şükela:  tümü | bugün soru sor
  • şimdi biz buraları kaybettik ve lozan'ı galibiyet olarak gördük öyle mi?

    ama ığdır, kars, van, ağrı bizim oldu. ne süper kafa lan.

    çok güzel şehir çok.
  • türkiye'nin bitip avrupa'nın başladığı yer. enez'in iki adım ötesinde olmasına rağmen apayrı bir kültür, apayrı bir hava.

    aslında ufakça, gayet sıradan bir şehir alexandroupolis. bir kaç kilometrelik bir sahili, bir alışveriş yapılan ana caddesi var. nüfusu hemen karşıdaki keşan'dan biraz az olmasına rağmen, hayat tarzı çok farklı. insanlar her fırsatta dışarıdalar, sürekli eğleniyorlar. sahilde onlarca cafe, beach club var. gece saat 10'dan sonra tüm şehir dışarıda. herkes rahat, herkes halinden memnun.

    (bkz: balkan turu /@vsop)
  • 4 gün önce döndüğüm küçük şehir.

    düşük bütçeyle gidecekler için faydalı şeyleri sıcağı sıcağına yazmak gerekirse: merkezde artık kullanılmayan bir tren istasyonu var.hemen yanındaki liman'da semadirek adasına giden feribot kalkıyor. ücreti bazı günler 14.50 bazı günler 9.50 euro. gidecekseniz ve zamanınız varsa ucuz günü seçmeye çalışın, nerden baksan gidiş dönüş 10 euro, 23-24 lira karda olursunuz. limandan şehrin içine doğru bakınca en yüksek binalardan bi tanesi hotel erika, fiyatı kişi başı 25 euro, bu benim bildiğim fiyat mayıs ayı için. temmuz ağustos değişebilir. onun yerine hemen yanında beptina hotel var, sahibinin tipi tam bir türk,kişi başı 16 euroya kalabilirsiniz. yukarı tarafta bi kaç tane daha hotel-hostel var ama en ucuzu bu, boşa yürümeyin derim.

    limandan dümdüz yukarı çıkınca küçük bi alan var üstü ağaçlık. gölge olduğu için çok cazip. alanın içinde sol tarafta kocaman harflerle 2 euro yazan, bizim hosta tarzı bi dönerci var. kanmayın, doner 2 içindeki salata 2 ekmek 2 euro. zaten alfabe de farklı olduğundan keklik gibi yiyosun, tam oh lan derken hesap fazla geliyo, tongaya gelmeyin.

    gece hayatını 1 gece gözlemleme şansım oldu.cumartesi gecesi şehir canlı gibi. soho diye bi gece kulübü var, en ucuz bira amstel o da 4 euro. onun yerine marketten 2 euroya şarap alıp sahilde de içebilirsiniz. o daha makul gibi.

    insanı bildiğin türk. yani erkeği bildiğin kalıplı, yapılı türk, kızı da biraz daha güzel, düzgün fizikli türk. türküm demekten başta çekinsem de sonra söylediğim kimseden tepki almadım, sıcak yaklaştılar. tüm memlekette ingilizce bilen yok güya, soruyosun adama ingilizce biliyo musun diye, birazcık diyo. soru soruyosun tofıl veriyo karşında. 60 kilometre mesafede ''birazcık'' kelimesinin bu kadar değişmesine insan gerçekten hayret ediyor, sigara içen yok, daha doğrusu hazır sigara içen yok. herkes tütün sarıyo. artık krizden midir tadından mıdır bilemem, gerçekten sigara paketi yok kimsenin elinde.

    doğası çok güzel tabi, benim ilgimi çekmez de çeken olursa diye yazalım. her yer yeşil tabi ki, denizi de çok temiz. küçük küçük ağaçlarda 1 metre mesafede baykuşlarla göz göze gelebiliyosunuz. doğa fotoğrafçıları için her şey harika, onlarca kuş çeşidi var.

