şükela:  tümü | bugün
  • yılmaz güney posteri:

    bir döneme öyle ya da böyle damgasını vurmuş bu adam. ne zaman bir yaşlı evine gitsem de görürüm bir köşesinde yılmaz güney posteri. bunun cezası 10 tane "sözlükçü" arasında sağ-sol tartışmasına maruz kalmak. (caydırıcılık böyle olur)

    bilardo oynayan köpeklerin olduğu duvar kilimi:

    en az şark köşesi kadar büyük bir fiyasko olan bu günahın cezası da bilardo masasında sevişen anneanne ile dedeyi seyretmek.
  • pulp fiction film afişi:
    bu başlı başına bir günah. ama bir de bunu asınca kendini çok farklı hissediyorsan bu ağırlaştırıcı sebep, cezası ise: daravolta model saç kesimi ile iki sene dolaşmak.
  • bu günahların en büyüğü, salonda bulunan, balkon olmayan bir yere açılan balkon kapısının (o ne lan?!) iki yanına koyulan boyum kadar iki vazonun içindeki ne idüğü belirsiz çalı çırpıdır. anlamam ben öyle yok tropik dalmış bilmem ne. kuru dal lan o!

    cezasını dinin kurucusu spirit versin, bana ne.

    ya düşündüm de balkon olmadığı halde bir balkon kapısı olması da günah. eşek kadar kapı var ama açınca balkon yok. kanatlı kapının demir sürgüsü emmoğlu.

    edit: abi mesaj yollamayın artık, anladım fransız balkon o. ve ben fransızları hiç sevmem zaten. bu sizi ilgilendiren kısmı değil tabi. sizi ilgilendiren kısmı, fransız balkon olduğunu bilmem. ama genç mimar bayanlar konu hakkında bilgilendirme yapmakta serbest. tşk ederim. kib bye.
  • ikea'dan alınmış grapon kağıdı mıdır nedir, böyle kocaman küre şeklinde abajur. kafasına geçirip üç ay dolaştırma cezası iyi gelebilir bence. kafasında huniyle gezen yavru danualarla arkadaş olur.
  • amerikan mutfak:
    bunun için özellikle duvar da kırdırdıysan, bittin. yüzerek amerikaya gideceksin, ki bu idama tekabul eder zaten.
  • orman içinde kulube manzaralı tablolar - yeni yeni tedavülden kalkmaya başladı lakin hala ninelerin salonlarını süslediği görülmektedir. orman içinde bir nehir ya da bir göl, göl kenarında bir kulübe. ana teması, ''hemşerim bak köyler ne kadar güzel ne sikime kalktın göç ettin şehre''. bi de oymalı çerçeveleri olur bu tabloların.
  • koltuk başlarını, vitrin raflarını, televizyon üsterini (genel olarak boş görülen her yeri) dantelli örtülerle örtmek de bunlardan biridir. türk ev hanımlarının ev içi dekorasyon mantığının temelini oluşturan bu öğe bilgisayarların yaygınlaştığı ilk dönemlerde monitör üzerinde de kullanılmıştır.
  • vitrin:
    türk dekorasyon tarihinin en yaygın klişesi, en iğrenç fikri ve tabi ki en büyük dekorasyon günahı! evi kurma aşamasında severek, neşe içinde vitrin oluşturan herkesin allah belasını versin!

    bir üst modeli:
    gümüşlük: sadece gümüş şeylerin misafirlere sergilendiği bir çeşit vitrin. allah'tan reva mı be? ben de maruz kalıyorum bizzatihi buna.
  • alçı teknolojisi ile yapılmış her detay.

    tavan-duvar birleşimleri, perde önü kamuflajları, lambanın geleceği yeri alçıyla kabartmak, alçıdan aslanı girişe koyup allah diye bağırtmak.

    ceza 1: alçıdan aslan yapıp; allah yok diyene kadar bağırtmak.

    ceza 2: alçıdan kuğu yapıp, tanrıya inanmıyorum ama bir enerji var diyene kadar boynunu okşamak.
  • altın varaklı tablolar. ışıldamak, kuyumcu dükkanına dönen salon. parla. göz al. ışık yansı tablolardan, avizeye sek.

    cezası: altın varak'ı, gümüş yarak'a çevirinceye kadar tabloyu sıvazla. tersten simya ile uğraş. tabloyu erekte et. doruğa çıkar.