şükela:  tümü | bugün
  • tam adıyla "değişim sürecinde türkiye: osmanlı'dan cumhuriyet'e sosyo-ekonomik bir değerlendirme", mahfi eğilmez'in türkiye ekonomisini son derece yalın bir dil ve herkesin anlayabileceği netlikte anlatmayı başardığı 2018 remzi kitabevi basımı olan kitap.

    avrupa, imparatorlukların dağılmasıyla ulus devletlere dönüşür ve aydınlanmanın ardından sanayi kapitalizmine geçerken, osmanlı imparatorluğu hep bir ümmet devleti olarak kaldı. ne tam olarak aydınlanmaya girebildi, ne de sanayi kapitalizminin getirdiği rüzgârı yakalayabildi.

    türkiye cumhuriyeti’nin kurulmasıyla aydınlanma ve sanayileşme atılımı gibi kazanımlar çıktı ortaya. ne var ki bunlar, toplumca bir çaba karşılığı elde edilmiş kazanımlardan çok, ilerici bir kadronun getirdiği düzenlemelerdi. o nedenle de toplum tarafından tam olarak sahiplenilmediler.

    son yüz yılda ülkemizde yaşanan sosyo-ekonomik evrim başlangıçta ileriye doğru olsa da, sonradan çok daha karışık bir görünüm içine girdi. bizde hiçbir zaman geniş bir sanayi burjuvazisi oluşamadı. daha çok bir esnaf burjuvazisi oluştu. hiçbir zaman kapitalizm, ahbap-çavuş kapitalizmini aşamadı. türkiye bazen batı’ya bazen doğu’ya, bazen ileriye bazen geriye doğru kararsız bir denge içinde savrulup durdu.

    bu kitap, türkiye’nin osmanlı’dan bu yana yaşadığı bu karışık ve kararsız değişimi değerlendirmeyi amaçlıyor.

    http://www.idefix.com/…syoloji/urunno=0001754426001

    https://www.kitapyurdu.com/…gerlendirme/458803.html
  • kocaman bir köye dönüşen günümüz dünyasında artık ekonomik koşullar da çok çabuk değişiyor.

    ekonomik gelişmeleri gözlemleyebilmek, analitik yorumlayabilmek, rasyonel düşünmek ve proaktif yaklaşım için temel ekonomi bilgisi artık herkese gerekli. bireysel ekonomi planlamanızı daha dikkatli yapmalısınız.

    ekonomik/finansal okuryazarlık düzeyinizi artırmak için mahfi hoca 'nın bu kitabını mutlaka okuyun, okutun.
  • cok rahat anlaşılabilir bir dille, teknik kavramlar bile anlaşılır hale getirilerek yazılmış akıcı kitap.

    hocaya emeği için teşekkür eder, ne olup ne bittiğini anlamak isteyenlere de tavsiye ederim.
  • ismail cem'in türkiye'de geri kalmışlığın tarihi eserinden sonra türkiye'nin sosyo ekonomik değerlendirmesi konusunda okuduğum en iyi kitaplardan.

    mahfi hoca, veri ve analizlerle klasik eleştirinin ötesine geçerek çözüm önerilerini de sıraladığı bu kitabında aslında amacının geçmişte yapılan hatalardan ders alınarak daha iyi bir ekonomik düzenin dolayısıyla da daha iyi bir yaşamın mümkün olabileceğini anlatmaya çalışıyor.

    çok etkilendiğim bir eser oldu. teşekkürler hocam.
  • satır arası grubunun on altıncı oturumunda yorumladığı kitaptır.

    izlemek

    dinlemek

    okumak
  • --- spoiler ---

    öncelikle kitabı okusam anlar mıyım, sonuçta iktisadi terimler olacak diye düşünen varsa hiç tereddüt etmeden kitabı okumaya başlayabilir. mahfi hoca yine sade bir dille hem ekonomik hem sosyal hem de siyasi analizler yapmış. salt ekonomi kitabı değil.

    mahfi eğilmez'i biraz keynesçi gördüm sanki :) neoklasik yaklaşımın da özellikle analiz yapmaktan ziyade kapitalizmi yaymak için propaganda aracına dönüştüğünü söylüyor. hep soruluyor ya hani: nedir bu yapısal reformlar? işte bunun cevabı bu kitapta. ayrıca son 16 senede akp'nin hem doğrularını hem hatalarını sayısal verilerle ortaya koymuş üstat.

    dünyadaki iktisadi olumsuzlukları genel olarak denetlenemeyen liberalizme bağlamış kitap. yani ''görünmez elin'' aslında piyasayı dengeye getirmediğini, bunu 1929 krizi ile farkeden dünyanın süreci toparladığını fakat sistem eskiye yani başıboş bırakılan kapitalizme dönünce tekrar krizlerin çıktığını ama büyüme şatafatıyla bunun göz ardı edildiğini söylemiş. dünyadaki sistem kapitalizm olabilir ama bu ne ahbap çavuş kapitalizmi olsun ne de acımasız ve her şeyin görgüsüzce paraya çevrildiği, insani değerlerimizi yitirmemize sebep olan kapitalizm olsun ana teması var.

