şükela:  tümü | bugün
  • kurt cobain'in bıraktığı bir mirasın üzerine yatarak çoluk çocuk sahibi bir adam olabilirdi şimdi, evinde karısının pişirdiği yemeği beklerken keyfine bahçedeki çimleri biçen. ama öyle olmadı. kendisine yepyeni bir kariyer yaptı. "nirvana'nın davulcusunun grubu" başlığı altından kalkılması imkansız bir ağırlıktaydı işin açığı. ama bu adam bunu başardı. müzik tarihinden kaç adam çıkar ki, efsane bir grubun geride kalmış adamıyken kendi grubuyla bambaşka bir tarih yazsın? dave grohl bunu yaptı. ve yaparken defalarca dağılma noktasına gelen grubunu bir arada tutan, uyuşturucu sorunlarıyla kıvranan bir elemanı* yola getiren adam oldu. inanılmaz çalışkan, kararlı, sebatkar bir adam dave grohl. tam anlamıyla tırnağıyla kazıyarak geldiği noktada amerika'nın en iyi şarkı yazarlarından, rock sahnesinin en önemli frontman'lerinden ve birçok büyük grubun*** en azından birkaç şarkıdaki desteği için kapısını çaldığı yetkin müzisyenlerden birisi olmuş durumda. ve bütün bunlara karşın yüzünden sevimli gülümsemesini eksik etmeyen, sempatik, alçak gönüllü bir adam.

    burak gürpınar'ın "idolüm olacak diye korkuyorum" dediği adam olsa da, sanırım ben korkmuyorum: my hero diyebileceğim kadar öenm verdiğim kişi o. dave grohl baba.
  • zamanında nirvana grubunun haklarının courtney love' a verilmesi konusunda " muzigimizi olustururken ya da krist, kurt ve ben ufak bir karavanla oradan oraya giderken bizimle değildi. bu yuzden bu microsoft' un haklarının bana verilmesi kadar anlamsız olur." demiş foo fighter. canlı performanslarda cosan, costuran muzik adamı.
  • güzel adam, komik adam, yetenekli adam, naif adam, rahat adam, akıllı adam, mal adam... ben yorum yapmayı pek sevmiyorum, o yüzden tüm bu sıfatları sırasıyla yine gerçek olaylardan bahsederek örneklendireceğim:

    *** *** ***

    grohl annesi ve kız kardeşiyle küçük bir evde büyüdü (ev o kadar küçüktü ki, grohl bazen pencereleri açıp ortaya oturur ve bir helikopterde olduğunu hayal ederdi. helikopter pilotu olma isteğinin ardındaki sebep budur). o zamandan aklında kalan görüntüler; "uçak tuvaleti gibiydi" dediği küçücük banyoya önce kimin gireceğine dair yaptıkları kavgalar, lisede ingilizce öğretmenliği yapan annesinin ford fiesta'sıyla hep beraber okula gitmeleri ve annesinin sonsuz desteğini kapsıyor (1984 yılbaşında mantar alıp, kafasını sunroof'tan çıkarıp o arabanın bir tank olduğunu zannettiği de olmuştur). "annemle arkadaş gibiydik" diye anlatır grohl, "birlikte jazz konserlerine giderdik ya da o benim grubumu dinlemeye gelirdi."

    annesi ise şöyle anlatır: "küçücük bir kutuda yaşamanın hayatınıza etkisi büyüktür. ya iyi anlaşırsınız, ya da erkenden yollarınızı ayırırsınız. bizim için problem yoktu."

    8-9 yaşlarında ailece alışverişe gittikleri markette top 40 hits albümünü görürler ve bayan grohl dayanamayıp çocukları için albümü alır. evlerinde kasetçalar yoktur ama haftasonları okuldaki kasetçaları eve getirerek en azından haftada iki gün çocuklarının müzik dinlemesine olanak tanır. albümde kc and the sunshine band'dan peter frampton'a kadar birçok isim vardır ama grohl'un en çok ilgisini çeken, o haftasonu boyunca tekrar tekrar dinlediği şarkı edgar winter'ın frankenstein'ı olur. bu, grohl'un hayatında duyduğu en güzel şeydir. bu şarkıyla rock dinlemeye başlar ve müziğin içinde olmak istediğine karar verir.

    grohl, kitaplarını alabilmek için yazları taş ustalığı ve pizza kuryeliği yaptığı liseden ayrılıp müzik yapmak istediğinde yine annesinin izni ve desteğini almıştı. "peki, o zaman yaptığın işte çok iyi olmalısın" demişti annesi. hatta müziğe başlaması da annesinin aldığı bir gitar, iki the beatles best of albümü ve bir beatles akor kitabı ile olmuştu.

