şükela:  tümü | bugün
  • http://books.google.com/…eterum"&as_brr=1#ppa155,m1
    adresinden okunabilir ve indirilebilir olan 1609 tarihli bir francis bacon eseri. mitolojideki eserlerin yorumlanmasıdır içeriği. "the wisdom of the ancients" diye de karşımıza çıkabilir, ufukta görüyorum bunu, kendi ufkumda.
  • evvelden içeriği ve hacmine dair kısmen bilgim vardı, ancak satır satır incelemeye başlayınca gördüm ki, eser tümüyle baconcı pratik önerilerin güzel bir örneği, uyarıların eski hikayelerin (bacon'ın deyimiyle) nos modernes yani "biz modern'ler" in kafasında şekillenmesini istediğimiz ve vermelerini istediğimiz mesajlarıyla, çağlarımıza (çoğul konuşuyorum, zira hem bacon'ın hem de sonrasının kafa yapısını kastediyorum) yol göstermelerinden yararlandığımız çok ilginç bir eser olmasının yanında, ingiliz edebiyatında eski ile yeni 'nin iç içe girdiği, kraliçe elizabeth'in o edebiyat sever lütuflarıyla şenlenmiş shakespeare'in, marlowe'un ve bacon'ın derli toplu bir fotoğrafını çekmesi açısından da ilginç. bu üçünün aynı adam olduğu söylenirken, aslında yazılarında ne kadar da modern oldukları da kabul edilmiş oluyor. (bkz: christopher shakespeare ya da willam marlowe) (bkz: francis shakespeare ya da william bacon) zira yukarıda da hatırlattığım gibi "biz modern'ler" diyerek başlıyor bacon, öyle bir çıkarcı ama "yeni bilge" gözlüğüyle bakıyor eskiden miras kalan her söze, her mirasa. belki de balmumu kokan odalarda işlenmiş o hikayeleri alıyor, bireysel yaşamında aldığı rüşvetlerinden, hediyelerinden devlet yaşamında ise sömürgecilik yanlısı düşüncelerinden oluşmuş kendi süzgecinden geçiriyor ve en nihayetinde yazılarında itiraf ettiği gibi; okuyucuya "ismini gelecek kuşaklara emanet etmeyi gönülden isteyen bir adam" olarak belki de onlara iyilik yaptığını düşünüyor.

    eserde kimi zaman hikayeler üzerinde oynamalar yaptığını somut örneklerle görünce yukarıdaki paragraftaki vurgularım daha da önem kazanıyor, örneğin iv. narcissus sive philautia'da mitolojinin yaygın olarak kabul ettiği gibi; narcissus'a aşık olmuş ancak onun tarafından reddedilmiş echo karakterini, narcissus'la birlikte ormanda yaşayan ender ahbaplarından biri olarak çizebilmiştir. ( http://books.google.com/…pg=pa438&dq=narcissus sive ) heralde felsefede en saçma şey bir mitosun kaynağını araştırmaktır ancak bir edebiyatçı ya da filolog'un sistemli metotları içinde bunun önemi büyüktür, bacon'a baktığımda bu çarpıtmasının kaynağını vermediğini görüyorum, bunun yanında diğer eserlerinde de benzer durumlarla karşılaşabiliyoruz. örneğin tacitus'tan yaptığını söylediği bir alıntının aslında quintilianus'a ait olduğunu ya da kutsal kitap'ta geçtiğini söylediği bir öğüdün aslında seneca'nın elinden çıktığını ufak bir araştırmayla anlayabiliyoruz. bu kaynak sorunu üzerine batılı araştırmacılar düştükleri dipnotlarda, yaptıkları araştırmalarda gerekli açıklamaları yapıyorlar, hiç problem değil ancak başta da belirttiğim gibi; modern bir kafanın eski dünyaya bakıp da oradaki yaşanmışlıkları görmek istediği gibi yorumlaması ya da bu kafa yapısının çağına ve sonraki çağlara pratiklikle bezenmiş bilgece bir yaşam değil de, yolunu bulan, akıllı çağdaşlar yetimesinde faydalı yazılar bırakması açısından bu önemli.

    logos'un en başından, günümüze yaptığı yolculuğun en önemli duraklarından birinde bacon'ı ve descartes'ı görüyoruz bu çok net, buradaki kırılma, çubuğun sudaki kırılması gibi aldatıcı değil, kendisinden sonraki çağları yetiştiren bir hayli etkin bir kırılma (ha adına rönesans demek istiyorum ama onun da aslında xii. yy.'da başladığını söyleyenler var ya da xiv. yy.'da, o yüzden bu adlandırma da tartışılabilir). modern kafanın her alanda; siyasette, felsefede, teolojide, bilimde eskiye bakışındaki bu "işe yhararlık" durumu bas bas bağırmakta, bu yüzden adını de sapientia veterum değil de, de sapientia modernitatis olarak düşünüp, ona göre eseri böyle bir gözle okumanızda fayda var.

    bu da bir el yazması tadı katsın entiriye:
    http://farm3.static.flickr.com/…06_3aabf2236a_o.jpg
  • deniz ergi özsoy dünkü (13.9.2013) sol gazetesinde yayınlanan "boynuz meselesi" başlıklı yazısında, içindeki pan sive natura yani "pan ya da doğa" başlıklı bölümünden biraz bahsetmiş. yazıyı şuradan okuyabilirsiniz:
    http://jimithekewl.com/2013/10/13/boynuz-meselesi/