şükela:  tümü | bugün
19 entry daha
  • inançlar ve totaliterlik

    ilahiyat eğitimi almış olan davut dağ?, bir süredir facebook'ta inanç konusunda kısa yorumlar yapıyor ve kısa sorular soruyor: https://www.facebook.com/davut.dag.7

    dağ'ın kısa yorumlarına iki örnek:

    - "bir adem çocuğunun allah'tan vahy aldığına inanan "sorgulayan müslüman" camiası kalkmış ortalıkta milletin mesih ve mehdi inançlarıyla dalga geçiyorlar."

    - "'kur'an çok açık bir kitaptır' diyen ve showmenlikte sınır tanımayan bazı hocalara sorulması zorunlu iki soru: [1] kur'an çok açıksa neden kitaplar yazıyor ve programlara çıkarak onu anlatıyorsun? [2] kur'an'ı anlamak için yıllar süren eğitiminden ve onu anlamanın metodunun bilinmesinden niçin bahsediyorsun?"

    bu örneklerden de anlaşılabileceği gibi, dağ'ın soru ve yorumları ekseriyetle basit - ve aslında tam da bu nedenle ilginç. zira bu formattaki ifadeler, tek bir noktaya odaklanarak spesifik bir çelişkiye işaret etmeye müsait. davut dağ da zaten çoğu zaman bunu yapıyor. ancak sorduğu sorulardan herkes memnun değil!..

    sokaktaki insanın çok fazla soru sormaması ve dünyasını sarsan sorular duymaktan hoşlanmaması anlaşılabilir ve belki doğal. ama türkiye özelinde bu gibi rahatsızlıklar sadece sokaktaki insana özgü değil. islami kesimin kanaat önderleri de benzeri tavırlar sergiliyorlar. hatta, aynı durum, işi gereği analitik düşünmek durumunda olan ilahiyatçılar için de geçerli.

    kanaat önderlerinin eleştirel düşünce üretmiyor olması, doğru sorular işitmeye alışkın olmayan bir kitleyi de beraberinde getiriyor. hayatında gerçek manada eleştirel bir söylem ile belki de hiç karşılaşmamış olan insanlar, davut dağ'ın paylaşımlarını haliyle yadırgıyorlar. türkiye'nin tartışma kültüründen yoksun olması, bu paylaşımlara verilen tepkilerin niteliğini de etkiliyor. yaygın tepkiler, (1) dağ'ın inancını sorgulamak, (2) "münafık" ya da "kafir" olduğu yönünde spekülasyonlarda bulunmak, ve/veya (3) doğrudan hakarete yeltenmek şeklinde özetlenebilir.

    "davut dağ'ın her sözü mühimdir" demiyorum. söylediği bazı şeyler gerçekten de çok anlamlı sayılmaz. ancak dağ'ın pek çok sorusu ilk bakışta gayet sıradan görünse de aslında köklü sorgulamalara karşılık geliyor. mesela, "allah'ı putlaştırmak caiz midir?" gibi bir soru, sadece ibrahimi çerçeveye aşina olan bir insana anlamsız gelebilir. ama oturup biraz düşünürsek, aslında hiç de öyle olmadığını fark etmeye başlayabiliriz.

    bu gibi soruları ilginç bulmayan insanlar, ya soruyu baştan anlamlı görmüyorlar, ya da sorunun cevabını zaten bildiklerini zannediyorlar. böyle düşünmelerinin nedeni, içinde doğdukları ve dolayısıyla veri kabul ettikleri inanç sistemi. yoksa bu soruların çoğu tek tanrı fikrinin bir ürünü ve dolayısıyla tek tanrı fikri ile yaşıt. eleştirel düşünce açığı, bu zihinsel çerçevenin fark edilmesini zorlaştırıyor. sadece kendi dünyalarının varsayımları doğrultusunda düşünmeye alışkın olan insanlar, bu şartlar altında zihin konforlarını terk etmek için ortada bir neden göremiyorlar.

    ne var ki, bu durum herkes için geçerli değil. bazı insanlar da var ki, içinde doğdukları toplumun inançlarını (ve genel manada kültürünü) sorgulama ihtiyacı hissediyorlar. böyle insanlar da hep olacak - ki davut dağ bu tipolojinin bir örneği. dağ, düşüncelerini gayet mülayim bir üslup ile paylaşsa da, aldığı tepkilerin niteliği çok fazla değişmiyor.

    halbuki insanların bu soruları umursamayarak mutlu müminler olarak yaşamaya devam etmeleri pekala mümkün. bir başka deyişle, hiç kimse böyle sorularla ya da bu soruları soran kişilerle meşgul olmak zorunda değil. ama görüyoruz ki, kendini inançlı addeden çokları, bu soruların serbestçe sorulabilmesine çok fazla itiraz etmeseler bile, verilen cevapların herkesi tatmin etmesini bekliyorlar. zira bu onlar için sadece bir inanç konusu değil; aynı zamanda kutsal bir dava. dolayısıyla, herkesin ikna edilmesi gerekiyor! ne var ki, verilen bir cevabı herkesin tatmin edici bulmasını beklemek, otoriterlik dahi değil; bildiğimiz totaliterlik... ilgili cevabın aslında bir cevap dahi olmaması ise, işaret ettiği düşünce açığı itibariyle ayrıca hazin.

    sonsöz

    düşünce, yapısı gereği eleştirel olmak durumunda. dolayısıyla, inancı düşünmek, inancı sorgulamak demek. düşünceden eleştiriyi çıkarırsak, elimizde ucuz apolojiler haricinde pek bir şey kalmaz. ancak düşünce nedir bilmeyen insanlar, inanç konusunda yapılan sorgulamalarla karşılaşınca, inançlarının saldırı altında olduğu hissine kapılıyorlar. daha açık bir ifadeyle, türkiye'de halk apoloji istiyor. televizyon ilahiyatçılarının, yazarların, konuşmacıların ve diğer kanaat önderlerinin ezici çoğunluğu, bu yöndeki talebe karşılık veriyor. alan razı, veren razı... ancak, aklı başında hiçbir insanın apoloji ile ikna olması mümkün değil.

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1521275647901560

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
7 entry daha