    kitabın ilk bölümü ''değişim'' başlıklı. paradigmadan ve paradigma değişikliklerinden bahsediyor. buna göre türkiye hep abd ve avrupa ile iyi ilişkiler yaşarken 1991 yılında sscb'nin yıkılmasıyla oradaki türk cumhuriyetleri ile de yakın ilişkiler kurmaya ve orta asya'ya açılmaya başladı. 2000'lerden sonra da yönümüz bu kez orta doğu oldu. yani bu alandaki geçerli modelimiz (paradigmamız) değişmişti. yurtta sulh cihanda sulh fikri ortadoğu'da oyuna dahil olma ile yer değiştiriyordu. paradigma sadece ülkede değil dünyada da değişiyordu. önceden en ufak belirsizlikte sermayedarlar paralarını o ülkeden çekerken artık bunca olay yaşanmasına rağmen bir ülkenin ekonomisi eskisi kadar kırılgan olmayabiliyor. çünkü sermaye serbestliği var artık, böylece o kişi o ülkeden çıkmak için son ana kadar bekliyor ve olaylar da genellikle o zamana kadar yatışmış oluyor.diğer etken ise likidite fazlası. bu kadar bol para olduğu için sorunların daha çok olduğu gelişmekte olan ülkelerdeki görece yüksek faiz, bu ülkelerde risk alabilmeyi artırdı.

    2. bölüm ise ''20. yüzyılın öncesi ve sonrası'' buna göre 30 yıl savaşları ve sonrasında imzalanan vestfalya antlaşması ile ulus devletlerin ve laikliğin temelleri atıldı. ümmetçi politika izleyen ve avrupa'daki rönesans benzerini uygulayamayan osmanlı ise çağın gerisinde kaldı. buna bir de dinsel eğitimin yaygınlaşıp bilimsel eğitimin gerilemesi eklenince sanayi devrimi yapan avrupa'nın gerisinde bir osmanlı oluştu. yine bu bölümde dünya tarihini etkileyen kapitalist krizlerden bahsedilmiş: 1873-1896 arası: uzun depresyon. nitekim 1.dünya savaşı'na neden oldu. sebepleri: viyana borsası'nın çöküşü, fransa'nın almanya'ya ödediği büyük tazminat, abd'nin izlediği sıkı para politikası ve altının kıtlığı. merkantilizmden sanayi kapitalizme geçişin sancıları etkili oldu. 1929: büyük bunalım. bu da 2. dünya savaşı'na neden oldu. sebepleri ise abd'nin üretimimin az sayıda holdinge bağlanması, bankaların denetlenmemesi ve görünmez el prensibinin geçerliliğini yitirmesi. ticaret serbestliği ve finansal kapitalizme geçişin sancısı hissedildi. hatta almanya 1. dünya savaşı sonrasında öyle ağır bir tazminat ödemek durumunda kalıyor ki bu borçlar içinde şuurunu yitiren alman halkı adolf hitler gibi bir belayı tarih sahnesine çıkarıyor. hatta bunu ön gören keynes versay antlaşması'nı terk ediyor. kısacası hitler'i bile ortaya çıkaran dolaylı yoldan da olsa kapitalistlerin bitmek bilmeyen kazanma arzusu.

    3.bölüm ''21. yüzyılın getirdikleri'' ise küreselleşmeyi anlatıyor. buna göre küreselleşme bir özgürlük, büyüme ve refah getirse de bu zamanla büyük bir kazanç arzusu ve buna bağlı bir ahlaksız kazanç olgusunu getirdi. neticede ardı arkası gelmeyen krediler ile emlak balonu ortaya çıkarken 2008 krizi meydana geldi. bu krizin de asıl sebebi küreselleşmenin sancıları. her radikal değişiklik krize ortam hazırlayabiliyor. mal, emek ve sermaye önceden hareketli değilken artık emek hariç hareketli ve küresel dünya var. işte türkiye de 1994 ve 2001'de ciddi krizler yaşasa da özellikle 2001'de bankacılık alanında yapısal reformlar yaparak bu durumdan çıkabildi. 2008'de ise krizden sonra reform yapamadık ve bu durum iyiye giden rakamları tersine çevirdi. o zaman ilk yapısal reform kurumlarla yönelik reform. özellikle ab ile ilişkilerin iyi olduğu ve tam üyelik anlaşmasının yapıldığı 2004'ten sonra iyiye giden tablo tersine çevrilmiş görünüyor. bunun önemli sebeplerinden birisi de ahbap çavuş kapitalizmi ve ahbap çavuş demokrasisi. yani siyasal iktidara yakın olanların diğerlerine göre avantajlı olduğu sistem. işte bunu engellemenin yolu iyi bir hukuk sistemi. bunu yapamadığımızda ortaya pek de yatırım yapılamayacak bir ülke çıkıyor. demek ki 2. yapısal reform: hukukun üstünlüğü. küreselleşme de 4 aşamadan oluştu deniyor: savaşların küreselleşmesi, ekonominin küreselleşmesi, batı tarzının küreselleşmesi ve krizlerin küreselleşmesi. artık krizler de küreselleştiğine göre bu durum küresel kapitalizmin sonunu da getirebilir diyor mahfi eğilmez. çünkü önceden en azından sisteme dahil olamayan ülkeler eliyle krizden çıkılabiliyordu. venezuela'nın durumu da ele alınmış. buna göre ekonomik göstergeleri bir ara fena gitmeyen venezuela'nın şu an dibe vurmasının sebepleri olarak kötü yönetim, hollanda hastalığı (paranın aşırı değerli olmasının ülkeyi kötü duruma getirmesi), abd'nin uygulamaları olarak göstermiş ama eklemiş. en azından onların petrolü var. kötü yönetim veya denetlenemeyen iktidar olmaması için 3. yapısal reform siyasi reform olmalı. yine dünya ile ilgili önemli tespitte daha bulunuyor: trump korumacı bir politika izlerken eski sosyalist ülke çin küreselleşmenin yeni aktörü olabilir çünkü davos'ta çin başkanı bunu ifade etti diyor. yani roller değişiyor.