    otostopçular için rezalet, en azından esmerseniz ve yanınızda kız yoksa çok çok zor, en son bizi 1 buçuk saat sonra alan adam, arkadaşın için durdum seni pakistanlı zannettim dedi.ibne. türkiyeye dönmek için yine limandan çıkıp sağa döndüğünüzde (ne limanmış arkadaş) önünüze bi park gelecek, onu geçin sola dönüyo yol mecbur, hemen orda bi carrefour var, onun onunden başlayıp otobana gitmeye çalışabilirsiniz.kimse almazsa ''ya yürürüz'' demeyin. biz yürüdük 8 kilometre. otobana son 2 km. kala çingene bölgesi var. türklerden oluşuyo, uzak durmaya çalışın, bizim bile (2 erkek) tecavüze uğramadan geçmemiz bi mucize.

    ben 2 gün geçirdiğim için bilgim sınırlı,esas zamanı semadirek adasında geçirdiğim için onu yazdığım zaman editleyip koyarım.

    son olarak: dedeağaç demeyin olm şehre, insan sınırdan çıkmamış da hala tekirdağ'daymış gibi hissediyo. (bkz: alexandroupoli)
  • sofulu kasabasınadn sonra gelir.
    pazarkule sınır kapısından güneye iniyorsanız karayoluyla, meriç ile birlikte denize döküleceğiniz yerdir.
    hoş meriç tam da dedeağaç'ın içinden dökülmez ege'ye. türk tarafında enez'e yakın dökülür, büyük deltası yunanistan tarafında kalır. dedağaç bu delta'dan sonra yer alır.
    dedağaç'a girmek için otobandan sapmak gerekir. gerekmelidir de.
    aslında sahiline varana kadar pek de öyle ahım şahım bir yer görüntüsü çizmez. ama sahil şeridi, liman çevresi çok keyiflidir.
    kafeleri her vakit kalabalıktır. herkes frappesini yudumlar. türkiye'den sonra, 'ulan biz hayatın tadını çıkarmıyormuşuz anasını satiim' dedirtir.
    hava açıksa, dedağaç'ın karşısında cüsseli semadirek adası görünür. deniz kıyısında bir lunapark vardır, güzel fotoğraflar verir açı avcılarına.
    güzel bir moladır deedağaç. hatta bazen ihtiyaç molası.
    türkiye'den gidiiyorsa, ege'ye merhaba molasıdır.
    türkiye'ye dönülüyorsa, ucuza alışveriş yapmak ya da türkiye'de bulunmayan bi kaç parçayı satın almak için marketlerine gidilir.
    mola biter, dedeağaç'tan yola çıkılır. ama göz arkada, semadirek'e gitmeye hazırlanan feribotta kalır. ama o başka bir hikayedir. yoldan sapmamak gerekir.
    dedeağaç'tan sonra hemen otobana çıkmamak gerekir. deniz kıyısından aheste gidilir.
    bir kaç kilometre sonra, thrace diye bi otel vardır. bölgenin en lüks otelidir.
    kalmak isteyen bir miktar yüz euroları gözden çıkarabilir.
    ama ege deli giib esmiyorsa, para vermeden denizine girilebilir.
    kimse de ulan ata'nın oerizi mki diye sormaz adama.
    neyse, yola devam edelim. dedeağaç'tan sonrası, makri diye bir köydür efenim.
    (bkz: balkan turu)
  • türk sınırına yakın ve yunanistan’ın taşrası konumundaki şehir.
    denizi ve doğası ile trakyalıların çok rağbet ettiği ikinci trakya.
    oldukça sakin ve kalabalıklardan ve gösterişten son derece uzak, sahili ve tavernaları çok güzeldir.taverna demişken, bizim tavernadan anladığımızla, yunanların taverna dedikleri şey farklı. yunanistan'daki restoranların, en salaşından en pahalısına kadar, müzik eğlence olsun olmasın, hepsinin adı taverna.
    sokak müzisyenlerinden birinin tepenizde bitmesi ile müzik eşliğinde keyifli yürüyüş yapabilir. aynı müzisyenle deniz kenarında bir tavernaya oturup ucuza balık yiyebilir, biranızı yudumlayabilirsiniz.
    sizin türk olduğunuzu anladıkları an yanınıza yaklaşıp ‘’bende türküm’’ diyen romanlarla karşılaşabilirsiniz.
