şükela:  tümü | bugün
  • ilginç bir nazan öncel şarkısıdır...
    bir bardak suda fırtınalar koparıldı bu şarkı yüzünden
    neden?.. insan anısını anlatamaz mıydı?
    anlatırdı tabi.. nazan'ın dediği gibi, sıkıyoduysa kalkıp biri bişey söyleseydi..... geçelim accayip beyin bunaltan(hem müzik olarak, hem söz olarak. ama şunu ifade edeyim, bunaltmak kötü manada kullanılmadı burda, zorlamak gibi bir manada kullanıldı) şarkının sözlerine...

    söylenmese de olurdu
    ama şimdi söylemek
    söylemek istiyorum
    belki kalbin kırılır
    göz yaşına boğulursun
    göz yaşını sakla
    ben ölürsem ağla
    (tabii şarkının bu kısmının sözlerinden bi bok anlayamıyor normal bir kulak sahibi insan)
    bunu senle hiç
    hiç konuşmadık biz
    tek tanığım sen
    tek çarem sendin
    beni anlamak istemez miydin?
    bu aıyı ben tam yüz sene taşıdım
    içimdeki bu acıyla hamal gibi yaşadım
    şimdi bana sarıl
    sadece sarıl
    ve lütfen artık
    beni dinle...
    (meacara burada başlıyor)
    lanet olası bir gündü
    kapı açıldı ve o geldi
    yüzünde pis bir ifade vardı (pissin söyleniş şekline dikkat reca ediyorum)
    koynunda yılan beslediğin o yatakta
    kardeşime süt veriyordum o anda
    doğru odaya daldı
    ve buyurgan bir sesle
    beni yanına çağırdı
    kolumdan çekip
    kucağına aldı
    "otur" dedi kısaca
    evet, bu öyle sıradan bir gün değildi...
    (yaylılar işte burada giriyor araya)
    gözyaşlarını sakla
    ben ölürsem ağla
    (yaylılar bitip tuhaf müzik faslı başlayabilir)
    sonra "bu yana bakma bışını çevir" derken
    elleri bacaklarımda
    geziniyordu anne
    "babacığım yapma" dedim
    bir hayvan gibi soluyordu
    iki bacağının arasında
    beni mengeneye almıştı
    sonra nasıl olduysa
    kurtulmayı başardım
    bir odaya kaçtım
    ve o an sadece haykırıyordum*
    "defol defol git burdan"
    o kapıyı yumrukluyor
    ben ağlıyorum, kardeşim ağlıyordu
    herşey bir kabustu
    her şey bir kabus...
    (ve yaylılar tekrar)
    kalbim kırık öleceğim
    bilmem ne halt edeceğim?
    (yaylar bitti)
    benim kalbim yaralı
    bu cehennem azabı
    senin kızın hayatla
    işte böyle tanıştı..
    dıdıdım..
    "baba ne demek anne?"
    bu kelime bana inan çok yabancı
    çok üzgünüm çok
    çok ne kadar az bir laf...
    hiçbir şeyi anlatmaya yetmiyor..
    (yaylar)
    göz yaşlarını sakla
    ben ölürsem ağla
    (yay bit)
    artık için rahat olsun
    sen bir meleksin anne
    yediğimiz her lokmakuruş kuruş ödedik
    nasıl ödenirmiş öğrendik!
    "demirden leblebi"
    ne yenir ne yutulur
    bazı şeyler belki
    belki unutulur
    unutmak var ya
    demirden leblebi
    demirden leblebi
    demirdeeeyn (burası tekerleme gibidir şarkının)
    (yaylar)
    kalbim kırık öleceğim
    bilmem ne halt edeceğim
    (yay bit)
    elimden alınan hayatım
    çalınan masumiyetim
    sıkıyorsa biri kalkıp bir şey söylesin
    dokuz yaşında bir çocuk hayatı böyle tanıdı
    annesinin sütü, babasının tükü*
    bu çocuk senin kızındı anne...

    ve tekrar yaylılar... "i love yaylı"
    (bkz: yaylı) (bkz: ilyas tetik)
  • demir leblebi albumunun finalini de yapan, ne soylesek eksik kalacak bir nazan-song.. sadece nazan oncel'inkiler arasinda degil, su topraklardan cikmis cumle sarkilar icinde en acitici, en ajitatif olanlardan biri.. jilet lirikleri ayri, anafor gibi ritmi ayri, (daphne de sagolsun, hakkini vermis ama ben de bir tur geceyim) yaylilarin ve melodisinin butun beyin-kalp hucrelerini esir alisi ayri, hip hop olsun diye degil ama kendiliginden hip hop'in kitabini yazmis vakurlugu ayri..

    plak olsa yivler arasina parmak girecek hale gelirdi herhalde, neyse ki cd var..
  • bu sarki yayinlandiktan sonra nazan oncel'i basindan gecen bu igrenc olayi anlatip reklamini yapmakla sucladi bir suru insan. ve nazan oncel onlara cevabini, album sonrasi roportajlarinda icinde "ensest", ya da "demirden leblebi" gecen hic bir soruyu yanitlamayarak verdi. sadece sunu soyledi: "agzimda aci, zehirli bir tad vardi, ben de tukurdum..."
  • bilmedigimiz onlarca, bilmedigimiz yuzlerce hikaye var. oznelerinin nesne oldugu onca suskun ensest hikayesi. zordur bir babanin aslinda baba gibi dokunmadigini anlamak, sindirmek, itiraf etmek ve devam etmek. bir kadin, yurekli bir kadin cikmis anlatmis hikayesini, turku yakmis yarasina...
    "kalbim kirik olecegim
    bilmem ne halt edecegim" demis...
  • (bkz: demirleblebi)
  • "çok ne kadar az bir laf hiçbir şeyi anlatmaya yetmiyor" diyerek bile her şeyi anlatmayı başarabilen bir şarkı.
  • adı gibi şarkı.
  • başa çıkması güç kimse olarak sözlüklerde* anlam bulan, günlük hayatta yenmez, yutulmaz manasında kullanılan bir deyim olmakla beraber; bu coğrafyada sıklıkla yaşanmış ve aynı sıklıkla gizli kalmış ensest kabusların nazan öncel tarafından deyimin tam manasıyla yer bulduğu, iç kanatan şarkının ismi.
  • hakkında söylenebilecek hiçbir şey olmayan şarkı. demir leblebiyi tükürdü ve o demirden leblebi düştüğü yerleri paramparça etti zamanında. hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şeyin küfrüdür.
  • nazan'ın devamı gelememiş devrimidir bu şarkı, bu albüm. öyle bir albümdür ki gerçektir baştan sona. bir kadının hayata duruşu ve bakışını anlatır. onu nasıl becerdiğini anlatmanı istemez ve ardından politikasına sokar, ayrılık acısıyla canı sevişmek ister ve belki de sevişir ama hala aşıktır, içer içer kalkar bir otobüse biner ve beni söyletme der sonra eski günleri aklına gelir ve babasına isyan eder, benim öyle bi babam yok der, dünya zordur ne de olsa hepsini biriktirir ve ortaya böyle bir şaheser çıkarır sırf acılara inat.