    4. bölüm: ''osmanlı imparatorluğu'ndan türkiye cumhuriyeti'ne'' burada ise adeta tarih dersi verilmiş. 1897'de osmanlı'da okuma yazma bilenler %10 hatta sadece adını yazanları da çıkarırsak %5. osmanlı'nın belini bükenler ise kapitülasyonlar. 1365'te başlayan ve lozan'a kadar süren baş belası. sürekli alınan dış borçlar ve borcu borçla kapatma sevdası da dahil olunca işler iyi gitmiyor. kapitülasyonlar neticesinde yerli üretici büyük darbe alıyor ve osmanlı kendi sanayi ve ticaret burjuvazisini oluşturamıyor. oluşturamayınca da esnaf burjuvazisi oluşuyor. esnaflıkta ''eti senin, kemiği benim'' anlayışı ile dar alanda dar bir çevre ile ilerleyen meslek yüzünden daha muhafazakar bir toplum oluşuyor. 1881'de kurulan duyun-i umumiye ile ekonomik ve siyasi bağımsızlığını tamamen kaybeden anadolu halkını, 1881 yılında doğacak mustafa kemal'in bağımsızlığa kavuşturacak olması da ilgi çekici. osmanlı'yı yıkıma sürükleyen yap-işlet-devret modelini bugün hala uyguluyor olmamız da tarihten ders almadığımızı gösteriyor.

    5.bölüm: ''türkiye'deki değişimin sosyoekonomik analizi'' burada asıl ele alınan ise kırdan kente göç ve kaçak yapılar. elinde tapusuz yapı olan halk yaşadığı yerde geçici olduğunu düşünüyor, orayı güzelleştirmeye çalışmıyor. bir yerde şehirli olabilmek için de tam 3 kuşak orada kalmak gerekiyor. bu göçlerin arttığı dönemlere bakarsak henüz tam olarak şehirleşemedik. pisa sonuçları: fen liseleri ve sosyal bilimler liseleri oecd ortalamasının üzerinde ama biz buralara önem vermek yerine imam hatipler açıyoruz. o zaman 4.yapısal reform eğitim olmalı. çok ders çalışsa da öğrenciler başarısız. çünkü özgür düşünce ortamı kısıtlı. 5. yapısal reform da bu ortamı sağlamak.

    6. ve son bölüm: ''geleceğe bakış'' endüstri 4.0 kaçmasın, makine ve robot gibi araçları veya onları çalıştıran programları yapmak yerine bunları satın alalım önerisi var. ayrıca mb ve tüik'in bağımsızlığı, sosyal güvenlik ve sağlık reformu, reel sektör ve bankacılık reformundan bahsediliyor. akp iktidarı ile ilgili de veriler var.

    1-gsyh 4 kat artmış fakat kendi skalasındaki ülkelerin ortalamalarının az da olsa altında kalmış. özellikle güney kore'nin atılımını yapamayıp inşaata dayalı büyümeyi seçtik.

    2-kişi başı gelirde ise orta gelir tuzağı var. 2008'e kadar olan tablo kötüye gidiyor.

    3-büyüme var ama istikrarsız ilerliyor ve cari açık ile büyüme durumu var.

    4-enflasyon ise akp'nin en büyük başarısı. çift hanelerden en azından son dönem haricinde hep tek haneli ilerleyen enflasyon.

    5-işsizlik ise en büyük başarısızlıklarından.

    6-diğer başarısı kamu borç yükünün azaltılması. bütçe dengesi sağlanmış.

    7-cari açık çok fazla. gsyh içindeki payı 10 kattan fazla artmış.

    ayrıca özel kesim ve hane halkı borç yükü ise artmış. gelir adaleti bozuk ve gini katsayısı kötüleşme eğiliminde.
    --- spoiler ---
  • e-kitap olarak ücretli veya ücretsiz olarak hicbir yerde bulamadigim kitap olur. ulasabilen yazarlardan yardim bekliyorum. yurtdisinda oldugum icin ekitap olarak temin etmem cok daha kolay.