şükela:  tümü | bugün
  • bir ara gerçekten marion cotillard'ın bacaklarının kesildiğini sandığım film. 2 saat+fransız filmi diyerek biraz düşük beklentiyle başlamıştım ancak fazlasıyla tatmin etmenin yanında da çok fazla beğendim filmi.

    *fransız filmi: sıkıcı.
  • bir adet mis gibi marion cotillard performansı bulunduran film. ha, genel olarak filmden konuşacaksak; kimsenin hayatının filmi olamayacak vasatlığa sahip. ama öyle zaman kaybı da değil. benim gibi, marion cotillard'a özel bir ilginiz varsa muhtemelen seversiniz.
  • (bkz: pas ve kemik)

    güzel filmdir.

    ama...
  • kesinlikle ortalamanın üstünde izlenilesi bir film.

    --- spoiler ---

    insanların başına her şey gelebilir ve bu "her şey" ile karşılaştıktan sonra vereceğiniz tepkiler geriye kalan hayatınızın yönünü belirler.
    kübler-ross yas (üzüntü) sürecinin beş aşamasını görebiliyorsunuz filmde.
    1. inkar (denial)
    2. kızgınlık (anger)
    3. pazarlık (bargaining)
    4. depresyon (depression)
    5. kabullenme (acceptance)
    hayatta ne kadar başarılı olabileceğiniz belki de bu süreçleri ne kadar kolay (sağlıklı) atlatabildiğinizle ilgili. ne kadar erken o kadar iyi demek istemiyorum, fakat inkar sürecinin uzaması iyi bir şey değil, ona eminim.
    babamı kaybettiğimde (çok küçük değildim, üniversiteyi yeni bitirmiş, çalışmaya başlamıştım) bu konu ile ilgili hiç kimse ile konuşmadım. annemle ya da kardeşlerimle bile. her şeyin aniden bir hafta içinde gerçekleşmesi belki de kabullenmemi zorlaştırıyordu. 3 sene boyunca günde ortalama 12 saat çalışıp, hiç tatile çıkmadım. bu üç sene boyunca arkadaşlarımla görüşme çabam hiç olmadı. gelip beni zorla işten çıkardıkları oluyordu tabii. (desteklerini hep hissettim, şanslıyım) dışardan bakılınca sadece iş yoğunluğundan böyle davrandığımı söyleyip, durumu geçiştiriyordum. insanların yanında normal davranıyordum. kimsenin yanında ağlamadım hiç ( hala beceremem, duygularını belli etmekte fazlasıyla beceriksizim). 3 sene sonra bir gün sevgili eski patronum babam ile ilgili bir soru sordu. o gün herkes ile yaptığım gizli anlaşma ortadan kaybolmuştu. patronuma kızdım, adama bildiğin kızdım, çünkü bu benim için yasak bir konuydu ve o yasağı çiğnemişti! o da durmadı bana kızdı tabii (adamcağızı da çok severim). neyse iyi kötü gün bitti. akşam eve gittiğimde yakın arkadaşımı arayıp babamı ne kadar özlediğimi anlattım ve ağladım. ve o telefon konuşmasının beni ne kadar rahatlattığını anlatamam. (üzüntü paylaşınca azalır, paylaşın!) üç sene sonra tam da o gün, bunun benim başıma tekrar gelebileceğini. aslında bunun her gün bir sürü insanın başına geldiğini farkettim. yani bu durumu tabii ki biliyordum ama üstünde düşünmüyordum. konuşmayıp, üzerinde durmazsam o olay hiç olmamış gibi yapabiliyordum. bu kolay olandı. ve kabullenmekte bu kadar zorlanmamın sebebi henüz babam ile olan hayallerimi gerçekleştiremememdi belki de... daha yapacak çok şeyimiz vardı, ama artık zamanımız yoktu... (baya anlatasım varmış yalnız) velhasıl öğrendiğim bir şey varsa güçlü görünmeye çalışmak saçmalıktan başka bir şey değil... ( kime, neyi kanıtlıyorsun!) ve iyi kötü yaşadıklarınızla yüzleşmeniz lazım.
    neyse filme dönelim, adamım da öyle yapıyor ve "beni bırakma" diyor. sonrası happily ever after... ( sonunu da söyledim içim rahat)

    yalnız içim parçalandı sam'in göle düşme sahnesinde, öyle bir hüzün, üzüntü yaşadığım başka bir sahne hatırlamıyorum. en etkileyici, umut sömürücü, yok edici sahne...

