şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yaralıyor be. ne bileyim, karşılık beklemeden de bir şey yapılmıyor bu dünyada. değer verdiğin kişiden de aynısı kadar bir değer bekliyorsun. alıp onu koyduğun odalarda kendini arıyorsun. o odalarda bir damla huzur verecek bir kanıt yoksa, işte o zaman oturup düşünüyorsun. düşün, düşün.. kendi kendine sorular soruyorsun. triplere giriyorsun falan. başına, gözüne ağrılar giriyor, apranax tek dostun, uyku tek arkadaşın oluyor. ama işin özünde beklenilen değeri görememek var ya. içinde biraz da nefret oluyor. onun için göze aldığın şeyler, arkana döndüğünde tek tek pişmanlıklara dönüşüyor. salaklığına doyamıyorsun. salakça mı hissediyorsun? evet salaklığına doyma! zaaflarına doyma. sağdan soldan bir iki telkin duyuyorsun, hepsi "takılma, boş ver" tarzında safsatalar. olmuyor işte. bi bok yaşanmış ki, içine sis gibi çöken bir kara duman var ki takılmışsın, boş veremiyorsun. yine dolusun, hala doluyorsun. boşalmak istiyorsun, g noktanı şişelerin dibinde arıyorsun. ama olmuyor. karşındaki ne kadar düşünmüyorsa, sen onun yerine de düşünüyorsun. descartes üzerine alınmasın lütfen, düşünüyorum ama ben bu sefer yokum.
  • incitir.. sonunda değer verilenle ayrılığı getirir..
    birlikte iken duyulan acıdan daha az acıyı yaşamak adına seçilir ayrılık ve yokluğunuz da değerinizin anlaşılmasını beklersiniz. bu bekleyiş yıllar alabilir ya da yıllar sonra gelen bir pişmanlık sözü ile bu değer bilmezlik unutulmaya çalışılır lakin görmediğiniz değer aslında sizi güçlendirmiştir. artık buna ihtiyaç duymazsınız.. bu nedenle yaşamda değeri olanın değerini zamanında ve hakkıyla vermek lazım.. bir gün değersizleşmemek adına..
  • fazla değer verdiğinin göstergesidir.
  • bu olay eğer zaman zaman iddia edildiği gibi değer verenin değerinin azalması durumuna bağlı bir durumsa diyeceğim odur ki kafaya takılmaması gerekir zira değer gördüğü kişiden bu sebeple uzaklaşan biri tarafından değer görmeyin daha iyidir, kendisinin olsun tüm değerler ve mümkünse uzak olsun. insanlar değerli olduğu için değer görmelidir veya tersi, diğer sebepler fasa fiso, çocuk işi, ucuz taktik.
  • birine değer verirken karşılık beklememesi gerektiğini öğrenememiş insanların yaşadığı sendromdur. (bkz: kendinden bilmek)
  • kaçınılmazdır.

    ya daha az, ya da daha fazla değer görürsünüz, verdiğinizden ya da beklediğinizden. daima böyledir bu.
    zira hayatın terazisi yoktur...
  • değer verenin aptallığını gösterir
  • insanı içten içe kemiren bir şey bu. ne biliym hayatın her aşamasında zaman zaman herkesin böyle hissettiği anlar olmuştur. bunu hissettikten sonra değer vermeye devam etmek mallık, değer vermeyi bırakmak ayrı bir mallık. çünkü bir insana onun değer vermemesinin koyacağı kadar değer veriyorsan bunu kesip atmak canını bir hayli yakacaktır. pek karşılık göremeden buna devam etmek de bile bile lades gibi. işte bunlar hep bok.
  • "kimseye hakettiğinden fazlasını vermeyeceksin. aksi taktirde; ya kendini kaybedersin, ya da onu!.." sözünün akla gelmesine sebebiyet verir.
  • şu olay acıtıyor insanı;

    birini hiç kırmıyorsun, devamlı saygı gösteriyorsun, arkadaşlığın dibine vuruyorsun, bir kez bile çıkar düşünmüyorsun ama gel gör ki senin verdiğin değer, onu hor gören, aşağılayan, çıkarı için kullanan başka biri senden daha değerli oluyor bunu anlamış değilim çoğu insanda var bu.

    git aşağıla, ciddiye alma, görmediğin ilgi alaka ve önemi görürsün.