şükela:  tümü | bugün
  • dehşet, korkunun zıttıdır. ruhu ve yetenekleri büzüştürür, dondurur. neredeyse yok eder. burada dikkatleri çekmeye çalıştığım dehşet, zihnin kaotik formülasyonlar ile felç edilmesi, insanoğlunun dimağının kavi bir kelepçeyle tutuklu bir hale getirilmesidir.
    günümüz savaşları bize korku değil dehşet vermektedir. devlet politikaları, uluslar arası ilişkiler, iç işleri, sağlık işleri ve buna benzer pek çok şey bilincimizi darmadağın eden dehşeti münbit bir memeden emzirmektedir .
    şaşkınlık içinde dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri üç beş köşe yazarının kehanetlerle dolu yorumlarından ibaret saymamız bundan dolayıdır. cesaretimizi kaybettiğimiz için doğasında ölümsüzlük arzusu taşıyan ruhumuz durmadan ölüp ölüp diriliyor. dünyevi ve uhrevi ilişkilerimiz dehşet verici kararlarımız yüzünden bizi dibi zifiri zindan bir meçhule itiyor.
  • dehşet içindeki kişi kendisini sarıp sarmalayan ve nefessiz bırakan yoğun bir korku atmosferinin etkisinde olduğu için, teskin edici ya da anlayarak ortaklık kurmaya çalışan sözlerimiz atmosfer duvarına çarpar ve ona ulaşamadan geri döner. sözün güçlerinin delemeyeceği kadar yoğun bir panik zırhıyla çevrelenmiş olduğu için karşımızdaki, daha ilkel olana, yani jestlere geri dönüp zırhı dokunuşlarla delmeyi denemek etkili olabilir; sarsarak kendine getirmek ya da dibe batan birini tutup yüzeye çıkarmak ya da en iyisi, sarılmak. dehşetin nedenine doğru yönelecek her söz hamlesi ancak dehşetin boşalımından sonra aktarım işlevini yeniden kazanır.

    munch'un "çığlık" resminde kızıl ve sarı kıvrımlar adama doğru yaklaştıkça kararırlar ve onu yutmaya hazırlanırlar. budur dehşetin atmosferi. ciğerinde kalan son nefesi de çığlık atarak tüketir dehşet içindeki adam. onun yaşam çığlığını duymayan iki kişi köprü üzerinde gezinti yapmaktadır. kimbilir, belki de son nefes çığlık olarak çıkamadan boğazında düğümlenmiştir adamın.
  • $et adındaki bir atı gaza getirici söylem.
    -deh $et..hadi oğlum..deh $et.
  • didim denizli öğretmenler sitesinde sarıkuma giden yolun sağında kalan,denize atlanabilen taş yükseltilerin en fatal olanıdır.hemen altında sivri bir kaya bulunmaktadır,yeterince ileriye atlayamazsanız hoş olmaz.ben küçükken bir kez kendimi kanıtlayacam diye atlamıştım,iyi bir tecrübe olmamıştı.
  • (bkz: #16381228)
  • ölmeye hazır olunca, dehşet o kadar acı vermez. neyi göze aldığınıza bağlı olarak değişkenlik gösteren durumdur.
  • türkçedeki en güzel ve en güçlü kelimelerden biri.
  • "cidden dehşet bildiğim, ama yıllardır dinlemediğim bir senfoniydi, danimarkalı otto skadelig denen herifin üç numaralı senfoni'siydi, çok gürültülü ve şiddet doluydu, özellikle de şimdi çalan birinci kısmı. iki saniye filan, ilgi ve keyifle dinledim, ama sonra sancılarla hastalık başlayınca inledim." anthony burgess - a clockwork orange

    "insanın, adam öldürme zorunluluğu karşısında dehşet ve korku duyabilmesi için gerçekten de son derece dürüst olması gerekir. bu korkuyu kaybeden, yani 'cesur' olan bir insansa sonunda tinselliğini, aydın dürüstlüğünü ve masumiyetini yitirir. özellikle savaş insanlarda insanlığa aykırı, korkunç güçleri harekete geçirir." andrey tarkovski - die versiegelte zeit

    (bkz: dehşetli/@ibisile), dehşetengiz
    (bkz: dehşet içindeyim)
    (bkz: dehşete düşüren nietzsche sözleri)
  • "mutlak dehşet, hafızayı çoğu kez merhametli bir biçimde felç eder." h. p. lovecraft