şükela:  tümü | bugün
  • 18 haziranda turkiyede de gosterime girecek yeni kusak alman sinemasının en güzel orneklerinden birisi. funny games'ten bu yana gordugum en rahatsiz edici film.
  • festivalden sonra vizyona girerek kaciranlar icin firsat yaratan, 2001 bavyara film festivalinde en iyi yönetmen, senaryo ve goruntu odullerini, 2001 torino da turin ozel odulunu, istanbul film festivalinde de halkin secimi odulunu kazanmis olan basarili bir alman filmi.
  • run lola run dan hatırlanabilcek manni nin oynadığı film.
  • gerçek bir olayın anlatıldığı, belli sayıda kişinin yapay bir hapishaneye sokulup (dolgun bir ücret karşılığında) gardiyan ve tutuklu rolleri yapmaları istenen ve beklenmedik-inanılmaz sonuçlar doğuran bir deneyi öykünmüş filmin adı. film izledikten sonra insanda psikolojik dalgalanmaları takiben, ağlama ve çığlık atma isteklerini beraberinde getiren, son sahnelerde titremeye sebep olabilecek derecede şiddeti içeren (gerçek bir olay olması daha fazla etkiliyor insanı) ve bütün bu unsurlara rağmen her bireyin muhakkak gidip görmesi, gerekirse dersler çıkarması gereken bir film**.
  • lola rennt başlığı altına yazamadık ama, the yerine das'ı görünce içim rahat..
    ürkünçlüğü değil, almanlığı hiç değil, düzlüğü de bir yana, gayet tanımlı sınırlı sorumlu oturaklı bir film. seyirciyle oynamak istememiş ya da akıl etmemiş bi yönetmenin, seyircinin bu role dünden talip olması nedeniylen, efendime söyliim, içimizi kaldırmış bi filmi. söyleyeceklerini bir bir söylemiş, sırf bunun için klişelere de boyun eğmiş, "aa almanlar da film yapıyomuş" diye biten film. müzik de olaydı...
  • izleyeni korkunc gerebilen ve içini şiddetle doldurabilen müthiş film. izlerken bir saniye bile dikkatimin baska bir tarafa kaymaması, filmin sonunda orklar acı cekerken sadistçe zevk almam ve sinemadan cıkmak için insanların önüne atlayıp yürürken adımlarımı ve kalp atışlarımı yavaşlatamam göz önünde bulundurulursa.. iyi ki tek başına gidilmemiş bir film.
  • gördügüm en kötü filmlerden biri diyebilirim rahatlıkla. karikatürize bir vahşet, sıfır inandırıcılık, çok komik bir yan hikaye (kadının evde turlaması, mastürbasyon yapması komik değildir de nedir?, bir one night stand nasıl bir anda aşka dönüşüyor? aglamak istiyorum!), bir sürü tutarsızlık ve mantık hatası, senaryoyla gelen vasat bir oyunculuk, acemi, özgünlükten uzak ve öykünmeli bir yönetmenlik, simülasyon kuramına gönderme yapıcam diye kıç yırtan, baştan sona dökülen bir hikaye. bu filme iyi diyebilmek için sadece bir elin parmağı kadar film izlemiş olmak bir bahanedir.
  • bir çok sahnesinde kaslarımın istemsiz kasılmalarına tanık olduğum film.. kendimi michael hannake filmi izliyormuşum gibi hissettim.. filmin olay kurgusu oldukça ilginç olmasına karşın olur olmadık abukluklarla da karşılaştım (örn: kız ne alaka ? hiç olmasa daha güzel olurdu gibi..)
    bunun dışında run lola run'da da dikkatimi fazlasıyla çeken moritz bleibtreu'nun oyunculuğu tek kelimeyle olağanüstüydü...ayrıca film bittiği zaman aynen krokus'un söylediği gibi hızla çarpmaya devam eden bir kalple ve kafamda binlerce soru işareti ile sokağa fırlayıp derin nefesler aldım..sanırım seyircilerin çoğu da bu durumla karşı karşıya kaldı...das experiment rahatsız seyirler diler..
  • bazı yerlerde göze batan eksikliklerinin olması yanında gayet etkileyici, seyirciyi harekete geçirtici bir film. kadın gercekten de çok aptalca bağlanmış olaya, sonda falan gelmesi abesle iştigal etmiş oldukça. lakin olay cok sağlam, malzeme guzel. o açıdan da filmin son yarım saatine dooru "vur amuna kodumunun sarı saçlı ipnesine!! olm varya ben şindi olucaktım kafa goz ne girişirdim biliomusun aazını kırmadan çıkmazdım!!" ve de "oranın çıkışıda var berus efendi!!" şeklinde haykırmalar tavana vurdu. film bittikten sora en az yarım "nıç nıç nıç*... tobe tobe..." diye gezip sakinleşmek gerekti. evet bu da bir nevi catharsis olsa gerek...
  • stanford prison experiment vardi.bu onun alman versiyonumudur bilmem ama orada tamamiyle ogrencilerden olusan bir grup stanford universitesinin alt katinda yaratilan bir hapishane ortaminda belli bir sure yasamayi kabul etmis. kurayla secilen ogrencilerden bir kismi mahkum diger kismida gardiyan rollerini oynamislardir. hepsi rollerini o kadar cok benimsemislerdir ki sonunda gardiyanlar herseyin bir hayal urunu oldugunu unutup mahkumlara turlu iskenceler cektirmistir. sonunda kimse belirli sureyi dolduramdan bu deneyden cekilir. ve katilan kisiler uzun yillar psikoloji tedavi gormustur. bu film amerikada universitelerde psikoloji derslerinde ibreti alem olmasi acisindan gosterilir.