şükela:  tümü | bugün
  • çiçeği burnunda yeni yayınevi. son olarak gamze güller'in "beşinci köşe"sini bastılar.
  • kapak tasarımlarını deli gibi kıskandığım yayınevi.
    sedat demir ile birlikte çok güzel işler yapacaklar!
  • kitaplarını sırf kapakları için insanın alası geliyor. çok güzel tasarlıyorlar kitapları.
  • sedat demir ile birlikte çok güzel işler yapan yayınevi.

    kitapyurdu.com'da "yayın hayatına merhaba diyenler" kısmında yer alıyor.

    ülke edebiyatımız adına sevindirici haberler.
  • kitapyurdu'nda "yayın hayatına merhaba" bölümünde göründükten sonra hakkında sedat demir'in samimi bir yazısı var, facebook hesabından kendi izniyle buraya kopyalıyorum;

    ismini ilk telaffuz ettiğim günden bu yana, yani on beş ay öncesinden bugüne kadar, hiç nefes almadan koştum. evet, bazı hatalar yaptım, çünkü durmadan koşarsan, herkes bilir bunu, oksijen almada sorun yaşarsın. şaka bir yana, beni daha fazla hatadan koruyan birkaç unsur vardı. öncelikle, şu an çevirmenlerin ve editörlerin üzerinde çalıştıkları kitaplar da dahil olmak üzere, bir çok ayrıntının daha önceden zihnimde belirlenmiş olmasıydı. hatta, “dağınık görünecek, değil başkası, ben nasıl sabır göstereceğim bu dağınıklığa karşı,” dediğim zamanlar da olmadı değil. ama, bir bütün var ve bu yavaş yavaş ortaya çıkacak. hem tabi ki, gece-gündüz içinde uyuduğunuz bir tasarımın içinde kaybolabilirsiniz. ben, bu labirentin içinde kaybolduğumda, kaybolmanın da keyfini yaşadım ilk defa. ama iyi bir şeyin içinde kayboldum, kötü mü? hatalarım, olası hatalarım ve gerçekleşecek hatalarım için özür dilerim. olabilecek en az beklentiyle hareket ettim, ama azıcık renkli/nitelikli görünüyorsa ne mutlu bana ve bu mutluluğun sözünü ettiğim beklentiyle ilgisi yok. kollar sıvandığında, çok yakınımdakilerin olumsuz ifadelerini şu an hatırlıyorum. olumsuz da olsa, cümleleri dostçaydı. onlardan da faydalandım. ancak halihazırda, nasıl bir güçlükle karşı karşıya olduğumu biliyordum. herhangi bir mesleğe göre, yapanı nasıl zorladığını. bundan sonra, ne gibi sorunlarla karşılaşacağımı da biliyorum. o sorunlara dünden “eyvallah” dedim, demiştim. herhangi bir toplu taşıma aracında, hiç tanımadığınız birisinin elinde, sizin hazırladığınız bir kitabı –joyce’un öğrencisi’ydi- gördüğünüzde şaşırıyor, ilgiyle onun sayfalarda gezdirdiği gözü inceliyor, farkedilmekten çekinerek ve keyfini sürüyorsunuz. o anı daha romantikleştirmek için gidip onunla tanışmıyor ya da sadece mimiklerinin değişmesini istemediğiniz için tanışmak istemiyorsunuz. ikincisi. saçmalayayım: bu, hiç tanımdağınız kişiden çiçek aldığınızda şaşırmak gibi… neyse, bu dün oldu ve bu, herşeye değer. bu huzurlu ânın yanısıra, kırıldığım günler, beni şaşırtan dostlarım da oldu. ben de kırdım tabi, kırdığımı daha sonra farkederek. koşarken bunu, hemen hissetmiyorsunuz. dönüp düzeltecek vakit de oldukça azdı. çok eski dostlarım, dostlarım, dedalus’un yazarları da bunların arasında. onlardan özür dilerim. mesela, dosyalarını çok geç değerlendirdiğim yazarlar oldu. onlardan da özür dilerim. en kısa zamanda, yakın geçmişe dönüp, onlarla geleceği konuşarak tüm ihmalleri telafi etmeye çalışacağım. koşarken çocuksu, şaşkın yüzüme de katlananlara özür, ben. artık olmaz umarım o yüz. kendime de çok haksızlık yaptığım zamanlar oldu. haksızlık denemez aslında. sevimsiz bir kelime ama, diğer çalışmalarımı aksattım. şu an onlara da hesap veriyorum. çok şükür ki aklımdalar. taslaklar halinde, bir kısmı bitmiş. yakında gerçekleşecekler zaten. sonra bedenime, -çok çalışmak için, çok yemek gerektiği inancına saplanmışım- bedenimin dişlerine. ama telafisi var bunların. ilk kitapta bunları yaşayacağımı biliyordum, ne yalan söyleyeyim. –bu arada sürekli ben, ben dedim ama bir çok insan var bu işte, çete gibiyiz hafız! yalnız bellemeyin beni- ilk kitap: elleme, baba yorgun! ismini çok sevmiştim. herhangi başka bir uğraşı, kavga vs için yorgun, bugüne kadar yaptıklarımı yapmak için oldukça zinde. ikinci kitap, ozo ozo çakta! yani uzun uzun zaman önce. çizgileri ve metinleri harika olan kitap. neyse uzun yazmaya alışmayayım, çok uzun, çok uzun bir dönemdi benim için, dedalus’un şimdisi. yaz gelecek tamamıyla, yarın, işte birkaç gün içinde. onunla birlikte yeni ve bahar sezonunun son kitapları matbaadan. şu an duygusal, yok duygusal değil, duygulanımlı, neyse işte böyle bir an yaşıyorum şu an. herkese teşekkür, ben. tek tek teşekküre bir başlarsam bitmez. deli gibi bir liste. şu son kitaplar da gelsin sıcak sıcak, tek tek edeceğim. etmeye devam edeceğim, çünkü bugüne kadar okuruna ulaşanlarla ve okuruna ulaşacak olanlarla uzun uzun yıllar sonraya kalacak, dedalus! ismini ilk telaffuz ettiğim günden bu yana, yani on beş ay öncesinden bugüne kadar, hiç nefes almadan koşmuşum. şunu haber edeyim, uyandırayım sizi de, kendimle birlikte: dedalus, bugüne değin çıkardığı ve bugünden sonra çıkaracağı kitaplarla artık kuruldu! ve yine dedalus kuruldu, kurulmaya, yeniden kurulmaya devam edecek, saat gibi. uzun uzun uzun yıllar sonrası için. ben birkaç gün sonra, azıcık duracağım, azıcık. yine uzun uzun uzun yıllar sonrası için.
    son olarak: uzun bir yazı olmuş, sabrınız ve buraya kadar geldiğiniz için teşekkür ederim. tekrar merhaba.
  • kitap kapagini begenip sonra sirf bu kapak icin ayni kitabi ikinci kere satin alip cercevelettirip evin sagina soluna asmak gibi sacma sapan huylari olan ben gibi insanlara iyilik mi ediyor yoksa kotuluk mu bilemiyorum.