    onun eğlenceli kakarterinde annesinin izini şu olayda görebiliyoruz:

    virginia grohl, özellikle oğlunun grubu sahneye çıktığında kalabalığın verdiği tepkiyi, tezahurat çığlıklarını çok sever. bir nirvana turnesinde bir süre gruba eşlik ettikten sonra okula döndüğünde; öğreniclerine 30 yıldır bu işi yaptığı, sayısız başarı elde ettiği ama bu güne kadar kimsenin kendisine böyle bir tepki vermediği hakkında espri yapar. birkaç gün sonra ders sırasında çağırılan virginia grohl, sınıfa döndüğünde yoğun tezahurat ve çığlıklarla karşılanır.

    bunun yanında dave de annesi için, nirvana'nın 1992 reading konserinde bir sürpriz yapar. tüm seyirci hep bir ağızdan, sahnenin yan tarafından konseri seyreden bayan grohl'un doğumgününü kutlamak için "happy birthday" diyerek konser alanını inletirler. bayan grohl'un göz yaşlarına boğulduğu bu olay dave'e asla unutamadığı anısı sorulduğunda verdiği cevaptır (nirvana ile veya başka bir grupla kazandığı büyük başarılar, tarihi anlar değil bu olaydır unutamadığı anısı).

    *** *** ***

    henüz nirvana öncesi dönem. grohl 17 yaşında. scream grubunun seçmelerine gitmek için ablasının arabasını ödünç alır ama seçmelerde tahmin ettiğinden daha uzun süre kalması gerekir. the meatmen konserine gitmek için arabayı bekleyen ablası ve o zamanki erkek arkadaşı, grohl yüzünden konsere geç kalırlar. grohl eve geldiğinde arabayı park eder ve davullarını indirmeye başlar ancak ablası "bırak kalsınlar, hemen çıkmamız lazım" der.

    ertesi sabah grohl, arabaya girdiğinde tüm davul takımının sökülmüş olduğunu görür. ablasının erkek arkadaşı, dünkü olaya çok sinirlenmiş ve bir ders vermek amacıyla setin her parçasını sökmüştür. sinirden kuduran grohl, hemen telefona sarılır ve onu arar. kıçına tekmeyi basmak amacıyla eve çağırır, hatta gelmesi için yalvarır. sonunda adam "sen neden buraya gelmiyorsun?" diye sorar ve grohl şöyle bağırır:

    "ablam arabayı vermiyo ki!"

    *** *** ***

    grohl, birkaç küçük punk rock grubunda çaldıktan sonra bir gün baget almak için gittiği mağazada scream'in davulcu ilanını görür. hemen arayıp 17 olan yaşı hakkında yalan söyler ve seçmelere gider. franz stahl "tamam, cover çalacaksın heralde, zeppelin mi ac/dc mi?" diye sorduğunda "hayır, haydi biraz scream çalalım" der ve grubun tüm kataloğunu baştan sona çalarlar. o an orada gruba alınır. o zaman kadar ohio'dan daha uzağa gitmemiş olan grohl, güneydoğu turnesi için okulu bırakır.

    scream hiçbir zaman eve parayla dönemez. turne sırasında yatacak yerleri ve karınlarını doyuracak birileri olur ve her gece bir iki bira içme imkanı bulurlar. grohl durumdan memnundur, bu yeterlidir. ama sonra artık bunu kaldıramayan grup üyeleri ayrılmaya veya uyuşturucuya kapılmaya başladığında mobilya mağazasında çalışmayı düşünmeye başlar. basçı gruptan ayrıldıktan sonra, gitaristin kız kardeşinin evinde kalmaya başlarlar.

    bir gün melvins şehre gelir, arkadaşı buzz osborne grohl'a nirvana'yı duyup duymadığını sorar. kurt ve krist san francisco konserinde dave'i dinlemiş ve etkilenmiştir. hemen onları arar ve ortak zevkleri olduğunu görür. bunun üzerine hemen gidip bir koli bulur, davulunu söküp koliye doldurur ve uçağa atlayarak seattle'a uçar.

