şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: iron curtain) (bkz: demirperde)
  • sscbnin abd karsisindaki diger super guc oldugu donemde sscb yanlisi sosyalist ulkelerin olusturdugu grup. bir nevi natonun sosyalist hali gibi. (bkz: dogu bloku ulkeleri)
  • komünist sistemin yıkılışından önce bu sistemi siyasal olarak benimsemiş ülkelerin komünist olmayan ülkerlerle olan ilişkileri çok sıkı kayıtlara bağlı ve hatta yok derecesinde olmasından dolayı ve vatandaşlar bakımından ülkeler arasında seyahat yasağının geçerli olmasından dolayı bu ülkelerin adeta bir demir perde arkasında bulunduğunu ifade etmek amacıyla kullanılmış bir terimdir.
  • milan kundera, demir perde ülkesi olduğu yıllarda politik olarak sovyet ve çin kıskacına giren, haliyle doğulu gibi anılmaya başlayan doğu ve orta avrupa ülkelerini sağlam tahlillerle ele almıştır.
    bu konudaki ilk ayrımı, sosyalist bloğa dahil olan çekoslovakya, polonya, macaristan yugoslavya gibi ülkelerin, kültürel bağlamıyla batıya ait olmalarının aksine, politik bağlamlarıyla da doğuya yöneldiklerini söyleyerek yapmıştır..

    orta avrupa, batının son sınırıydı ve doğuya açılan (belki de kapanması gereken) bir kapıydı. kundera, bu aidiyet hissinin oturamayışının belirtisi olarak, 68 kuşağıyla başlayan süreci ve süreç esnasındaki protestoları sorumlu tutuyordu. batı, tüm komünist ihtilal yıllarında orta avrupadaki muhalif hareketlerle bu dokunun yırtılacağını bekledi. ancak bu, sandığından 20-30 sene geç oldu.
    ilginçtir, tamamen doğuya ait görünen sofya ve bükreş gibi kentlerde bu etki görülmedi. uzunca yıllar bulgaristan, sovyet rejminin en sadık peyki olagelmiştir. keza enver hocalı arnavutluk varşovada olmasa da, stalini kuruşçeve değişse de, her zaman komünizme sadık kalmıştır.

    bence, bu yapının parçalanmasında, 80 lerde başlayan sivil eylem ve protestolarla sorunun hallolmayacağını gören ülkelerin, çözümü sosyal vatandaşlık tanımını değiştirmesinde bulmaları önemlidir. harıl harıl komünizme alternatif sistem arayışı, sivil toplum kavramında vücut bulmuştu. zaten bu dönem, avrupadaki sanayi değişimlerin yaşandığı, refah toplumlarının temellerinin atıldığı yıllardı.

    pratikte, halk ile devlet arasında hiçbir fark görmeyen marksizm, totaliterdir. ve sivil topluma karşıdır. halkın ihtiyaçlarını halktan iyi bilen komünist parti, tüm karar ve tedbirleri alır. bu nedenle, halk karar verme mercii olamaz asla.
    bazen polonya gibi doğuya yakın ülkelerde, katolik kilisesinin sosyalize olması nedeniyle komünist sisteme net tavır koyulduğu da görülmüştür. buradalardaki reformizasyon tutmamış, halk kap kacağını korumasını bilmiştir. hem, papa ikinci jean paul'ü çıkaran polonya, onun geldiği dönemde adeta komünist sansürü deliyordu. ilk demokratik seçim olan 89 seçimlerinde de, papanın rolü ve ikna kabiliyeti rol oynamıştı. zaten polonya, geçmişteki leh-rus çekişmelerinden sebep, her zaman batı hamiliğine sempati beslemiştir.

    çekoslovakyada işler farklıydı. onlar zaten avusturya-macaristan imp dağılınca, demokrasiyle bir deneme yaşamışlardı hitlerin ilhakına dek. bu nedenle onların, batıya yakın olmalarını beklenebilirdi. ancak tüm doğu bloğunda, en çok destek gören parti, çekoslovakya komünist partisiydi. bunda çekoslovakları nazi işgalinden rusların kurtarması rol oynamıştı. fakat dubçekle başlayan prag baharı, sovyet tanklarıyla durduruldu. en son, 89 da berlin duvarı yıkılır yıkılmaz, meydan boşalınca çekoslovaklar sazı ellerine alarak, eski rejme son verdiler. bunda charter 77 olayı sonrası aydın vehalkın ortak bir duruş sergileme gayeleri rol oynamıştı. yani yine sosyal ve sivil bir direnişten söz etmek mümkündür.
  • rusya'yla tekrar yakınlaşmasınlar diye, avrupa birliği değerlerine uzak olsalar da, avrupa birliği'ne alınmışlardır.