şükela:  tümü | bugün
  • michael haneke'nin bu yıl festivalde gösterilecek kafka uyarlamafilmi
  • festivalde de yayınlanan sato'nun filmi de jeremy irons'ın oynadığı kafka filmine büyük miktarda esin kaynağı olmuştur... sato'nun filmi de yarımdır bu arada, lak diye siyahlık girer araya...
  • güdük bir kafka uyarlamasından öteye gidemeyen bu film, hele ki haneke beyin diğer balyoz filmlerinin yanında enikonu bastıbacak kalmıştır.. (kendi de farkında, hissettim ben şahsen..)
  • franz kafka'nın türkçe'ye de çevrilmiş olan romanı. (bkz: şato)
  • kitabin ilk kisimlarindaki otelcinin karisi karakteri evlere senliktir. kafka'nin kadinlarla iliskilere bakisi hakkindaki her turlu ince detay bay k'nin bu karakterle ettigi sohbetlerde gizlidir sanki.
  • kasvet dolu kitap.
    fakat nedense çantamdan hiç eksik olmuyor.
  • franz kafka nin yazdigi roman, devam kitabinin ismi ise (bkz: dava) dir. sato bir bakima dava ya giris amaciyla yazilmis bir onsoze benzemektedir. sato da umutsuzluk yoktur tam tersine fazlasiyla bir umut vardir. bay k ordan oraya surulurken aslinda birseyleri beklemektedir. bay k korkulan bir insandir onlarin duzenleri icin ve bay k onlarla yuzlesmek istemektedir. bay k nin amaci duzenin basinda ki varliga ulasmaktir. bu zor olucaktir ..
  • micahel haneke'nin uyarlama konusunda hicbir sey bilmedigini kantiladigi film olmustur. zira film tamamiyle kitabin aynisidir, kitaba sadik kalmak baska bir seydir, kitabin cumlelerini kullanmak baska. sanki haneke biz kitabi okuyarak yorulmayalim diye kitabi gorsellestirmis. bu derece kotu bir film izlememistim son zamanlarda. halbuki ne umutlarla gitmistim.
  • insanları saçma beklentileri nedeniyle hayal kırıklığına uğratan bir haneke filmi. bu altı üssü bir tv filmidir çünkü. haneke'nin bir edebiyat uyarlamasının altından da hakkıyla kalkabileceğinin en güzel kanıtı için (bkz: la pianiste)

    aradaki fark içinse kendi sözlerine kulak vermek gerekir:

    "i would draw a definite line between "the castle" and "the piano teacher," because "the castle" was made for television, and i'm very clear about the distinction between a tv version and a movie. films for tv have to be much closer to the book, mainly because the objective with a tv movie that translates literature is to get the audience, after seeing this version, to pick up the book and read it themselves. my attitude is that tv can never really be any form of art, because it serves audience expectations. i would not have dared to turn "the castle" into a movie for the big screen; on tv, it's ok, because it has different objectives. but with "the piano teacher," if you compare the structure of the novel to the structure of the film, it's really quite different, and i feel i've been dealing very freely with the novel and the way it was written. i would say that my version of looking at the story is pretty distanced and cool, while the novel itself is almost angry and very emotional. the novel is much more subjective and the film is much more objective. "
  • kesinlik ve şüphe, ümit ve korku, mantık ve saçmalık, düzen ve kaos ikilemleri üzerine kurulmuş, franz kafka'nın başyapıtı.
    ..
    kafka'nın kahramanları akıl dediğimiz aydınlanmış bölümde görünmeye isteksiz olan gerçeği arar gibi, karanlıkta el yordamıyla yürürler. "gözleri açılıp, çıplaklıklarını fark etmeden önce", sanki bilinçsiz uyumu arıyor gibidirler. şato, sanki bir gölgeler çatışması gibidir, sanki kahraman, anın sıkıcı karmaşasının ötesindeki ve araştırmasının sonundaki karanlık uyumun farkındadır. k. hep tepenin üzerindeki uzak şatonun yolunu tutar, hep bir şeye ulaşma noktasındadır ama tam da oraya varamaz. şatoya bakarken "k. ne kadar güçlü olarak bakarsa, daha zor farkeder ve ne kadar derin izlerse, her şey yarı karanlığa gömülür." çabanın kendisi bir engeldir, çünkü bireyin ve bağımsız bir varlığın bilinçli ifadesi, uyumun reddidir.