    *** *** ***

    grohl nirvana'ya katıldığında, kurt'un yanına yerleşir ve 8 ay boyunca birlikte yaşarlar. ilk taşındığında kurt sevgilisinden ayrılmıştır ve kalp kırıklığıyla bunalımdadır. vaziyet öyledir ki ayakkabı kutusu kadar dairede ikisi haftalar boyunca günde 8 saat tek bir kelime etmeden otururlar. grohl ne gevezelik etmeye çalışır, ne arıza çıkarır, ne de kafayı yiyip kaçar gider. sadece uyum sağlar. nihayet bir gece yine o eve ve sessizliğe dönerken kurt dönüp şöyle söyler: "biliyorsun, ben her zaman böyle değilim aslında." grohl'un o an yaşadığı rahatlamayı tarif etmek imkansız. ancak "whewww" diyerek "oh be" anlamına gelen bir ses çıkarabilir.

    *** *** ***

    nirvana'nın belçika, gent konserindeki soyunma odası. bir seyircinin burnundan akan kan yere damlıyor. ön dişinin olması gereken yerde bir delikle sersemlemiş titriyor.

    az önce seyircinin arasına balıklama atlayan kurt yeniden sahneye çıkıyor. herkes çıldırmış. ardından kurt gitarını bir balta gibi bateriye saplıyor ve sonra peş peşe amfiye vurmaya başlıyor. ardından novoselic ile gitarlarını birbirlerine çarparak bitirici vuruşları yapıyorlar. bu sırada gitarların birinden fırlayan iri bir parça, ön sıradaki seyircilerden birinin yüzünde patlıyor.

    konser orada bitiyor ve talihsiz genci soyunma odasına götürüyorlar. herkes panik halinde. novoselic gencin önünde diz çökmüş onu teselli etmeye çalışıyor. ardından sağlık ekipleri tekerlekli sandalye getiriyor ve genci götürüyorlar. grubun turne menajeri ise sonraki konser için yeni ekipmanı nasıl bulacağına dair feryat ediyor.

    peki tüm bu panik, telaş yaşanırken grohl ne yapıyor? hemen boş salona geri dönüyor, arayıp tarıyor ve yerde duran dişi buluyor. amacı ise ondan bir kolye yapmak.

    umursamazlık değil, benzer şeyler grohl'un da başına gelmişti. bir londra konserinde seyirci kemerini çıkarıp fırlatmış ve grohl'un yüzüne gelmişti mesela. "konser sonrası seyirciler arasında pantolonu bileklerinde bir çocuk görünce bastım kıçına tekmeyi" diye espri yapar grohl. aslında pek üzerinde durmamıştı. nirvana leeds konserinde ise bir seyirci ayakkabısını fırlatır ve yine grohl'a isabet eder. sonra kalabalığın arasında saklanır ama kafasını çıkarır çıkarmaz grohl onu işaret ederek "gel buraya!" diye bağırır. genç sahneye çıkar ve davulun başına oturtulur. ardından grohl ayakkabıyı alır, 3 metre geri çekilir ve gence fırlatır. genç gülerek sahneden iner ve muhtemelen hayatı boyunca bu olayla böbürlenir (axl olsa anında salondan attırırdı ama onu başka bir yazıda anlatırım). grohl bu olaylardan sonra ne zaman hareket eden bir gölge, uçuşan bir şeyler görse irkilir ama hiçbir zaman ciddi bir önlem almaz (sahneden inip seyirciyi yumruklayan ya da bu işi korumalara bırakanları biliyorsunuz).

    *** *** ***

    sırtını nirvana'ya yaslamaz grohl. nirvana'nın en parlak dönemlerinde bile grubun başarısının beklenmedik ölçüye ulaşmasının kendisini korkutup korkutmadığı sorularına şöyle cevap verir: "benim için gerçekten farkeden bir şey yok. hayatımın sonuna kadar nirvana'nın dave grohl'u olmak istemiyorum. lise tuvaletinde masturbasyon yaparken yakalanan çocuk gibi. ne yaparsa yapsın öyle hatırlanacak."

    *** *** ***

    mal adam dave: grohl'un turne otobüsünü kullanma hevesi her zaman devam eder ancak bu konuda sabıkalı olduğu için izin verilmez. scream zamanlarında henüz 18 yaşında olan grohl, roadie jimmy ile turne aracını kullanmaktadır. grubun en genci olarak (diğer üyeler 5 ile 10 yaş daha büyüktür) bu görev zaman zaman ona düşer. bir gece, ekip uyurken ön koltukta yine dave ve jimmy oturmaktadır. yanlarında büyük bir torba ot vardır easy rider aqua pipe ile malzemeye caiz tabirle yumulurlar. aracın içi tamamen duman olur. birbirlerinin kocaman kırmızı gözlerine bakarak histerik kahkahalara boğulan ikili, ancak araç sallanmaya başladığında yoldan çıktıklarını anlarlar. bu dave'in son kez turne aracı kullanışı olur.

    en zorlayıcı alışkanlığınız nedir sorusuna şöyle cevap verir: "bilemiyorum ki. sahnede osurmak olabilir. bu iyi bir şey. sahnede osurmak genellikle müziğimizden daha fazla alkış alır. ve bu doğru yerden şarkı söylediğinizi gösterir, gırtlaktan değil diyaframdan."