    --- spoiler ---
  • fransız sinemasının, sinema tarihine kattığı mükemmel filmlerden birisi. yakın zamanda kült filmler arasında yerini alacağından emin olduğum. lakin kendisi ile aynı zamanda ortaya çıkan başka bir harikulade fransız filmi (bkz: the ıntouchables) 'ın gölgesinde kalmıştır. hakettiği ilgiyi ve övgüyü toplayamamış. hayatın normal ilerleyişinin içerisinde farkına varmadığımız, önemsemediğimiz aslında çok önemli olan şeyleri bir anda kaybetmenin nasıl bir duygu olduğunu izleyiciye tüm detayları ile çarpıcı bir şekilde aktarmayı başarmış film. konu olarak duygusal açıdan paramparça olmuş bir adamın hayatın getirdiği sorumluluklar ile nasıl yüzleştiğini, yaptığı hataları anlatıyor. ikinci konu ise bir anda kendine ait bir şeyi tamamen ve geri dönülmez bir şekilde kaybettikten sonra yeni bir kişi oluşumunu sergiliyor. üçüncü ve son olarak bu iki hikayeyi birleştiren bir raslantı sonrası yaşananları, iki eksik karakterin birlikte olduğunda eksiksiz bir bütün olunabileceğini kanıtlıyor.--- spoiler ---

    sağ ve sol yazılı olan dövmelere anlam veremedim sanırım fransızca olmasından dolayı özel bir anlamı olabileceğini düşünüyorum.
    --- spoiler ---
  • olduğunuz anın belki de en iyi anınız olduğunu hatırlatan, sessiz ve derinden sarsan bir film.

    ali'nin kemik kırılmasıyla ilgili söylediklerinde stephanie’nin bacaklarından da bahsettiğine eminim. yere sağlam basmak için kayıplar vermenin gerekliliğinden emin değilim ama.
  • dheepan,un prophete gibi cannes'da oldukça ses getiren filmlerin yönetmeni jacques audiard'ın imzasını taşıyan, başrollerinde marion cotillard ve matthias schoenaerts'in yer aldığı 2012 yapımı dram ağırlıklı film. eski ihtişamından uzak kalmış fransız sinemasının son dönemdeki en başarılı yönetmenlerinden biri olan audiard'ın yine insanı allak bullak eden filmlerinden biri.

    filmin işleyişi ağır, senaryo kurgudan öte gerçek gibi hissettiriyor, oyunculuklar olması gerektiği gibi abartısız ve ölçülü.filmdeki kamera teknikleri ve açıları muazzam. karakterlerin yüzündeki yoğun duygular en yalın haliyle yakalanmış. film ağır işleyişine rağmen her dakikasında kendinize yüzlerce soru sormanıza neden oluyor. sevgi her türlü zorluğun üstesinden gelebilir mi? 10 saniye sonrasının kesin olmadığı bir dünya'da maddenin önemi nedir? kaybedene kadar elimizdekilerin değerini bilmiyoruz.sağlık, iş, ilişki. oraya ne koymak isterseniz.. yetinmek nedir, mutlu olmak nedir bilmiyoruz. bizlere dayatılan yargıları,dikte edilen algıları yıkmak adına hiçbir şey yapmıyoruz.

    film değil de sanki kötü giden hayatınızı yoluna koyun, aklınızı başınıza alın dermişcesine çekilmiş görüntülü öğüt tadında.

    puanım: 6/10