şükela:  tümü | bugün
  • arif keskinerin dayısı derviş beyin hikayesidir.
  • o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler cümlesiyle daha girişinden sarsan roman
  • (bkz: yel veli)
  • fazlasıyla realist bir roman. çok fazla tasvir* var.
  • tasvirleri sıkmayı bırak, insanı daha çok romanın içerisine sokan, benim nazarımda yaşar kemal'in kesinlikle muhteşem yapıtı. öyle ki, artık bir süre sonra hiç yabancılık çekmezsiniz. sanki siz de o tarlalardaki ırgatlardan birisiniz gibi gelir. öylesine olayların içine dâhil olursunuz. harikadır. ne desem boştur, eksiktir. okumak gerekir.

    (bkz: o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler)
  • yeni yetme gözü aç ağalarla türkmen geleneğine bağlı soylu beylerin (akyollu mustafa bey ve derviş bey) bereketli çukurova toprakları üzerindeki nüfus mücadelesini ve beraberinde can çekişmeye başlayan çukurova aristokrasisinin çöküşünü anlatan, akçasazın ağaları serisinin ilk romanı. ikincisi için: (bkz: yusufçuk yusuf)

    romanın olay örgüsü; akçasaz adı verilen yüzbinlerce dönümlük bir bataklığın kurutulmasıyla açığa çıkacak olan "dünyanın en verimli arazisinden" ,adam eksen yetişecek bir araziden, pay kapmaya çalışan yeni yetme ağalarla köklü, soylu türkmen beylerinin mücadelelerini ve ayrıca bu köklü türkmen beylerinin birbilerine duydukları "soylu" düşmanlıklarının etrafında gelişir.

    romanın olay örgüsünü oluşturan bu mücadelelerde yazar zaman zaman okuyucunun taraf tutmasını ister. özellikle yeni yetme ağaların bereketli çukurova toprağı üzerindeki nüfuzunu arttırmak için yeni kurulan cumhuriyetin kadrolarına yamanmaya çalışmasını yazar, müstehzi bir üslupla anlatır yer yer. soylu beylerin çıkar kavgasına girmemeleri ise yüceltilerek, hayranlıkla anlatılır.
    hatta denilebilir ki, yazarın derviş bey ve mustafa akyollu'nun arasındaki "soylu" düşmanlığı, romanın geneline hakim olan gerçekçi üslubu bırakıp çağdaş bir destan ozanı üslubuyla anlatması romanı alışılagelmiş roman kalıbından çıkarıp, bir anlamda asyatik* üretim ilişkilerinin hakim olduğu bir dünyanın yıkılışına yakılmış bir ağıt haline getirir.
  • yaşar kemal'in dev eserlerinden sadece biri ve akçasaz'ın ağaları'nın ilk ayağı.

    600 küsür sayfalık bu dev romanın neredeyse 450-500 sayfası tasvirden oluşur ve sıkı bi yaşar kemal okuyucusu dahi anlamını öğrenme isteğiyle can attığı yeni sözler, deyişler edinir romandan. akçasaz'ın o ucu bucağı olmayan, insan eksen biteceği, verimli mi verimli topraklarında geçen bir dönemi anlatır usta.

    nasıl ortaya çıktığı rivayetlerle bezeli, soylu türkmen beyleri sarıoğlu derviş bey ve akyollu mustafa bey arasındaki bir kan gütme hikayesidir ana konu. tabi bu konu etrafında cumhuriyet dönemi sonrasının cukurovası ve bu topraklarda "bir şekilde" peydah olan toprak ağalarının nereden gelip nereye gittikleri de anlatılır. ankara'daki yüksek tanıdıklarla, jandarmayla, adana mebuslarıyla aralarından su sızmayan bu ağaların kirli oyunları, yağmacılıkları, köylü ve emekçiye yaptıkları zulüm de bahis konusudur çoklukla.

    kan gütme mevzusuyla ölüm korkusu da geniş, dokunaklı bir anlatımla işlenir. okuyucu romana müdahil olur ister istemez, içine girer.

    evet, esaslı bi romandır.
  • bu romanda duygusal bağlamda da olsa, taraf değiştirmeyen kimse yoktur. belki tellal dışında. sanki herkes birbirini satmaya arkasından vurmaya hazırdır. romanı okuyanlar aynı zamanda cumhuriyetin kırlarda iktidar olma sürecine tanık olabilirler. ve yaşanılan her kapışmanın arkasında sınıf mücadelesi vardır. yaşar kemal bunu açık açık yazar.
  • bu romanda pencerenin perdesinin arasindan sizan isik demeti'ne hapsolmus bir ari anlatilir sayfalarca. yillar gecti, o arinin o isik demetinin icinde etrafinda gorunmez duvarlar varmis gibi saatlerce rengarenk "menevisleyerek" ucusunu anlatan kismi unutamadim.

    olaganustu tasvirlerle dolu, oldukca etkileyici, insanin kafasina tum ayrintilariyla kazinan bir romandir vesselam.