şükela:  tümü | bugün
  • mine söğüt'ün yky'den çıkan, çizimleri yine eşi bahadır baruter'e ait mükemmel öykü(ler) kitabı.
    şöyle bir tanıtım filmi de mevcut.

    http://www.youtube.com/watch?v=qs8dtm1v3xy

    http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=2536
  • mine söğüt'ün bu kitabı da dahil tüm kitaplarını okumuş bir okur olarak şu sonuca vardım: beni artık şaşırtmıyor maalesef! şiirsel, duyarlı, imgelerle anlatan harika bir dil bir kaç kitaptan sonra sanki kendini tekrara başlıyor. kitabı bitirince düşündüm, bunun beş sevim apartmanından ya da kırmızı zamandan ne farkı var diye? belki farklı bir beklentiye girmek hatadır ama okuyucu olarak şaşırmak, bu konu bu kadar güzel anlatılırdı, bu cümleyi keşke ben kursaydım demek istiyorum... merakla ve umutla yeni kitapları bekleyeceğim!
  • görür görmez aldığım, sayfalarını çevirdikçe de tuhaf bir şekilde tedirgin hissettiğim ve bir sonraki öyküde ara vermeye karar verip de tekrardan vazgeçtiğim, beni içine çektikçe çeken kitap. mine söğütün dilinin hayranlık verici olduğu elbette su götürmez bir gerçek.eşik cininden bu yana da merakla takip ediyorum kendisini, haliyle sıradaki eserini de merakla beklememek elde değil.
  • ''yarım... yarım... yarım...
    her şey yarım
    oysa ben tamım.''

    diyebilmek için yazıldığını düşündüğüm kitap.

    bahadır baruter'in çizimleri ise yer yer rahatsız edici ki böyle olması istenileni vermiş olduğunu gösteriyor.
  • kadınlık halleri üzerine yaratıcı hikayelerden oluşan kitap. kadınla ilgili bu kadar sarsıcı ve bu kadar gerçek çok az şey okudum. kitapta şöyle bir cümle var ki tam istanbul'u özetliyor " bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez".gerçi kitapta istanbul denmemiştir ama ben öyle olduğunu düşündüm. gerçekten de istanbul için hep kadın yakıştırmaları yapılır ama dikkatlice bakıldığında erkektir bu şehir, serttir, dışlar kadını.
  • delirerek ölenlere adanmış bir deli öykü kitabı. sinekler sevişirken isimli öyküye dikkat derim.

    "hiçbir ev kadını kendini mutfakta asmaz. yemeklere yas sıçratmaz."
    "çocuğum hayat gerçekten muhteşemdir. şarkılar da muhteşemdir ama hayat onlardan daha muhteşemdir. hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nasıl bulabilirdik, değil mi ya!"
    "...onun için asıl tekin olmayan gündüzler...çıplak gözle görünebileceği haller."
    "...kendini öldürme fikrini bu kadar çok seven biri kendini de çok seviyor demektir...kendini ve deliliğini."
    "çocuklar bazen kendilerinden umulmayacak kadar sabırlı olurlar."
    "girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış."
    "deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz..."
    "hayatın hastalıktan ibaret olduğuna ikna eder insanı hastane zamanları."

    ve kapanış... "bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez. işte bu yüzden, bu şehirde ben her gün kendimi defalarca öldürürüm. bomba olur patlarım; kulesinden, köprüsünden aşağı atlarım. elimde bir bıçak her yerime saplarım. tavandaki bütün ipler kendimi asmam için sallanır. arabalar önlerine atlamam için yol alır. denizinde, lağımında, çöpünde kimliksiz cesedim. kimsesizler mezarlığında daracık çukurlara sığar dev cesaretim."
  • keşke ben yazmış olsaydım dediğim kitap. bu yazıyı bloguma yazmıştım ama dayanamadım sözlükte de olsun istedim zira bu kitap içime işledi.

    “delirerek ölenlere…
    size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.
    sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret,
    doğurmaya mahkum,
    çocuklarını kaybetmekle mühürlü,
    yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.
    içlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.
    o pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.”

    bu kitapla ilgili belki de en sonunda söyleyeceğim şeyi sonunu bekleyemeyerek en başta söylemek istiyorum. bu kitabı ben yazmış olmayı çok ama çok isterdim.
    mine söğüt sevdiğim bir yazar, kadın yazarlara özel bir sempatim var zaten. mine söğüt’ü beş sevim apartmanı ile keşfetmiştim çok sevmiştim. kitapları yormadan okutuyor, farklı dünyaların içine çekiyor insanı. ama deli kadın hikayeleri bambaşka… kitabı ilk gördüğümde kapağına ve adına vuruldum zaten, okumak için güzel bir yemeği aç bir şekilde beklerkenki iştaha kapıldım. ama okuduğum bir kitap varsa o an, o kitabı bırakıp yeni bir kitaba başlayamıyorum. okuduğum kitaba ihanet etmişim onu üzmüşüm gibi hissediyorum-evet biraz nevrotiğim- bu hissiyattan dolayı elimdeki kitabı bitirmeyi bekledim. deli kadın hikayelerini çoktan almıştım ama kapağını bile kaldırıp göz gezdirmek istemedim- bu da başka bir huyum, kitabı okumaya başlamayacaksam kapağını bile kaldırmam- bu arada sınavlarım, iş yoğunluğu araya girdi yine bekledim. derken kitabı gece elime aldım. sessizlik, loş ışık ve dışarıda kar yağarken başladım okumaya. ilk hikayeden önce bir yazı vardı yukarda yazdığım. kitaba dair okuduğum ilk cümleler. saplandım kaldım, saplandım kaldım… bir daha bir daha okudum, sonra bir daha okudum. bir sayfa daha ileri gitmekten korktum. bu yazı beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum. ben o deli kadınlardan biri olabilecek kadar derin hissetmiyorum kendimi, ama bu kitapta alalatılan 21 kadını anladım, onların deliliklerini hissettim diyebilirim. kitabın içindeki bahadır baruter harikaları çizimler çok etkileyici, sanki kitaptaki hikayeleri onlar anlatıyor, konuşuyorlar. lütfen bitmesin hezeyanlarıyla okudum bu kitabı. yaşamları uçurum kıyılarında, dipsiz kuyularda geçen ve o uçurumdan atlamaya, o dipsiz kuyularda yok olmaya, yalnızlıklarından ebedi yalnızlıkla kurtulmaya can atan lanetlenmiş kadınlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalmış 21 kadın ve hikayeleri.
    deli kadın hikayeleri artık başucu kitaplarımdan biri, bana da deli diyebilirsiniz, bir kitabı bağrıma basarak okuduğum çok olmuştur ama ilk kez bir kitabı öperek okudum.
    teşekkürler mine söğüt…
  • öyle etkili ki, bir öykü ile onlarca gece, yüzlerce rüya, yüzlerce yüz görülebilir. ters-yüz edici.
  • "kendimi neden bu şehirde öldürdüm" okuması için: http://www.futuristika.org/…en-bu-sehirde-oldurdum/
  • ince ince delirtilen kadınların kısacık ama kazara parmağa var gücüyle batan iğne deliğinin sızlatan acısı gibi hikayeleri.
    "tanrı bizi, duyduğu sesleri doğru anlamlandıramayan kullarından korusun. amin."