şükela:  tümü | bugün
  • çıbanın başı.

    arkadaş, internetin her bir yanından bu adamın, mick jagger'ın, keith richards'ın ve lou reed'in beraberce eğlendiği resimler fışkırıyor. başkaları da var ama, esas pislik bunlar. bu amınakoduklarım nasıl eğlenmişlerse artık o 10-15 yıllık periyodda, dünyada geriye eğlence kalmamış. çok eğlenmişler. aşırıya kaçmışlar. yeri gelmiş kırmadıkları ceviz kalmamış, yeri gelmiş birbirlerini ağızlı dilli filan öpmüşler. kulaklarından öpmüşler birbirlerinin. kokain desen bunlarda, öroyin desen bunlarda. resimleri gördükçe sinir basıyor yahu. tamam, heteroseksüel bir insanım ama konu o değil. çekemiyorum bu kadar eğlenmiş olmalarını. net. sırf bunlardan 20-30 yıl sonra ve türkiye'de doğdum diye o kadar eğlenceyi kaçırmış olmak adil gelmiyor arkadaş. zaman makinesiyle geriye dönebilsem, direkt ihbar ederdim. aşırı uyuz oluyorum o resimleri filan gördükçe.

    edit: bu entry yazıldıktan sonra david bowie ve lou reed aramızdan ayrıldı. başımız sağolsun. kıskançlığım halen sürüyor, ama güzel eğlenmişler. helali hoş olsun.
  • ölümlü olduğunu düşünmediğim için hakkında çıkan haberlere kulak asmadığım dünya dışı varlık

    ground control to david bowie.. can you hear me..

    https://www.youtube.com/watch?v=d67kmfzsh_o
  • evlendikten sonra verdiği bir röportajda "evlenirken iman'la tek ortak yanımız ikimizin de mick jagger'la yatmış olmasıydı" diyerek ortalığı yarmış duayen abimiz.
  • otostopçunun galaksi rehberinden:
    eğer 1 çift david bowie alıp david bowielerden birini öbür david bowienin tepesine tutturur sonra ilk iki david bowieden üsttekinin kollarının heriki ucuna da bir başka david bowie iliştirir ve bu yaptığınızı kirli bir plaj elbisesine saracak olursanız elde ettiğiniz şey tam olarak john watson' a benzemese de onu tanıyanlar tarafından aralarında büyüleyici 1 benzerlik bulunabilirdi...
  • bir kitapçıda david bowie'yle karşılaştım. heyecanla bir imza alıp alamayacağımı sordum. aşırı sıcak yaklaştı; ingiliz aksanıyla memnuniyetle kabul etti. fırladım ve raflarda imzalatmak için ona ait bir kitap aramaya başladım. bu arada kitapçıdaki insanlar bowie'nin varlığına uyandılar ve adamdan imza istemeye başladılar. arada uzaktan sinirli sinirli onları kesiyorum. bir kısmı imzalarını aldı gitti bile. ellerinde david bowie kitabıyla mı geziyorlar anlamadım. imzalatacak bir şey bulamıyor olmanın paniği sardı. halbuki imzalatsan ne olacak? ne bu imza alma derdi di mi? kızgın bir telaşla aramaya devam ettim. bu arada imza isteyen birkaç kişi, gitgide uzamakta olan bir imza kuyruğuna dönüştü. "aha kalabalıktan sıkılıp gidecek şimdi" dedim. panikle raflara döndüm ve uyandım....

    gerçekten kalabalıktan sıkıldı ve gitti adam.

    uyanınca "herif müzisyen, ne kitabı ya" dedim. meğer otuz tane kitabı varmış.
  • ilah. idol. sanatın bale dışındaki her yönünde başarılı olmayı başarmış tek insan. yaşının yaklaşık olarak 2348 olduğu çin seddi ve tac mahal'in mimarlığını yaptığı isa'nın babası olduğu, gaudi ve william blake'e hocalık yaptığı hakkındaki rivayetlerden bir kaçı.
  • sigara içmeye başlama sebebim. dünyanın en karizmatik insanıdır ve aynı zamanda bence "cool olma" olayını icat etmiş adamdır.

    sene 2002 (19 yaşındayım), okuldan bir arkadaşın iteklemesiyle, manchester'da şehir merkezinde yapılan bir etkinliğe katıldık. olayın high light'ı david bowie konseriydi. binlerce insan sahnenin etrafında toplanmıştı. müzisyenler sahneye çıktılar ve çalmaya başladılar. yaklaşık beş dakika sonra o ince, sarışın adam, siyah takım elbisesi ve yakası açık beyaz gömleğiyle sahneye çıktı. tabii biz şarkıya girecek zannettik. ama öyle olmadı. david bir sigara yaktı. ve insanlara karşı içmeye başladı. müzik bir şekilde durdu. ve bir çıt dahi çıkarmayan binlerce insan, müzisyenler ve o an orada bulunan tüm canlılar diyebilirim, david'e hipnotize olmuş gibi bakıyorlardı. tek duyduğumuz ses, david sigaranın dumanını üflerken açık mikrofondan gelen hafif hışırtıydı. bowie yaklaşık 10 dakika binlerce insanın bakışları arasında sigarasını içti. isterseniz buna sigara içmek demeyelim, sanki o sigarayla dünyanın en görkemli seksini yapıyordu bowie. sonra sigara bitti ve david bowie şarkılarını söyledi.
    o sessizlik anında, gözlerim david'de, yanımdaki arkadaşıma fısıldayarak sordum:
    - what is he doing? what is that?
    arkadaşım bir iç çekerek cevap verdi:
    - heeeee isssssssss smoking!

    konserden sonra yanımızda olan ve o güne kadar sigara içmeyen herkesin elinde bir paket sigara vardı. işte david bowie budur.
  • geri çağırılmıştır.
  • 3 gün önce 69'una girdiğinde ve son albümü blackstar çıktığında, kendi kendime bir süre şunu düşünmüştüm. adam 69 yaşında neler yapıyor. adamın 69 yaşında yaptığı müziğe bak. sen 30'undasın ve ne üretiyorsun.

    maşallah dediğim gerçekten 3 gün yaşamadı yine.

    bolca saçmalıyorum, çünkü, hayatımda idol olarak gördüğüm, babam dışında, babam olsun isteyeceğim, fanı olacak kadar çok sevdiğim bir tane adam vardı.

    3 gündür kulağımda yeni albümü, elimde, ona aşık bir adam tarafından yazılmış bir kitap geziniyordum ortalarda.

    david bowie olduğu sürece daha az yalnız hissediyordum.

    benim adım sevgi'ydi ve o, en sevdiğim şarkısında bana diyordu ki:

    "oh no love, you're not alone
    you're watching yourself but you're too unfair"

    david bowie olduğu sürece daha iyi hissediyordum.

    kalakaldım şu an. daha yalnız, daha mutsuz ve daha az iyi.

    umarım gittiği yer diye bir şey vardır. marsta hayat? olduğu gibi. umarım gittiği yerde mutlu olur.
  • sozlukten anladigim kadariyla guns and roses'in annesini sikmis kisi...*

    (bkz: #429781)
    (bkz: #2698685)