şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: xavier naidoo) nun parcalarına katkıda bulundugu alle maenner muessen kaempfen,abschied nehmen gibi sayir zamanda dinlenildiginde de bunalima sokabilecek fakat bir almandan beklenmeyecek guzellikte muzik kalitesine malik film
  • u-571 gibi kıytırık,gerçekle alakası olmayan bir hollywood filmi ile kıyaslandığında bazı hayranlarının kalbi kırılan muhteşem bir film.

    çoğu amerikan benzerinin aksine "nasıl da ezdik onları,yaşasın amerika!" gibi düşüncelerle değil,tamamen objektif bir şekilde çekilen bir film.
  • izlediğim en iyi savaş filmi değil ama en iyiler arasında. das boot izlenemeden savaş filmi seviyorum demek cehalettir* bence, çünkü hiç bir savaş filmine benzemez. bu farklılığının nedeni ise olayın bir denizaltı da geçmesi. çok az film gemi savaşlarına yönelir, yönelenlerin neredeyse de hepsi denizüstü savaşlardır. bu film tamamen bir denizaltıda geçiyor ama klasik bir amerikan filmlerinde olduğu gibi, birbirini vuran deniz altılar veya güdümlü veya şaşırtıcı torpiller yok. modern teknolojiye sahip denizaltılardaki gibi jenaratörler, motorlar, ultrasonic radarlar vb. şeyler yok. saf ikinci dünya savaşı var. almanlardan senelerce torpil yenildikten sonra yeni icat edilmiş derinlik şarjları var, almanların mükemmel gemicilik teknolojileri ile imkansız görevler başaran alman u bootları var, şileplere saldırırken ki heyecan var, adrenalin var. savaş psikolojisi var. gerçeklik var.

    bu film daha güzel olamazdı, mükemmel bence. kimileri filmin çok heyecanlı olmadığını düşünebilir, ama film kendi atmosferini yaratmış, ve sizi de içine çekiyor. orda olduğunuzu hissedebiliyorsunuz, ve heyecan da peşinden geliyor. of hele o almanca yok mu. sadece almanca olduğu için bile izleyebilirim filmi.
    (bkz: dadından yinmez)
  • film ve kitap hakkindaki en ciddi elestiri savasin daha almanya aleyhine donmedigi bir donemde alman denizaltilarinda nazi karsitliginin cok da mumkun olmadigidir. bir de denizalti murettabatinin nazi partisine yakin subay ve askerlerden secildigini ekleyelim.
    belki kitabin yazari ile filmin yazari/yonetmeni kitabi/filmi bir nazi propagandasi seklinde algilarlar sorun olur korkusuyla bu yolu secmis olabilirler, bilemeyiz.

    --- spoiler ---

    bu fikrimi filmin sonu da destekler niteliktedir. ingiliz ucaklari fransadaki denizalti ussunu basip dusman i oldururler, bir tek muhabirimiz kurtulur. oysa filmin dayandigi gercek hikayede boyle bir olay yoktur.

    --- spoiler ---

    kisaca, iyi bir denizalti filmidir ama cok iyi bir film degildir.
  • yakın bir tarihte 209 dakikalık director's cut versiyonunu izlemişken 293 dakikalık uncut dvdsini buldum. en azından aralarındaki farka bakarım diye izledim. tek fark uncut versiyonunun 84 dakika daha güzel olması.
  • insanın suratında acı bir gülümseme bırakan film.
    haketmediğim şeylere maruz kaldığımı düşünüp yakındığım onca olayı hatırlayıp acı acı gülmeme sebep olmuş filmdir ayrıca.
    yıllarca mücadele edip kanseri yenen biri boğazına takılan şeker yüzünden aniden ölebilir, sevdiğiniz biri için binlerce şey yapabilir ama bir sabah onu yatakta başkasıyla yakalayabilirsiniz, sınava çalışmak için sabahlayabilir ama sınıfta kalabilirsiniz, fakir bir aile için topladığınız para dünyanın en şerefsiz insanı tarafından çalınabilir, daha da kötüsü parayı çalan kişiye bedduaların en kötüsünü etseniz de dünyanın en mutlu ve en başarılı insanı olarak ölebilir.
    bütün bunlar tanrının olmadığı, tanrının olduğu, sizin bir gün kazanacağınız, sizin bahtsız olduğunuz, hayatın acımasız olduğu ya da hayatın adil olduğu gibi anlamlara gelmez.

    çünkü olan biten herşeyin bir anlamı olması gerekmez, bazan saçma sapan şeyler olur ve mesela insanlar ölür gider...
    işte bu kadar basit ve bir o kadar da etkileyicidir das boot. tek kelimeyle mükemmel.
  • en sahanesinden uyku hapidir.
  • denizaltı konusunda geniş maziye sahip olan ülkeden çıkmış film. ingilizce dublajlı directors cut versiyonunda kaptanın cebelitarık boğazından geçerken denizaltının tepesinde "faster , faaaasteeeeer" diye bağırışı filmin unutulmaz anlarındandır.
  • ideefixe'den sipariş ettiğim ancak üreticinin stoklarında kalmamış diye cevap aldığım, bir çok dvd satıcısında bulunamayan ancak capitol dnr'dan dün akşam sonuncusunu aldığım dvd film, reyon görevlisi arkadaş vcd versiyonunun bir daha üretilmeyeceğini de sözlerine ekledi.
  • jurgen prochnow un ilk filmlerinden biri, aslında bu adama bu film yaramadı çünkü sonra kariyeri boyunca 2. sınıf aksiyon filmlerinde oynattılar adamı ne hikmetse. oyunculuk yetenekleri deha seviyesinde olmasa da tipiyle sakalıyla baştan aşağı karizmasıyla denizaltı kaptanı rolüne cuk oturmuştur bu adam. filmin müzikleri muhteşemdir hatta muhteşeminde ötesindedir. petersen izleyici 3.5 saat boyunca gerçekten klostrofobik yapmayı başarmıştır. binlerce ww2 konulu filmden en iyi 5 e rahatlıkla giren bir film. ben film izlerim diyen birinin izlemesi gereken filmleren biridir. harikadır. daha ne diyim..

    spoiler,
    -
    -
    -
    -

    filmin en sarsıcı sahneleri tartışmasına son noktayı koymak isterim; bu filmdeki en sarsıcı sahne kesinlikle, batırdıkları o ingiliz tankerinin yanından su yüzeyine çıkıp kaptanın ve staff ının o yanan gemiyi kırmızı renk cümbüşü içerisinde izledikleri andır. öyle ki jurgenin o sakallı hali nefretini ve hırsını bir aslan edasıyla kusar o siluete bakarak. kırmızı sahne içinde o bakışların izleyeni sarsmaması imkansızdır.