şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: biliyorum zara'da erkek ürünleri de var.

    kapitalizmin beni en çok esir ettiği mekan olan decathlon'da fark ettiğim acımasız gerçek.

    mekan önce bu mevsimde çadırlarla selamlar bizi. er kişi, evvelce hiç yapmamış olsa bile bi anda şunu düşünür: "lan bursa'da kara kurt gözlemlemeye mi gitsem yoksa bi sahil kenarına mı kurulsam şununla?"...

    ardından yüzmeyle ilgili ürünler... hele bu mevsimde... "dur şurdan bi deniz gözlüğü alayım inci çıkarırım kör bi bıçak da olacaktı evde"...

    ardından kişi kendi uğraştığı sporun eşyalarının olduğu kısma geldiğindeyse kendini kaybeder. boksla mı ilgileniyor? evinde muhtemelen 20-30 kiloluk bir kum torbası vardır. 50 kiloluğunu almak için saksıyı çalıştırmaya başlar: "şunu evde nereye koyabilirim?". bisiklet sürüyorsa hele... "bir tane katlanabilir bir tane fatbike alsam aslında her yere bisikletle giderim hiç derdim olmaz arabayı da satarım param cebime kalır mis"...

    insanı etkisi altına alan bir mekandır decathlon.
  • koca götlü bir tespit.
  • decathlon olsa olsa fakir erkeğin spor mağazası olur. kendi markalarının (domyos, btwin vs.) çoğusu olabilecek en dandik malzemelerden çinde üretilir. diğer markalara ait ürünleri de piyasadan daha yüksek fiyatlara satar ki, kendi malları ekonomik algısı oluşsun.
  • ürünlerin en az %80'i çöp kalitede, birkaç tıkla aliexpress'te 1/5 fiyatına ucuz bulunan firma olsa olsa gariban sporcuların zarasıdır.
  • katılmadığım önerme.

    asıl zara, bilmemkimlerin decathlon'u olabilir.

    decathlon'a girmeye başladıktan sonra, kalburüstü mağazalara girip çılgına dönen kadınların psikolojisini daha iyi anlamaya başladım. ayrıca bugüne kadar aldığım ürünlerin hepsinden memnun kaldım. decathlon'la ticari firma-müşteri ilişkisinden başka hiçbir bağım yoktur.