şükela:  tümü | bugün
  • insana birini daha goremeyecek, konusamayacak olmanin nasil birsey olacagini hatirlatan, dede seviliyorsa, cok buyuk aci veren bir hadise.
  • pos tarafından the perfect element albümündeki bir şarkıda konu edinilmiş hadise.
  • 88'de basa gelmis bir olay. dede hasta yataginda ziyaret edildikten sonra eve dogru yola cikilir. evde baba bekler, 'dede olmus' der. 'kimin dedesi yahu?' diyerek uzunca bir zaman olay intikal edilmez. anne bayilir gozlerin onunde. dogumun engellenemez sonunun farkina varir insan.
  • hiç bir ölümün geç olmadığını hatırlatan olay. deden iki apartman ötede oturuyordur ve sen tembellikten aylardır evine gitmemişsindir. bir akşam eve gelen telefonla öldüğünü haber verdiklerinde kendine küfretmekten başka yapacak bir şey olmadığını anlarsın. çok geçtir. toprağın altındadır artık. üstelik orada olmasına sen de yardımcı olmuşsundur. değerini bilemediğin bir şey daha elinden gitmiştir.
    (bkz: ağlarken entry girmek)
  • anneannenin aglamaktan gozyasi pinarlarinin kurumasina ve yalniz yasamaya katlanamayip dedenin yanina gocmesine neden olan cok elim bir hadise.
  • bazen dede ''en özel'' olan bile olsa öldüğü gün bi sakinlik çöker insanın üstüne, hele ki kendisi aylardır hastaysa, yataktan çıkamıyorsa. üzüntü falan yoktur, adil bir ölümdü, güzel bi hayattı dersiniz ağlayanları teselli edersiniz. bi kaç ay geçer, bu sefer ağlama sırası sizde gelir. defalarca rüyanızda dedenin sona gelip bi anda elindeki jokeri kullanarak iyileştiğini görürsünüz. ağlarsınız ama insanlar duysun istemeden, zira zamanında insanları susturmak için söylediğiniz her şeyin geçersiz olduğunu görürsünüz şimdi.
  • bir devrin kapanmasi. buyuk bir cinarin devrilmesi gibidir. cocukluk donemini dedelerinin yaninda geciren, benim gibi insanlar icin saf acidir. baska tanimi, izahi yoktur. babanizla beraber sessizce aglayip, hüzünlenmenize, bir yandan dedenizle gecirdiginiz o masum günleri dü$ünürken, o yillari, anlari tekar tekrar ya$arken, babaniza bakip, üzerindeki kirkbe$ yilin sonrasinda gelen kaybin verdigi izdirabi ölcersiniz. hem dedenize, hem babaniza aglarsiniz caktirmadan.

    cocukluk yillarinin en buyuk kabusudur dedenin ölmesi. henüz ölümleri idrak edemediginiz zamanlarinizda basit hesaplar yaparsiniz dedenizin olumu uzerine. kendi adima, dedemin be$ ya$ büyük abisi yasiyor, dedemin de az be$ yili vardirlarla gecirdim cocuklugumu. ölenlere baktim, kendi dedemin ölüm tarihini hesapladim ve babamin diger olumlere karsi olan soguk tutumundan dolayi dedemin olumu karsisinda babamin yasinda olmak icin hep dua ettim. $imdi yaslar usul birakiyor kendini sogukca. acinin, saf acinin hissedilisinin hickiriklarla dogru orantida olmadigini da ögrenmi$ oldum.

    en acisi ise, dedenin yasarken ölmesidir. bilincinin sizi - günde lafi dondurup dolastirip en az bes kere getirdigi sizi- tanimamasina kadar ulasan bir hafiza kaybi yasarlar. o gördügünüz adam, bütün ailenin üzerinde olan artik cocuk gibi olmustur. arada bir taniyabildigi sizden anlamsizca cakmak getirmenizi ister, baka kalirsiniz. dedeniz ölmü$tür, resmiyet kazanmasini beklersiniz aglamak icin.

    hani su vardir, karakterinizi olusturan yapi cocukluk zamanlarinda verilen sevgiyle direk baglantilidir. ve bilirsiniz, dedeniz, sizin mimarinizdir da ayni zamanda ve onun ölmesi, özünüzden bir parcanin kaybidir aslinda ve bu yuzden sizden bagimsiz vucudunuzun tepki verdigi bir acidir. saf acidir..
  • kisi kendini bilmeye basladiktan sonra gerceklestiginde, ne olursa olsun uzucu olan. hele de dede ile apayri, kelimelerle tarif edilmesi pek mumkun olmayan hos bir iliski soz konusu ise o zaman bu olum haberi daha da inanilmaz oluyor. hissedilen duygular ve icine girilen ruh hali ise anlatilmaz yasanir. ayrice universitenin son donemi finallerden 3 hafta evvel basima gelen ve beni apar topar butun aileyi karsima alaraktan turkiye'ye getiren olaydir.
  • kocaman evin her odasıyla, bahçede elleriyle ördüğü her duvarla, kendi diktiği veya aşıladığı her ağaçla ilişkilendirilmiş çocukluk anılarını geri dönüşsüz bir kutuya atmak...dünyanın bütün sabahlarının geri dönüşsüz olduğunu bir kez daha anlamak.