    "foo fighters hakkında bir söylenti yaysaydınız bu ne olurdu?" sorusuna ise cevabı şöyle olur: "hepimizin mal olduğu. herkes inanırdı da, ki öyleyiz."

    *** *** ***

    bonus: 11 yaşında çiğneme tütünü çalıp evde gizli gizli çiğnerken midesini hasta eden, 19 yaşında the scorpions, van halen ve metallica gibi grupların sahne aldığı ilk büyük konserini izlemeye gittiğinde otunu kaybedip tüm geceyi torbacı aramakla geçiren, uzun süre gecede 7 dolar kazandıktan sonra ilk kredi kartını aldığında çocuklar gibi sevinip ilk iş kendine pahalı bir çift güneş gözlüğü alan, ilk dövmesini kendi kendine yampaya çalışıp sonra silmek istediğinde bir arkadaşının şakasına inanıp üzerine tuz döküp havluyla ovalayarak cehennem azabı çeken ve sonunda sadece dövmeyi daha parlak hale getiren, eşek kadar adam olduktan sonra arka bahçesinde şiş kebap (evet şiş kebap) yapmaya çalışırken neredeyse evi yakan grohl; tüm bunların bilinciyle gençlere hiçbir konuda öğüt vermez.
  • "james hetfield'ı taklit ediyor musunuz" sorusuna "evet, bu da kimsenin gözünden kaçmıyor. onun gibi duruyorum, gitarımı olabildiğince dizime yaklaştırıyorum, suratımı şarkı söylerken buruşturuyorum ve konsere gelenlere 'arkadaşım' diye hitap ediyorum" şeklinde cevap veren müzisyen.
  • piyasada kendisinden daha yetenekli ve teknik binlerce davulcu olmasına rağmen hepsini sollayan, izlemesi ve dinlemesi zevk veren davulcu. zaten "off abi adam saniyede 40 bass drum, 20 snare 333 de hi hat vuruşu yapıyor off" diye müzik mi dinlenir amına koyim.
  • keşke amcam veya dayım olsa dediğim adam. abi demiyorum bakın. bu adam tam amca, dayı olacak tipten biri. çok seviyorum lan kendisini. yaptıkları olsun, karakteri olsun. hatta sırf nirvanadan sonra kendini dağıtmayıp foo fighters'ı kurması bile büyük iş. tapılacak adamsın dave.
  • az biraz müzik ile uğraşmış kişiler kesin karşılaşmışlardır; bulunduğu müzikal ortamın içinde (bar,stüdyo,çevre vs.) her enstrumanı tam olmasa da hakkını vererek çalan, kendi grubu olmasına rağmen sürekli başka gruplarla müzik yapan, proje yapan, eğlenceli, sıcakkanlı, ordan oraya gezen deli * adamlar vardır. herkesin de kankasıdır bu adam. kesin bir ara sizinle bile müzik yapmıştır.

    hah işte dave grohl tam böyle bir adam. nirvana ile başladığı yolda foo fighters falan derken beraber çalmadığı müzisyen kalmadı galiba. manyak herif bir albüm yapıyor, sonra belgesel çekiyor, sonra belgesele albüm yapıyor, sonra başka bir grubun albümünde bateri çalıyor, sonra da gidip başka bir grubun konserinde misafir sanatçı oluyor.

    bunun telefon rehberi de çok acayiptir ha, josh homme’un üstünde lemmy var, az altta paul mccartney, yanda jimmy page ve john paul jones... rehbere baktıkça insan mutlu olur.
  • qotsa'in yeni albümünde çalacağı kesinleşmiş.
    http://grungereport.net/?p=17721

    bu haberi de yeni soundgarden albümünü dinlerken okudum, allahım ne kadar mükemmel bir gün bu.
  • kendisini teee nirvana zamanlarından biliyorduk ama şu anda foo fighters ile yaptığı işler, sahnedeki duruşu ve yeteneği ile sonsuz takdirimi kazanmış müzisyen.

    sakız konusunda alex ferguson ile yarışır.