adamın adının vladimir olma olasılığını geçelim, hikaye şöyledir: besinci çocuğu da kız olan adam cinnet geçirerek pipisine jiletle çarpı işareti yapar, yetinmeyip ucunu doğrar*. bir kaç saat sonra kan kaybından ölmek üzereyken hastaneye yetiştirilmiş ödül sahibi kişi, 25 cm'den 17 cm kaybetmiş bir haldedir. zafer onundur.
  • misal araba surmeyi bilmeyip heyecan olsun die araba calan,polis gelincede kursunu varmis gibi tabanca ceken ve oldurulen bireylere verile bilir bu odul
  • darwin ödülü, olağanüstü ve en aptalca yolları bulup kendilerini öldüren kişilere verilen yıllık onur ödülüdür. ödüle 1987 yılında başlanıldı.

    1995 yılı darwin ödülü birincisi, kola makinasından bir soda almaya çalışırken üzerine düşen makina nedeniyle ölmüştü. 1996 birincisi arabasına jato* aygıtını monte eden ve yoldan çıkıp 30 m. aşağıdaki kayalıklara çarpan bir hava çavuşudur. ve şimdi de 1997 yılı birincisi: los angles'den larry walters; gerçekten çok başarılıydı; larry'nin çocukluk rüyası, uçmaktı. yüksek okuldan mezun olur olmaz pilot olma umuduyla hava kuvvetleri'ne müraacat etti. ama ne yazık ki, gözleri yeterince sağlıklı olmadığı için reddedildi. öylesine üzülmüştü ki, bütün gün evinin arka bahçesinde oturarak havadan geçen uçakları izliyordu, hava üssünün yakınındaki bir eve taşınmıştı. ve birgün larry karar verdi; uçacaktı. yöredeki ikinci el ordu eşyalarını satan dükkana gitti ve iki hava balonu ile birkaç helyum gazı tankı satın aldı sonra evine döndü ve balonları kayışlarla bezden yapılmış demir sandalyesine bağladı ardından cipinin tamponuna sandalyeyi bir halatla bağladı ve balonları helyumla şişirdi. balon yerden birkaç metre yükselince test etmek için üzerine tırmandı. memnundu çünkü balon çalışıyordu. yanına birkaç sandviç ve saçma atan bir tüfek koydu. böylelikle iniş zamanı geldiğinde balonları patlatacaktı. balonun ardından sürüklenen sandalyeye gitti. larry'nin planı halatı kestikten sonra evinin arka bahçesinin üzerinden havalanıp, 900 m. kadar yükselerek uçmak ve birkaç saatlik bir uçuştan sonra yere inmekti. balonları birer birer patlatarak alçalmayı düşünüyordu ama sonuç farklı olacaktı. ve 10 mart 1997'de cipe bağladığı sandalyesinin ipini kestiğinde, sandığı gibi sandalyeli balon araç yavaş yavaş yükselmedi. bir top mermisi gibi los angeles göğüne fırladı, en fazla 900 metre yükseleceğini sanıyordu, oysa daha ilk anda yatay bir uçuşla 7.000 metreye ulaşmıştı. o yükseklikte larry, balonlara ateş etme riskine giremedi, üstelik dengesini de bozulmuştu, kısacası başı iyice dertteydi. böylece soğuktan donarak, korku ve dehşet içinde 14 saatten fazla havada kaldı, oradan oraya sürüklendi. sonunda en kötü şey oldu, los angeles uluslararası havaalanı'nın üzerindeydi.

