şükela:  tümü | bugün
  • kieslowski filmlerinden, en güzellerinden bir derlleme.on emirin günlük hayatımızdaki anlamları üzerine çeşitlemeler. yine bir kendine yol filmi.
    (bkz: kieslowski)
    (bkz: oldurme uzerine kucuk bir film)
    (bkz: ask uzerine kucuk bir film)
  • sanirim tv icin cekilmis, her biri yaklasik bir saat uzunlugunda 10 kucuk film. muzikler gene zbigniew preisner. cok guzeller hakkaten. her gun izliyorum bi tane ilac niyetine.
  • polonyalı yönetmen kieslowski'nin polon televizyonu için çektiği on bolumluk birer saatten oluşan orta metrajlı filmler toplulugu. konularini tevrattaki on emirden alan her bir dekalog
    bu emirleri dogrulamak niteligi ile cekilmemistir. 5 ve 6 nolu filmler
    25 dakika uzatilarak oldurme uzerine kucuk bir film ve ask uzerine kucuk bir film olarak uzun metraja dokulmus ve dunyanin hemen her tarafindan odullerle donen basypitlar olmuslardir. her kosulda benim favarilerim 1,6,7ve 9 nolu emirlerinkiler. ozellikle 6 ve 9 daki dramatik yapi harika
  • her biri değişik oyuncuları barındıran bu dekalogların tek ortak noktası olayların geçtiği, kahramanların yaşadığı siteler. varşovada sıradan bi bölgedeki konutlarmış sanırsam. diğer bir ortak nokta da -ki bu hepsi için geçerli mi bilmiyorum- kieslowski hoş ayrıntılarda hitchcockvari kendini gösterir dikkatli izleyicilerine.
  • pek tv filmine benzemeyen, herbiri nerdeyse 1 saat süren, olayların genelde aynı blok içinde cereyan ettiği, 10 farklı film. ama bir şekilde hepsi birbiriyle bağlantılı. bi de şu her filmde görünen tip var ki, pek de çözebilmiş değilim??
  • izlemem tam bir günümü almıştır...sabah 10'dan akşam 10'a kadar süren bir dekalog günü pek fena sayılmaz...
  • hep kullanılan sitenin dünyayı, kısa filmlerin de değişik insanların dünya hallerini sembolize eden film. insanı ne heyecanlandırıyor, ne düşündürüyor...mağrur bir havayla kendisini izletip sadece insana bilgelik katan eserler toplamı.....
  • polonya televizyonu için çektiği on filmle, hayatın ve insanın on satırla ifade edilemeyecek denli karmaşık olduğunu anlattı. on emir’in (dekaloglar) tümü kieslowski 'nin gedikli senaristi krzysztof piesiewicz tarafından varşova'da yaşayan insanlar üzerine yazılmıştı. öncelikle hikayeleri siyasi dünya içine kurmayı düşündülerse de, 80'lerden sonra yaşananların onları ilgilendirmediğini fark ettiler. bu nedenle de ister bir kapitalist ülkede, ister bir komünist ülkede olsun insan yaşamını etkileyecek en derin sorudan yola çıktılar; "hayatın gerçek anlamı nedir?...” böylelikle kieslowski insanları politika denen sevimsiz şeyi izlemekten kurtarmış olduğunu düşündü; dükkanların önündeki kuyrukları, vesikayla alınan gündelik zorunlu malzemeleri, sıkıcı ve insanı hayattan bezdiren kareleri filmlerine sokmadı. çünkü hayatın ellerinden akıp gittiğini fark ettiği bir dönemdi ve herkesin hayatının dikkatle irdelenmeye değer olduğuna inanıyordu. bu nedenle varşova'nın en güzel yerleşim bölgesinde bir sitede yaşayan 20'ye yakın kişinin hayatını anlatmayı seçti ve temel çıkış noktası “özde doğru olan ve yalan olan nedir” sorusuydu. vardığı nokta ise eğer bir tanrı yoksa onu icat etmemiz gerektiği idi. zira o hiçbir zaman adalete inanmamıştı. bu filmlerden aşk üzerine bir film ve öldürme üzerine bir film en çok gündeme gelip izlenenler oldu.
  • on log boyunca o aynı beyaz tenli, şaşkın ve duru gözlü, incecik adam(melek rolündeki oyuncu), bölümlerdeki kahramanların en beklemedikleri hatta görmedikleri yerlerde, bazen bir sütçü, bazen bir postacı, bazen yoldan geçen sıradan bir insan gibi ortaya çıkıp onlara baka baka uzaklaşır.
    kieslowski’nin çoğumuzun varlığına inanmadığı, çoğumuzun ise kendimizden yaşaya, kalınlaşa uzaklaştırdığımız meleğidir o adam: sadece onun meleği.
    onun içindeki boşluğu dolduran ve aynı zamanda yerçekimli, üç boyutlu bir yaşam formundan bakanlar için onu yalnızlaştıran, tuhaf bir biçimde içine kapatan, söylediklerini anlaşılmaz kılan bilge melek.

    yeryüzünde ne kadar kieslowski seven varsa , bir o kadar meleklerin varlığına inanan vardır diye düşünüyorum.