şükela:  tümü | bugün
  • filmi duymamıştım sol frame'de görünce kahkaha attım çünkü

    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=zudtaczkgrs)
  • denizaltı ile ilgili bir film söyle bana dense bu kült filmi ilk sıraya koyarım.

    gerçi bu filmle ilk üçe girecek listeyi daha oluşturamadım ama neyse.

    edit: imla
  • kriegsmarine'nin başarılı komutanlarından heinrich lehmann willenbrock ve onun komuta ettiği u96'sının hikayesini anlatan enfes yapım.

    film denizaltı mürettebatının psikolojisi üzerinden ilerlediği için pek ele alınmasa da, willenbrock 2 yılda 25'den fazla gemiyi savaş dışı bırakmıştır.

    ikinci dünya savaşı ve psikolojik etkileri hakkındaki en çarpıcı yapımlardan biri olan das boot, amerikan film klişelerinden sıkılanlar için ilaç gibi gelecektir.

    hollywood sen şu almanların daşşağını ye ulan.

    edit: willenbrock ayrıca filme danışmalık da yapmış, unutmadan ekleyelim.

    (bkz: #52585399)
  • u18, benim aklıma u96 adlı alman denizaltısını getirdi. 1940'ta göreve başlamış olan bu denizaltı 11 seferde tam 27 gemi batırmış ve 1945'te wilhelmshaven'a düzenlenen amerikan bombardımanında batırılmış. bu efsane denizaltı sonra bir romana ve filme konu olmuştur. romanını okumadım ama “das boot” adlı filmi izledim.
    wolfgang peterson’ın 1981 yapımı “das boot” türkçe’ye mukaddes vazife olarak çevrildi. iki buçuk saat süren filmi trt bir zamanlar dizi halinde yayınlamış. şahsen o iki buçuk saat bana hiç de uzun gelmemişti. (filmin “director’s cut” hali 3 buçuk saatmiş. trt’nin yayınladığı o versiyon sanırım. not: efendim “director’s cut’ı da açıklamak gerekirse şöyle diyebiliriz: yönetmen filmini çeker, kıyamaz bebeğini kesip biçmeye. ama prodüktörler, yapım şirketleri derler ki “bu film çok uzun oldu, gişede izleyici sıkılır bundan, sen kısalt bunu biraz” işte yönetmen de istemeye istemeye montajda bazı bölümleri atar. bazı filmler sonradan bu kesilmemiş halleriyle yayınlanır. işte “director’s cut’ta bu kesilen yerler atılmaz. en meşhur örneklerinden biri olarak coppola’nın apocalypse now’ını örnek verebilirim sizlere. daha da ne diyeyim, ders gibi oldu. sıkılmadınız umarım. sıkılan varsa da sınıftan çıkabilir.) iki buçuk saat süren versiyonu gayet rahat izlenebilen bir film. “rahat” dediğime bakmayın aslında bayağı geren bir film. hiç dış mekan yok, tüm zaman küçücük bir denizaltında geçiyor. çok uzattım, güzel bir film, izlemenizi tavsiye ederim
  • film iyi güzel de süresi fazla uzun sanki. ben izlerken sıkıldım açıkçası. sıkılmamın nedeni sadece süresi değil tabi, filmin yüzde 90'ı göt kadar denizaltında geçiyor, üzerine 3 buçuk saat olunca da hafakanlar bastı. belki yönetmen de bunu bilinçli olarak yapmıştır. hem süreyi uzun tutarak hem de hikayeyi denizaltında anlatarak izleyicinin empati kurmasını amaçlamış olabilir. başarılı da olmuş nitekim.

    filmi izleyeceklere önerim mutlaka almanca izleyin. ingilizce izleme hatasına düşmeyin. hani türkçe dublaj izleyin ama ingilizce izlemeyin öyle diyim.

    filmde beni en çok geren sahneler sonar sinyallerinin duyulduğu sahnelerdi. ölüm sessizliği ve belli aralıklarla gelen "dıt" sinyali. o anlarda filmdeki karakterler kadar tedirginlik yaşadım diyebilirim.

    --- spoiler ---

    tüm ekibin o kadar badire atlatıp denizin altında ölmeyip yüzeye çıkınca uçaklar tarafından öldürülmesi ise benim için büyük sürpriz olmuştur. okyanusu geçip derede boğuldu mürettebat.

    --- spoiler ---
  • wolfgan petersen'in bu filmden sonra truva gibi bir filmi çekmiş olması şaşırtıcı. biri klişelerin de dışında kendi tarzı olan filmdir, diğeri klişelere boğulmuş hollywood filmidir.
    taraf olmayan nadir savaş filmlerinden. taraf olduğu tek bir taraf vardır o da gemi mürettabatıdır. onların bu savaşın gereksizliği üzerine düşüncelerini taraf belirler.
    film istediğini yapmış ve ben ekran başındayken boğazıma yapışıp denizaltının içine sıkışmamı sağlamıştır. hiç bir 3 boyutlu film bu hissiyatı uyandıramaz. bu darlanmayı ve ekran başından bu denli kopup denizin diplerine sizi çeken başka bir film olamaz.
    gönül ister ki bir gün aynı sıkışma hissini herhangi bir hapishane filminde de yaşayabileyim.
    müzikleri lezizdir. o radar sesini duydukça geriliyorum hala.
  • orjinal filmin nesi kötüymüş de yeniden çekiyorlar sorusunu sorduran konu başlığı.
  • sürekli aksiyon arayan insanların izlememesi gereken ama o klostrofobik ortamdaki insanların ruh halini anlatan ve ikinci dünya savaşını biraz daha tarafsız anlatabilen mükemmel bir başyapıt.
  • eğer sinema tanrı olsaydı; mucizem diye bu filmi gösterirdi.
  • almanca filmin alıntısını ingilizce yazan sözlük yazarlarını bize gösteren über film.