şükela:  tümü | bugün
  • kişinin çeşitli delüzyonlar yaşadığı psikiyatrik bir rahatsızlıktır.

    delüzyon (bkz: sanrı); hiçbir gerçek temele dayanmayan, değiştirilemez ve ısrarlı yanlış inanıştır. bu inanışlar, yanlış olduğunu gösteren kanıtlarla da düzeltilemez. delüzyonlar; olfaktor (koku), gustatuar (tat), termoseptif (sıcaklık), taktil (dokunma) ile ilgili olabilirler. delüzyonlu kişiler, bir şeyin tadı ya da kokusunu diğer kişilerden farklı algılayabilirler.

    en sık rastlanan delüzyon, paranoyadır. paranoyanın evreleri; kuşkuculuk, algıda seçicilik, düşmanlık, paranoid aydınlanma, paradoksal etkilenme ve kötülük görme sanrısıdır. freud'a göre kötülük görme sanrısı, bastırma ve yansıtmayla ilgili bir delüzyondur.

    delüzyonların; erotomanik delüzyon (kişinin özellikle ünlü birinin kendisine aşık olduğuna inanması), grandiyöz delüzyon (kendisinin özel ve seçilmiş kişi olduğuna inanması), kıskançlık delüzyonu (partneri tarafından aldatıldığına inanması), persekütif delüzyon (takip edildiğine, zehirlendiğine ya da kendisine komplo kurulduğuna vs. inanması), schneider delüzyonları (düşüncelerinin okunduğuna, duygularının değiştirildiğine ya da birileri tarafından kontrol edildiğine vs. inanması), somatik delüzyon (kişinin kendi vücudunu tuhaf bulması ya da bazı organlarının çalışmadığına inanması), suçluluk delüzyonu (insanlar ya da tanrı tarafından cezalandırıldığına inanması) gibi alt türleri vardır. en yaygın görüleni persekütif türdür.

    birine delüzyonel bozukluk tanısı konabilmesi için, kişinin en az bir aydır delüzyon yaşıyor olması, şizofreni ölçütlerini karşılamaması, delüzyonlardan dolayı tuhaf ve gülünç duruma düşecek kadar davranış bozukluğu gözlemlenmemesi, delüzyonlar nedeniyle duygudurum değişikliklerinin çok uzun sürmemesi, işitsel ve görsel halüsinasyonların belirgin olmaması ve delüzyonların herhangi bir ilaç kullanımından kaynaklanmaması gerekiyor.

    delüzyonel bozukluğu; hipokondriazis, beden dismorfik bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluk ya da paranoid kişilik bozukluğundan ayırmak kimi zaman çok güçtür.

    hastalığın nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, beyindeki bazal gangliyonların, limbik sistemin ya da neokorteksin bundan sorumlu olduğuna dair çeşitli görüşler vardır. ayrıca; delüzyon bozukluğu olan kişilerin birinci dereceden akrabalarında da benzer bozukluklar görüldüğünden, genetik bir rahatsızlık olduğu da düşünülmektedir.
  • sanrının (hezeyan, delüzyon) anlamı; kişinin yaşadığı sosyokültürel ortamla uyumsuz, aksi ispat edilse bile inanmayı devam ettirdiği, mesleki kişilerarası ve sosyal anlamda işlevselliğini bozan her türlü düşünce ve inanıştır. değişik tipleri vardır (zarar görme, takip edilme, düşüncelerinin okunması, uzaylılar tarafından kaçırılma, peygamber olma gibi). bir çok psikiyatrik hastalıkta gözlenebilir.
    sanrısal bozuklukta genellikle tek bir sanrı tipi mevcuttur ve işlevsellik sanrısal alan dışında bozulmamıştır. kişinin sanrısı sistemli ve süreklidir. değişik alt tipleri mevcuttur.

    belirtileri

    sanrısal bozuklukta çok değişik belirtiler görülebilir. örneğin kıskançlık alt tipi olan sanrısal bozukluk tanılı hastam eşinin kendisini çalışma arkadaşı ile aldattığını düşünme sonucu eşi ile yaşadağı evi ayırmış ve boşanma davası açmıştı. erotomanik alt tipi olan kişiler çoğunlukla ulaşılması güç, evli, hastadan daha yüksek sosyal konumda bir kişi ya da bazen film yıldızının kendisine aşık olduğuna inanır. somatik alt tipi olan kişiler vücutlarının bir yerinde bir sorun olduğunu düşünürler. örnek vermek gerekirse kalınbağırsaklarının çalışmadığını düşünebilirler veya ağızından veya burnundan kötü kokular yaydığını ve bu yüzden insanların kendisini sevmediğini, iş vermediğini düşünebilirler.

    riskler ve sebepleri

    sanrısal bozukluk riskini artıran etmenler;

    1- göçmen olmak
    2- sosyoekonomik düzeyi düşük olmak
    3- boşanmış olmak (özellikle kadınlarda)
    4- bekar olmak (özellikle erkeklerde)
    5- ileri yaş

    sanrısal bozukluğun oluşumunda rol oynadığı düşünülen durumlardan bazıları şunlardır:
    1-aile öyküsü
    2-genetik faktörler :oluşumundan sorumlu gen bölgeleri drd2, drd3,drd4 ve/veya th gen polimorfizmi
    3- beyindeki nörotransmitterler :özellikle dopaminin rolü önemsenmektedir ve tedavisinde dopamin üzerinden etkili ilaçlar kullanılmaktadır.

    tanısı

    dsm-5’e göre sanrısal bozukluk tanı kriterleri:

    a- bir ay ya da daha uzun süren, bir (ya da daha çok) sanrının varlığı
    b- şizofreninin a tanı ölçütü hiçbir zaman karşılanmamıştır.
    not: varsanılar, varsa bile, belirgin değildir ve sanrısal konu ile ilişkilidir (örn. böceklerce sarıldığı duyumuna kendisini böceklerin sardığı sanrısının eşlik etmesi).
    c- sanrının etkileri ya da sonuçları dışarıda tutulacak olursa, işlevsellik belirgin olarak bozulmamıştır ve davranışlar açıkça yadırganacak denli olağana aykırı değildir.
    d- mani ya da majör depresyon dönemleri ortaya çıkmışsa bunların süresi sanrısal dönemlerin süresine göre daha kısa olmuştur.
    e- bu bozukluk, bir maddenin ya da sağlıkla ilgili başka bir durumun fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz ve beden dismorfik bozukluğu ya da obsesif-kompulsif bozukluk gibi başka bir hastalıkla daha iyi algılamaz.

    alttipler

    başlıca alttipleri ;

    1- erotomani türü
    2- büyüklük türü
    3- kıskançlık türü
    4- kötülük görme türü
    5- somatik türü
    6- karma tür
    7- belirlenmemiş tür

    eğer kişinin sanrıları yüzünden kendine ya da çevresine zarar verme olasılığı mevcutsa yatırılarak tedavi edilmesi önerilir. sanrının kendi tanımı gereği her türlü aksini gösteren delil olmasına karşın kişi sanrılarına inanmaktan vazgeçmez. bu yüzden sanrısal bozuklukta içgörü yönelimli terapi tedavide kullanılmaz. diğer psikotik bozukluklarda olduğu gibi antipsikotik ilaçlar tedavide kullanılmaktadır. antipsikotiklere yanıt vermeyen olgularda antidepresanlar, ekt (elektrokonvulzif terapi), lityum, antiepileptik ilaçlar da denenmektedir.

    kaynak:
    dr. fikret poyraz çökmüş