    kapaklarini sevdigimin yayin evi, bizi klasiklesmis tasarimlardan kurtarandir. bilhassa sancar dalman'in cizimlerini ve tasarimlarini ailecek ilgi ile takip ediyoruz belki bir gun el cizimlerine de yer verirler, pek leziz olur mesela.

    kip goin.
  • insanın, ülke yayıncılığına dair umutlarını arttıran bir yayınevi.
    çok güzel geliyor, çok güzel büyüyor, çok güzel işler yapıyorlar. güzellikleri daim olur inşallah. henüz hiç bir kitabını okumasam da en kısa zamanda yayınevini basmaya niyetliyim!

    edit: bir de kapakları çok güzel be abi...

    edit 2: entry'nin yazıldığı gün basılma işlemi gerçekleştirildi. sıcak ve güzel insanlarla tanışıldı. bir demet kitap temin edildi. bu arada unutmadan (bkz: sedat demir)
  • iyi niyetli, mütevazi yayınevi. debut adıyla hazırladıkları şiir serisi genç şairlerin ilk kitaplarını çıkarmalarına olanak tanımıştır. ve ayrıca patron (bkz: sedat demir) in ciddi bir joyce hayranı olduğu bilinmektedir.
  • güzel insanların çalıştığı ve gayet kaliteli güzel kitaplar çıkaran genç yayınevi.

    sedat demir her şeyden önce iyi bir insan ve edebiyat tutkunu bir yazar. ekibiyle güzel işler yapıyorlar ve yaptıkları işler yavaş yavaş farkedilmeye başlayacaktır.
  • çok kaliteli işler yapıyorlar. sayelerinde baran çaçanı tanıyabiliyorum. yenilikçi ve gerçekten edebiyat adına, doğru şeyler uğruna çalışan insan onlar. iyi ki varsınız.