şükela:  tümü | bugün
501 entry daha
  • metropole, kalabalığa, gürültüye, trafiğe alışmış bünyeler için en başta korkutucu olabilen bir yer. datça merkez yine bir nebze ama daha batıya gidip mesudiye veya knidos yolundaki herhangi bir yerde konaklarsanız bu bakirliği hissedeceksiniz.

    ama fark ettiğiniz şu olacak ki 3. günden sonra bu sakinliğe ve ıssızlığa bağımlı olacaksınız. ruhumuzun kalabalığın nasıl esiri olduğunu; ondan nefret ederken bir yandan da ondan nasıl kopamadığını burada anlıyor insan. gece karanlığında çöp atmaya giderken bile gökyüzüne bakınca "aaa bu kadar yıldız mı vardı?" ya diye hatırlıyor birden.

    sıkıcı ve ıssız görünen virajlı, yokuşlu yolları formula 1 hayranları için ayrı bir zevk olacaktır zira akla ilk olarak monaco grand prix gelecektir. zaten dağlara baktığınızda da akıllarda ilk olarak fransız rivierası ve monte carlo izlenimi oluşuyor. apexleri kaçırmayın, sürüş çok zevkli.

    özet geçmek gerekirse kusursuz bir deniz, aşırı bakir yerler. yani aradığınız bu değilse öyle çok umutlanmayın gittiğinize değmez. yoksa, "bu muymuş datça dedikleri?" dersiniz. bana kalırsa deniz olarak da marmaris'in koyları daha güzel. 50 tl civarı bir tekne turuyla gezilebilir. datça'nın olayı farklı. orası tatilden çok, ruh detoksu için bir yer diyebiliriz. ama hareket yok. güzel badem var, zeytin var. sepsessiz içmek var. çekirgeler var. çok fazla var.
43 entry daha