    şehrin sembolü deniz fenerinin etrafındaki sahil yolu (dimokratias caddesi) yaz akşamları trafiğe kapatıldığından keyifli akşam yürüyüşlerini bu caddede yapıp dondurmanızı yalayabilirsiniz.
    eğer telefonunuz uygunsa şehir merkezinde her yerde kullanabileceğiniz internet bağlantısı da mevcut. (belediye hizmeti midir? yoksa o güne özgü bir şans mıydı? anlamadık ama bizi pek mutlu etti)
    yol kenarlarında veya bazı noktalarda küçük kilisecikler görürsünüz. hayatını trafik kazasında kaybedenlerin anısına yaptırılmış bu kilisecikler. ölenler yakınları tarafından bu kiliseciklere konan mumlarla ölüm yıl dönümlerinde anılırmış.
    diğer yunan şehirleri kadar gözde olmasa da, kısa bir gezi için keyifli zamanlar geçirilebilecek hoş bir şehir dedeağaç.
  • buraya ben patenle geçtim, ne vize ne pasaport ne bisi, hicbir sey sormadilar oyle mustesna yer.
    bisikletle hele daha kolay gecilir...
    denemesi bedava.
  • kapiyi gecen turk turistin soluk aldigi mustesna yunan sehri.
    turk turist cekirge surusu gibi gelince esnaf "lan noluyo" olmus ve fiyatlari biraz "duzenlemeye" gitmis.
    got skiciligi ile meshur komsumuz tabi ki bu konudaki now how'ini kullanarak turisti acitmadan bagimli hale getirmistir.
    bugune baktigimizda 3 sene onceki dedeagac ile bugun arasinda kalabalik farki muthis.
    ciddi turk populasyonu var. markette lokantada turkce isitmek mumkun.
    menuler turkcelesmis, calisanlar turkce ogrenmis falan.
    ama bizim cilgin tuketimciligimiz henuz kaliteyi bozdurmamis olsa da "aa bu hesap az diil mi" gibi sacma cumlelerle esnafi uyandirmis ve fiyat guncellemesi yaptirtmis olsa da hala cok guzel ve kaliteli bir hizmet anlayisi hakim bu sehirde.
    kaldi ki turk adasi olarak tanimlanan tasoz nasildir kimbilir?
    ayrica kaval abartilmis balon olup gumulcine hala ilk gozagrimdir.
  • haftasonu 22 plakalı(edirne) araçların yerel araçlar kadar sık görülebileceği yunanistanın sınır kenti. küçük ve güzel bir şehir olmasının dışında bir güzelliği daha vardır,bu şehirde türk hatları çeker.kendi tarifenizle sevdiklerinizi doya doya arayabilirsiniz.
  • turizm bölgesi haline gelmiş yunan şehri. merkezde görmeye değer kocaman bir deniz feneri bulunmakla birlikte, önemli caddesi demokritos'tur. bu cadde üzerinde lavazza veya soho gibi klass mekanlarda 3-4 euroya içkinizi yudumlayıp takılabilirsiniz. alışveriş için ya da vakit geçirmek için akşam saat 6 yı bekleyin zira bunlar yatıyorlar efendim. akşam 6 dan sonra otelinizden çıkarsanız, gündüz 1 den sonra maket şehir olan alexandroupoli 6 dan sonra kocaman bir ciks mekana dönüşüyor.

    yol yordam sorarsanız herkes ilgileniyor. hatta bir mekanın içinde soruyorsanız caddenin ortasına çıkıp size tarif ediyorlar, öyle de sevimliler...

    ekleme: turkcell gündüz gidip geliyor. bi siesta yapıosunuz. akşam cosmote oluyor...
  • alexandroupoli isimli küçük ve şirin yunan kasabasının türkçe adı.

    gündüz vakti western filmlerinden aşina olduğumuz teksası andıran yerleşim yeri, havanın kararmasıyla beraber en büyük caddesini de trafiğe kapatarak bir karnaval havasına bürünüyor. siestadan uyanmış halk ekstra bir enerjiyle tüm caddeyi masalarla donatıyor. gündüz bomboş gördüğünüz sokakların kafanızda uyandırdığı kim dolduracak bu kadar masayı sorusu bir kac saat içerisinde yürüyecek yer bile kalmayınca kaybolup gidiyor.

    deniz mahsülleri pek kezzetli, fiyatlar da kaliteye oranla düşük kalıyor. malzemeler de her daim taze. uzo içmeden de gelmeyin sakın. hadi bakalım.