    ilk kez larry'i bir yolcu uçağının pilotu gördü, hemen kuleyle haberleşerek, elinde bir tüfekle, bezden sandalyede uçan bir adamı tarif etti. havaalanın radarları, 7.000 m. yükseklikte uçan bir nesneyi belirledirler. acil durum alarmı verilerek, hemen bir helikopter araştırma için havalandırıldı. gece oluyordu ve deniz kıyısına doğru rüzgar esmeye başlamıştı, rüzgar larry'i denize götürüyordu ve tabii ardından da helikopter geliyordu. birkaç mil sonra helikopter larry'e yetişti ve görevliler tehlikeli olmadığını anladılar, zaten yardım istiyordu. kurtarmak için yaklaşmaya çalıştılar ama helikopter yaklaştıkça pervanesinin rüzgarı larry'i uzağa itiyordu. sonunda helikopter, larry'den biraz yukarsıdaki bir noktada kalmayı başararak, çılgın uçucuya kurtarma halatını attı ve larry halata tutunarak ve sahile kadar havada taşındı. helikopter mürettebatı çok zor bir işi kusursuz bir şekilde başarmıştı. larry dünyaya dönmüştü, yere indirildiği anda tutuklandı. kelepçelenerek götürüldüğü sırada bir gazeteci, larry'e neden bunu yaptığını sordu. larry, bir an durdu, döndü ve soğukkanlılıkla cevap verdi; "bir adam sadece oturamaz, bir şeyler yapmalıdır." ertesi gün basın larry'den söz ediyordu; los angeles times'da "larry walters, bezden sandalyede şöhrete doğru yükseldi ve 44 yaşında emeline ulaşmayı başardı." yazıyordu. california haber ajansı upi "gökyüzüne bakın. bir kuş mu, bir uçak mı, yoksa bir uzay mekiği mi? hayır. o, bezli sandalyede oturarak 7.000 metrede uçan larry walters. 44 yaşında bir kamyon şöförü. cuma gününün yarısını helyumla dolu balonlara bağlı bir sandalyede geçirdi. bu garip araç uçak pilotlarının ödünü patlattı. long beach polis örgütü olayı doğruluyor. walters; 'yeryüzünde oturuyordum ama bu aracın işlediğini kendime kanıtladım." dedi."

    *jato: kalkış sırasında devreye girerek gereken pist uzunluğunu azaltan minyatür jet motorlarına verilen isimdir. "jet asisted take off" şeklinde kısaltılır. kısa bir süre boyunca çok büyük bir itiş gücü sağlar. araba da bu yüzden kontrolden çıkmıştır zaten.
    önemli not: yukarıdaki bilgiyi, sevgili ve dikkatli yazar arkadaşım actionary iletmiştir. ben de ondan alıntı yaparak aktarıyorum.

    diğer ilginç darwinciler:

    - eski kız arkadaşının evine gidip kapının camını kırmak için tüfeğini bir sopa gibi kullanan adı açıklanmayan bir adam tüfeğinin dipçiği ile cama vurunca, silahı patladı; midesi delinen adam kazara kendi ölümüne neden oldu.

    - kötü diyet ve havasız bir oda, bir adamın ölümüne yol açtı. bedeninde hiçbir iz yoktu fakat otopside adamın vücudunda çok büyük miktarda metan gazı bulunduğunu görüldü. ölü adam diyet yapıyordu ve diyeti fasulye ile lahanadan ibaretti. odaya girildiğinde çok yoğun bir gaz kokusu ile karşılaşılmıştı. yani adam fasulye ile lahananın kurbanı olarak, hiç hava girmeyen kapalı bir odada kendi gazında boğularak ölmüştü. bu arada odaya ilk giren kurtarıcıların üçü kokudan hastalandı ve birisi hastaneye kaldırıldı.

    - upi ajansı; toronto polisinin dediğine göre toronto şehrinin merkezindeki bir gökdelende bir avukatın omuzu cama çarptı ve 24. kattan düşerek öldü. polis sözcüsü 39 yaşındaki garry hoy'un, hukuk öğrencilerine binaların pencerelerinin dayanıklılığını anlatıyordu. polis raporlarına göre hoy, daha önceleri de dayanıklı pencere camlarını tanıtan sergiler açmıştı.

    - ap ajansı, kahire, mısır, 31 ağustos 1995'de 6 insan pınara düşen bir tavuğu kurtarmaya çalışırlarken suya düştüler. ilk önce 18 yaşındaki çiftçi düştü ve akıntıya kapıldı. kız kardeşi ve iki erkek kardeşi birer birer suya atlayıp yardım etmek istediler ama onlar da akıntıya kapıldılar. olay yerine gelen daha yaşlı iki kişi de, göz açıp kapayıncaya kadar aynı akıntıya kapıldılar. bu altı insanın cesetleri kahire'nin 240 mil güneyinde nazyat imara'daki bir pınardan bulundu ve çıkarıldı. ve tavuk da oradaydı ama tavuk yaşıyordu.

    - michigan'da inanılmaz bir olay geçen yıl yaşandı; alamo burns kamyonunu kullanmak için yanına bir arkadaşını aldı. arkadaşı kamyonu kullanırken kendisi kamyonun altına asılacak ve böylece kamyondan gelen nedeni bulunamayan sesin kaynağını araştıracaktı. on km. sonra arkadaşı burns'u kamyonun motor miline dolanarak parçalanmış olarak buldu. (kalamazoo gazetesi, 1/04/1995)