şükela:  tümü | bugün
865 entry daha
  • datçayi ben çok beğenmedim açıkçası çok fazla yeşil değil kurak denizi çok soğuk, taşlık ve merkeze çok uzak.
    datçadayken küçük takı satan dükkanları gezerken arkadaşım oradaki biriyle sohbete dalmış ekonomist sende gelsene dedi gittim yanına. takı satan adam biz buraya istanbul'dan geldik eşim memur hep ınstagram'da o tatil beldelerinde yaşayan tipleri görüp özenirdik denizden ve kumsalden hikaye atanları ve bizde datça'ya yerleştik ilk birkaç gün güzel deniz güneş filan sonra yavaş yavaş sıkılmaya başladık. kışın zaten burada dedi hayat sıkıcı sadece emekliler var. en yakın şehir merkezi 2 saat orası da muğla zaten kendine hayrı yok küçük bir şehir. eskişehir'e taşınıcagiz dedi . her yerde de yakın dedi. burada diyorlar ya egede bir sahil kasabasına yerleşecekler ve yerleşmeyi düşünenler için istanbul'u çok özleyip birkaç güne dönersiniz diye. işte burası o süreyi en kısa tutucak ve en çok özlettircek yer.
  • esnafı siker, köylüsü siker, büyük şehirden -senden önce- gelmiş olanı siker.
    ama sosyal medyada çok şeker.
    tanım: susuzluktan kırılan sahil kasabası.
  • buraya göçen romantik megaköylüler yüzünden artık biz yerlilerine de geçirmeye başlayan yer haline gelmiştir. adama saat pili soruyorum, 50 lira diyor, kardeş ben yedi göbek muğlalıyım bi daha soruyorum deyince 20 ver yeter abi diyor.
    beş kuruş etmez şeyleri retro etiketiyle götünüze sokmaya kalkmasaydınız bu esnaf da buraları yerlilerine bile yaşanmaz hale getirmezdi belki de.
  • esnafın artık çok kötü olduğu belli.birkac iyi otel hariç o pansiyonlara para kaptirmayin.
    sakin daha iclerde olan pansiyonlar var palamutbukunde aile işletiyor güvenerek giderdim yine.ama datça benim gözümde artık angarya.marmaris belki
    istanbul'dan inmesi ayrı çile dönmesi ayrı çile.
  • kumluca'dan bildiriyorum (adrasan, olimpos, finike, kaş civarları bi yer diye özetleyeyim) datça hakkında sıralanan her türlü olumsuzluk burada da fazlasıyla mevcut. türkiye'de sanırım "ideal" bir yer kalmadı. karadeniz de dahil olmak üzere, tüm sahil şeridi aşırı pahalılıktan nasibini almış durumda. iki kelimeyi bir araya getiremeyen köylü, babadan dededen kalma arsalarla paranın amk durumda. pahalılığı oluşturan nedenlerin başında bu geliyor.
  • eskiden hayıt bükü (mesudiye) güzeldi. şimdi pahalanmış ve eski doğallığını yitirmiş.

    datça'nın merkezi hiçbir zaman güzel değildi bence. yazın en hareketli dönemlerde bile sıkıcı geliyordu bana.

    burası ve muğla'nın geneli için konuşuyorum; göç ederseniz yüksek ihtimalle geri dönersiniz. denemesi bedava değil.
  • türkiye'de en sevmediğim yerlerden biri. yozgat, adana ve rize ile birlikte. bu dört yerde de insanlar oldukça yordu beni çünkü. kendini izmirli sanan köylüler var bir de. ama o başka bir konu.
  • kumsalları mikroplastik çöple dolu şirin bir ege kasabamızdır.
  • çocukluğu denizde geçmiş birisi olarak çok da beğenmediğim sahil kasabası. gerçi bana bakmayın siz, ben olimpos'u da çok beğenmemiştim. zaten batı antalya ve muğla içerisinde sadece fethiye, kaş ve adrasan'ı severim. diğerleri boş.

    datça da bana biraz fazla süslü bir sahil kasabası gibi geldi. oldurmaya çalışmışlar gibi. bodrum'a benzetmeye çalışmışlar ama benzememiş. bodrum nefis bir yerdir mesela ama yazın kalabalıktan nefes alamazsınız. datça da bana öyle gibi geldi. dar alan, çok fazla insan. izolesiniz zaten. en yakın büyük ilçe marmaris, ona da gitmek sıkıntılı. çünkü uzak.

    peki hiç mi artısı yok?

    tek diyeceğim şu: knidos'ta günü batırın. o kadar güzel bir gün batımını daha önce sadece amasra ve göcek'te gördüm. -bir de side'de apollon tapınağının orada izlediğim bir gün batımı var. onu ayrı tutarım zaten hep. gerçek olamayacak kadar inanılmaz.-

    sadece gün batımı için gidecekseniz gidin. aksi halde biraz daha güneyindeki fethiye işinizi görür. fethiye güzeldir. en azından oldurulmaya çalışılmamış bir yer.
1 entry daha