şükela:  tümü | bugün
  • 'dedemler de sizin tarlaya girip bütün hıyarları yemişler' repliğinden sonra tarlada hıyarlara dalan insanların göründüğü sahneyle yaran filmdir.
  • filmin bir sahnesinde şener şen, kemal sunal'ı hapisten kurtarmak için, içine çarşaf koyduğu bir tepsi börek getirir.

    - önce al şu böreği
    - börek, çoğ severim, saol canım.
    - yemeee!
    - yo ben böreğe dayanamam.
    - yeme diyorum ulan!
    - o halde niye getirdin be gavat?
    - memocan tepsinin içinde çarşaf vaar...
    - aaa çarşaflı börek. kıymalısı yokmuydu lan bunun?

    repliğiyle beni benden almıştır.
  • ayso'nun ya hiyar tarlasi demesi uzerine, sulonun repligi superdir..
    - hiyar tarlasi kim alirsa onun kicina girsin...
  • pek üstünde durulmaz ama filmde türk ve doğu toplumlarına çok sert eleştiriler vardır.

    örneğin köyün muhtarı aynı zamanda memo'nun (kemal sunal) kayınpederi olan kişi (ahmet açan), filmin sonlarında ağanın (ihsan yüce) düğününde, ağanın kendi damadı olan memo'ya puşt demesine kahkahalarla güler. çünkü ağaya yaranmak istemektedir.

    ayrıca köylüler (öğretmen dahil) çıkarları o an için nasıl gerektiriyorsa o tarafa geçmektedirler. ağanın yanında memo için "puştun teki çıkmıştır." derler. birkaç dakika sonra memo paraları ağanın suratına çarpınca da ağaya efelenmeye başlayıp ters ters bakarlar. işlerine geldiği zaman da eşkiyaya yağ çekerler. elebaşları, çığırtkanları da dönekliğin en önde gideni olan çoban ali'dir.

    türk halkı da yıllardır bir umut yeni kurulan bir partiyi büyük ümitlerle iktidar yapar. çoğunluk o yöndedir. o partiye oy verse de her ihtimale karşı bunu belli etmek istemez. bir süre sonra, zamanında iktidara getirdiği partiden kurtulmak için bir başka umutla topluca yepyeni bir partiye yönelir.

    ayrıca sülo (şener şen) paraları şehirde kadınlarla yerken ayşo'yu (ayşen gruda) düşünmez de, ayşo ağa ile evleneceği zaman namusuna düşkün olur.
  • -kaçın herif hortliyi

    -yoo bence geberiyi yav

    an itibariyle kanal 7de yayınlanmaya başlamış efsane film. miskerde pişirilmiş tarhana içilerek izlenilmesi tavsiye edilir.
  • kan davası anlayışını mizahi açıdan eleştiren, zamanına göre oldukça başarılı bir film. zira kan davasını eleştirme amaçlı bir film oluşu, filmin iki baş kahramanının sülalelerine verilen isimlerle bile (davaro ve hıyarto) anlaşılmaktadır. tabi çoğumuz ilk olarak küçük yaşlarda bu filmi izlemiş olduğumuzdan sadece kemal sunal' la şener şen' in küfürleşmelerine gülerdik, artık rtük sağolsun onlara da gülemiyoruz... bence kesinlikle ama kesinlikle birkaç kere izlenilmesi gereken bir film, temel olarak kan davasını eleştirse de, yanında birçok konuyu ele almıştır. köylerdeki yaşam tarzı, despot ağaların köylüler üzerindeki otoritesi ve uyguladıkları baskı, eşkıyalık, törelerin tabulaştırılması, bu ve bunun gibi birçok konuyu da çok öne çıkarmadan mükemmel bir dozda verir bu film. anne babalar çoğu zaman "kemal sunal izlemekten bıkmadın mı hala?" gibi sorular da sorsalar, televizyonda gördüğü an işi gücü bırakıp bu filmi izlemeye koyulan insanlar tanırım. gerçekten bir başyapıttır türk sineması için, aynı anda hem mizahi yönü olup, hem de toplum tarafından o zamana dek getirilmiş, mantıksal dayanağı olmayan tabuların eleştirilmesi, komik gösterilerek yanlış olduklarının mükemmel bir şekilde gözler önüne serilmesi yönüyle davaro kadar başarılı olabilen film sayısı oldukça azdır.

    hollywood aktörleri bok yemiş der insan şener şen ve kemal sunal' ın oyunculuğunu görünce bu filmde. zaten dikkat edilecek olursa, ikisinin bir arada oynadığı ve akla çabucak gelen bir diğer film de kibar feyzo' dur, o da en az bu film kadar iyidir belirttiğim hususlarda. daha fazla imkanla çekilmiş olsa bu film, acaba şu anki ününün kaç katı bir üne sahip olurdu diye düşünmeden de geçemiyor insan.
  • metin and, minyatürlerle osmanlı - islam mitologyası adlı kitabının önsözünde, davaro ve hıyaro ile habil ile kabil arasındaki benzerliğe dikkat çeker:

    "(...) bir televizyondan kemal sunal'ın davaro filminin gösterileceği duyruldu. ben de o sırada kitabın insanoğlunun ilk cinayetini, kabil'in habil'i öldürmesini yazıyordum. iki kardeş arasındaki düşmanlığın gerçek nedeni habil'in çoban, kabil'in çiftçi olmasıdır. birisi hayvanları otlatmak için gezici, çiftçi ise yerleşik düzende, tarlasında yetiştirdiği ürünleri, onları yemeğe gelen hayvanlara karşı koruyan bir yaklaşımdadır. (...) daha önce görmemiş olduğum davaro filmini seyretmeye koyuldum. kemal sunal çobanlık yapmaktadır, bu nedenle adı davaro'dur. arkadaşı rolündeki şener şen aynı zamanda hasmıdır ve çiftçilik yapar, tarlasında hıyar yetiştirir, adı da hıyaro'dur. ikisi arasındaki hasımlık da tıpkı kabil ile habil gibidir. bu inanılması güç bir rastlantı ise de çoban-çiftçi çatışmasının ne kadar evrensel bir konu olduğunu gösteriyor"
  • --- spoiler ---

    filmin final sahnesinde, ağa çevresindekilere hitaben "kıçınızdaki dona kadar ben vermiyor muyum" minvali bağırırken çevresindekiler ezikçe öyle ağam doğru ağam diye yalakalık yaparlar. kemal sunal parayı ağanın suratına çarpıp tehdit edince bu sefer ağaya pislikmiş gibi bakarlar. işte bu benim açımdan güce tapma kaypaklığını en iyi anlatan sahnedir.
    ayrıca;
    -ula herif diriliyi...
    -yok yahu bence geberiyi...

    --- spoiler ---
  • şener şen'in içki masasında kemal sunal'ı sarhoş edip uyuttuktan sonra lokantacıya dönüp masanın üstünde uyuyan kemal sunal'ı işaret ederek "hesabı ağadan alacan" diyerek kaçması da akıllara kazınan sahnelerdendir.
  • mezar sahnesi süperdir
    "ulan hortum ağzıma değil kıçıma girir"

    bu arada kemal sunal hoca ile şu diyalog halindedir:

    -hocaefendi bu yöne çevrilecek
    -olmaz kıble bu taraf buraya çevrilecek
    -ne kıblesi? kalkıp namaz mı kılacak? buraya
    -hortum
    -kıble
    -hortum
    -ula hortumda ne oliy ki
    -kusurabakma sülo kardeş bu sefer essahtan gittin