şükela:  tümü | bugün
  • muhlis akarsu'nun aktardığı bir sivas türküsü.

    deli gönül feryad etme boşuna
    hal bilmez kişiye yar olamazsın
    bir mürşide bağlamazsan özünü
    hakkın huzurunda var olamazsın
    medet sevdiğim

    vefasız güzelden olur mu çare
    yoruldum derdinden öldüm bin kere
    düşme bir zalıma göz göre göre
    sen insan oğlusun kör olamazsın
    medet sevdiğim

    akarsu bülbüller ötmez bağında
    dumanlar eğlenmez sevdalarında
    aşk ateşi yanar oldu bağrımda
    yanmış yüreğime kar olamazsın
    medet sevdiğim

    cengiz özkan yorumu
  • mahmut demir ve francoise arnoud demir yorumu harikadır, buradan françoise in yorumunu tutturabilecek bir türkiyeli var mıdır bilmem...
  • cengiz özkan'ın saatlerdir afedersiniz ağzıma etmesinin üstüne tüy diktiği türkü.

    allah seni bildiği gibi yapsın cengiz.
  • cengiz özkan dan bir kadeh rakı ile dinlemesi enfes olan türküdür.
    yine de herşeyin orjinaline sadık kalmalı, muhlis akarsu versiyonunu dinlemekte de fayda var.
    (bkz: durduk yere adamın amına koyan şarkılar)
  • yılbaşı akşamı agzima etti....ne guzel yazmış muhlis agabey..medet sevdiğim
  • ....
    "vefasız güzelden olur mu çare
    yoruldum derdinden öldüm bin kere
    düşme bir zalıma göz göre göre
    sen insan oğlusun kör olamazsın"
    ....
    şüphesiz ki bu sözleri körler gözünü açsın diye yazdık.
    cengiz özkan'ın yorumu ile göz açan, kalp ağrıtan muhlis akarsu şaheseri.
  • efendim bu deyişte bahsedilen vefasız yar "dünya"dır.
    yalan dünyada muradın alan olmamıştır, kanmayınız denmektedir.
    gelmiş geçmiş cümle ozanlara selam olsun.
  • türk halk müziğine neden aşık olduğumu bana çok enteresan bir şekilde göstermiş olan türkü.

    efendim defaatle vurguladığım üzere ben aileden türkücüyüm. benden sazımı al, türkülerimi alma. o derece. bir gün türkü dinlemediğimde afakanlar basıyor.

    az önce katillerini yaksam gecesinde uyumazlık etmeyeceğim merhum muhlis akarsu'dan bize yadigar bu türkü çalıyordu ben üç beş satır karalamaya çalışırken. sonra birden akarsu aktı çiçeğe doğru* ve şu sözler çınladı kulaklarımda:

    el vurup yaremi incitme tabip,
    bilmem sıhhat bulmaz hicraneler var.
    dert vuran yareme eylersin derman,
    her can kabul etmez viraneler var.

    şimdi hemen ardından işbu türkünün ilk dörtlüğüne bakın:

    deli gönül feryat etme boşuna,
    hal bilmez kişiye yar olamazsın.
    bir mürşide bağlamazsan özünü,
    hakkın huzurunda var olamazsın.

    bu iki türkü birbiriyle konuşmuyor mu resmen? hadi ilk dörtlükleri beğenmediniz, ikinciler farklı mı?

    dert ehli olanlar dergaha gelir,
    elbette arayan dermanın bulur,
    sadık der ki kimde ne var kim bilir,
    geşt-ü güzar ettim elde neler var.

    arkasından da akarsu geliyor:

    vefasız güzelden olur mu çare?
    yoruldum derdinden öldüm bin kere,
    düşme bir zalıma göz göre göre,
    sen insan oğlusun kör olamazsın.

    anlatılan şey ortak ve başka bir şair anlatmış onu da:

    dünya umuruna meylini verme,
    sen de kurtulmazsın ecel elinden.

    benim üstüne söyleyecek sözüm yok, tek bir sorudan başka: türkülerimiz neden bu kadar güzel ya rabbi?