şükela:  tümü | bugün
564 entry daha
  • insanın iliklerine işleyen duygu. zamanla birikerek oluşur.

    bireyin farkındalığı biraz bile gelişmişse bu hisse karşı koyması gerektiğini bilir. kendini geliştirir veya oyalar. bir şekilde bu hissin kendisini ele geçirmesine engel olmaya çalışır ama mücadele ettiği şey zamandır. zaman hep daha başarılıdır. çünkü sabırlıdır, bıkmaz ve yorulmaz. süreklidir, ince ince işler. durumları lehine çevirme konusunda başarılıdır. kişi tüm diğer şeylerle de uğraşmaya çalışırken o sadece kişiye odaklıdır. marifetlidir, her şeyi yerli yerinde tutmayı başarırken bu diğer şeylerle kişinin arasını açmayı ustalıkla becerir. bir noktadan sonra mücadeleyi kazanır ki aslında en başından beri bundan emindir. kişi artık yorulmuş, içindeki tutkuları sökülmüş, hevesleri, umutları, neşesi yitirilmiş, çabaları anlamsızlaşmıştır. kendini hiçbir şeye layık görmez. başkalarının farkında olmadığı, hoyratça davrandığı her şey onun için ulaşılması mümkün olmayandır. hak edilmemişidir. zaman değersizliği insanın yüzüne vurmuştur bir kere, artık bu his geçmeyecektir. çünkü kişi artık hiçbir şey için yeterli değil ve her şey için değersizdir.

    değersizlik hissinin en büyük yoldaşı pişmanlıktır. kişi hem yaptıkları hem de yapmadıkları için pişmandır. geçmişindeki tercihler, geleceği için yaptığı planlamalar, her şey onun için acı verici pişmanlık unsurlarıdır. bir diğer yoldaş ise utançtır. mutlu olmak için çabalamaktan utanır. mutsuzluğa da utanır çünkü zaman, kişinin mutluluk için yeterince çabalamadığına inandırmıştır onu. kişi karakterinde sevdiği ne varsa bu utanca feda etmeye başlar. sonu kendinden utanmak olan bir yolculuğa çıkar.

    bu yolculukta önce eskiden sevdiği insanlar, alışkanlıklar, davranışlar ve mutlu eden diğer herhangi şeylerden vazgeçer. uzun, bazen ani ve sarsıcı bazen de sakin ve beklendik vazgeçişler yaşar. yenilik edinemez, kendini buna değer görmez. önce sevilmeyi unutur, sonra sevmeyi. gökyüzüne bakmaz olur, yerin altından çıkanlarla ilgilenmez. kendisiyle aynı düzlemde var olanlarla bir yakınlık hissetmez. onlarla bir olacak kadar önemsemez kendini. bir gösteriden aldığı koltukta otururken sanki orada olmaması gerekiyormuş gibi hisseder. buna layık değildir. denizde yüzmeye, bir işte çalışmaya, güzel sokaklarda yürümeye, biri tarafından sevilmeye layık değildir kişi. zaman tüm umutları alıp götürürken içinden, ona sadece değersizlik hissini bırakmıştır.

    pandora kutusunu açtığında tüm kötülükleri salmış, kutuda sadece umut kalmıştı. zaman ise bunun tam tersini yaparak insanın içinden tüm iyi hisleri yavaşça söktükten sonra, oraya itinayla sadece değersizlik hissini yerleştirmiştir. bu yüzden zamanla mücadelesini kaybeden kişinin tek sahip olduğu ve muhtemelen asla kurtulamayacağı tek şeydir; değersizlik hissi.
  • benim diyen, kendine güvenen insanın bile bir kere tattığında hayatı sorgulatan bir his. anlamsız kötü. içinde yaşadığımız duygu durumları kendi hayatlarımız üzerinde etkin rol oynuyor. keşke öyle olmasaydı ama oluyor. en basitinden insan mutsuzsa, içinden bir şey yapmak gelmiyor. tabii bu duygu hislerinin sizde yarattığı dozu da önemli. bazı hisler daha kısa sürerken, bu gibi hisler üzerinizde uzun sürmekle beraber kalıcı iz bırakabiliyor. insanın kendi içinde yaşadığı değersizlik hissi başka, karşınızdaki insanın sizi değersiz hissettirmesi başka bir şey. ikisi de temelde size bağlı olan aşmanız gereken hisler. tamamen radikal adımlarla atlatılması gerekiyor. çözemediğiniz ipi kesmek gibi. son olarak söyleyebileceğim şey; hayatta kendiniz bir değersiniz ve zaman zaman bunun için çaba sarf ediyorsunuz. size kötü ve değersiz hissettiren ne varsa hayatınızdan çıkartmanız/çıkmanız gerekiyor. başka türlü bir girdap gibi sizi içine hapsedip tüketen bir hale gelir, bitirir.
hesabın var mı? giriş yap