şükela:  tümü | bugün
  • uzun uzun ve aptalca yorum yazanların ''12 eylül güzellemesi'' olarak gördüğü filmdir. halbuki filmi göz yerine başka organlarıyla izlemeseler ve beyinlerini birazcık kullanabilseler meselenin bambaşka olduğunu görecekler.

    aptala anlatır gibi anlatayım o halde: film 12 eylülcülerin iddia ettikleri gibi ülkeye nizam getiremediklerini kör göze parmak atarcasına anlatıyor. ''şu buzlar erise de, 12 eylül buraya da gelse'' lafı o dönemki yönetime yönelik en büyük eleştiridir. yani ''bozuk düzen devam ediyor ve 12 eylül bir boka yaramadı'' demektir. şu lafı mabadıyla anlayıp bu sözlüğe yazar olan vatandaşlar var. çok garip. maksat kemal sunal'ın değerini azaltmak olsun, gerisi önemli değil bunlar için. aynı kafa levent kırca gibi tüm dönemleri eleştiren bir üstada da saldırmaktan zevk alıyor zaten.

    son kısımlarda reha yurdakul ve kemal sunal arasındaki diyalog türk siyasetinin müthiş bir özetidir:

    r: bak, bu 12 eylül geçer gider. şerefli partimiz benim sözümden çıkmaz. seni vali yaparız, bakan yaparız, istersen başbakan yaparız!
    k: daha büyük bir şey yapar mısınız?
    r: yaparız!
    k: peygamber de yapar mısınız?
    r: yaparız!
    k: çüş! sahtekar köpek!

    öte yandan, film kadrosu efsane. son sahnelerde yeni kaymakamla karşılaşan iki köylüden birisi de yönetmen kartal tibet'tir.
  • an itibariyle star tv'de yayınlanan ama birçok sahnesi sansüre kurban giden, kanal tarafından resmen katledilen kemal sunal'ın başrolünde olduğu, kartal tibet'in yönettiği ayrıca cevat fehmi başkut'un "buzlar çözülmeden" adlı tiyatro oyununun sinema uyarlaması olan 1986 yapımı, efsane filmlerden biri.

    mesela filmin bir sahnesinde karaborsacının halkı kazıklaması üzerine kemal sunal "idam edelim o zaman" der ve şu diyalog geçer arada;

    "k.borsacı: yapmayın bu cinayettir, müslümanlar, mahkemesiz adam mı asılır?
    hakim: doğru söylüyor, mahkemesiz adam asılmaz.
    k. sunal: uzatma be, bir tekme attık mı işi tamam.
    hakim: canım sıkılıyor, bi mahkeme kuralım, sen istedikten sonra, ben yine asarım.
    k. sunal: evet, adet yerini bulsun diye bir mahkeme edelim, mahkeme kurulsun."

    mahkemeler - tüzel kişi ilişkisi, bağımsız ve adaletli kararlar konusunda ince, güzel politik göndermeler yapan bu sahne ve filmin vermek istediği asıl mesajları içeren birkaç güzel sahne daha filmden kesilmiş. bu asıl mesajları içeren sahneleri kesip figüranlarla olan konuşmaları yayınlamak en başta filmin yönetmenine, senaristine hakarettir. ya hiç yayınlamayın ya da filmin hakkını verin. ben de direkt kapattım filmi zaten.

    gerçekten kaliteli, o günden günümüze ışık tutan bir film. her sahnesi ayrı bir gönderme, hayatın ayrı bir gerçekliği. bir sahnesinde parayla parayla suç işlettirdikleri çeteyi işin sonunda bizzat kendileri ihbar etmeleri, parti başkanın işine geldiğinde "bu ülkede kanun var hukuk var" demesi işine gelmediğinde ise "seni başbakan bile yaparız" diyip istediğini yaptırmaya çalışması, parti başkanı için "bunlar menfaatleri olduklarında babalarını bile tanımazlar" kısmı, namussuzların namusuyla çalışanı şantajla al aşağı etmeye çalışmaları kısacası taa 35 sene öncesinden günümüze dek süren 50 yıllık kirli düzeni çok güzel göndermelerle yansıtıyor.

    küpeli edit: imla
  • tam bir 12 eylül filmi. politik bir başkaldırı gibi görülebilmesi doğal olabilir ama gene de satır araları dikkatle okunmalı. örneğin kahvede oturanların 12 eylül darbesini televizyondan görüp alkışlaması ve deli çavuş'un "şu karlar erise de 12 eylül kasabaya da gelse" demesi anlamlıdır. metaforlar açık adeta izleyicinin gözüne sokulmaktadır. cafcaflı partinin başkanı(artık kasabada nasıl parti başkanı oluyorsa): toptan siyaset, yılanoğlu: 12 eylül öncesinin gerilla hareketi, hacı karamuratoğlu ve tefeci mahmut ağa: yozlaşmış esnaf. bunlar, el birliğiyle halkı soymakta zulmetmektedirler. çözüm: delinin biri yönetime el koymalı kafasına göre asıp, kesmelidir. acaba bunlar bize neyi anlatmakta, neyi hatırlatmaktadır?
  • filmde o dönemi cok iyi elestiren bir diyalog mevcuttur.

    karaoglu daracına baglanırken:

    kaymakam: k
    hakim: h
    karaoglu: ko

    ko: yapmayın bu cinayettir, müslümanlar, mahkemesiz adam asılır mı?
    h: doğru söylüyor, mahkemesiz adam asılmaz.
    k: uzatma be, bi tekme attık mı isi tamam.
    h: canım sıkılıyor, bi mahkeme kuralım, sen istedikten sonra, ben yine asarım.
    k: evet, adet yerini bulsun diye bi mahkeme edelim, mahkeme kurulsun.

    kaymakam devleti, hakim ise mahkemeleri temsil etmektedir filmde. en azından ben bu sekilde bir gönderme olarak algıladım.
  • aslında film gerçekten çok güzel ve anlattigi şeyler çok da hafife alınabilecek cinsten şeyler değil. tabii bu ülkede hemen hemen herkes kemal sunal'i sadece ve sadece bir komedi oyuncusu olarak gördüğü için, filmlerini izlerken asıl olarak anlatılmak istenenler hemen hemen her zaman gözden kaçmıştır. özellikle bu filminde anlatılanlar ülke gerçeklerimizle çok alakalıdır. kaymakam rolündeki kemal sunal' in repliklerinden bazıları bence tam da duymak istediklerimizi dile getiriyor ki bunlardan bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum:
    "-avukat şeref: protesto ediyorum yaptığınız herşeyi protesto ediyorum!!!
    -deli kaymakam: pirasali rosto mu yapıyorsun? kimsin sen asçı mı?
    - .........
    -avukat şeref: bu ülkede kanun var, hukuk var!
    -deli kaymakam: kanun da hukuk da durust, dogru insanlar için var. halki dolandırmak, kandırmak için değil ! burada kanun benim! kaldırıyorum o kanunu!!!
    -avukat şeref: yapamazsın !!
    -deli kaymakam: yaparım halkım için herşeyi yaparım! gerekirse canımı bile veririm!
    -.........
    -deli kaymakam: bu kasaba halk çile çekiyor, pis derede çamşır yıkıyor hatta o derede yıkanıp o dereden su içiyor. bu insanları hayvanlardan ayırt etme zamanı gelmiştir !!"

    not: yukarıdaki replik %100 bu şekilde degildi ama ana teması budur !
  • buram buram sosyalizm kokan filmdir. günümüz solcu geçinen senaristlerinin oturupta biraz düşünmeleri lazım gelir bu filmi izledikten sonra. biz neden halka hitap edemiyoruz? biz neden 30 küsür sene evvelki bir film kadar etki bırakamıyoruz izleyici üzerinde... diyerek.
  • -şimdi nereye gidiyorsun?
    -buzla kaplı başka bir kasabaya!

    -yılanoğluuu ben öldükçe çoğalırım!

    türk sinemasından geçen bir woody allen filmi sanki. politik bir başkaldırı.eleştirmeye kıyamam, izler saygı duyarım. dün baştan sona izledim, ihya oldum.

    (bkz: buzlar çözülmeden)
  • bülent ecevit'in, "kemal sunal'ın o filminden çok şey öğrendim" dediği film.
  • sene 2014 ve bu kalitede bir eleştirel film yapamadık. çok yerinde mesajlar içermekte.

    (bkz: ben öldükçe çoğalırım)
  • tüm kemal sunal filmlerinde olmuş olageldigi gibi verdigi mesajlar bam teline vurmakta, düşünerek izleyenlere "vay bee!!" dedirtmektedir.
    bu filmlerde(kemal sunal filmleri) sadece komedi yoktur, yaşamımızdan kesitler, duymadığımız, düşünmediğimiz gerçeklere vurgular vardır.