şükela:  tümü | bugün
  • mehmet ali birand'ın 32. gün yakın tarih belgeseleri serisinden ilkidir. türkiye'nin kuruluşundan sonraki çok partili rejime geçiş süreci ve geçiş sonrası ülkenin siyaseti, ekonomisi, dış ilişkileri gibi önemli olayları anlatan bir belgeseldir.

    demokrat parti tek partili rejimden çok partili rejime geçişi sağlamıştır.celal bayar, fuad köprülü,refik koraltan,adnan menderes tarafından kurulmuştur.o dönemde anadolu'daki halk demokrat kelimesine yabancı olduğu için demirkırat olarak tanınmıştır.
  • (bkz: demir kırat)
  • türk siyasetini cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak, son olarak adnan menderes'in idamına kadar ele almış, mehmet ali birand'ın sunumuyla anlatılan oldukça zengin içeriğe sahip, kanımca objektif bulguları olan 10 bölümlük belgesel.

    siyasilerin isimleri yalnızca aşinalıkta kalmış, özellikle bu yıllara tanıklık etmemiş günümüz nesli için, siyasileri ve siyasi tarihi kronolojik ve objektif bir şekilde öğrenmesi açısından faydalı olacaktır.

    dizi gibi sanki... oldukça akıcı. bitmeden diğer bölüm için heyecanlanıyorsunuz.

    ve belgeselin başlangıcında diyor ki birand "başrolü oynayanlardan hiçbiri hayatta değil."
    artık kendisi de... rahmet olsun hepsine.

    edit: böyle bitmemeliydi.
  • şu anda mevcut türk gençliğinin en çok ihtiyacı olan belgesel. aslında 1923'ten bu yana demokrasi yolunda ülkenin sürekli bir kısır döngüye girdiğini anlamamızı sağlıyor bu tarih.

    10 bölümden, her bölüm 1 saat şekilde. üzücü bir şekilde mehmet ali birand da dahil olmak belgesel de izleyeceğiniz kimse hayatta olmamakla beraber demokrasi ağacımızda bulunan insanları izleyeceksiniz.
  • insanı teessüre sürükleyen fakat yayınlandığı yıl ve dönem itibariyle övgüye şayan, cumhuriyet'in ilk yıllarını, milli şef'li yıllarını, demokrat parti'nin icraatlarını anlatırken fevkalade başarılı fakat menderes'in ve 2 arkadaşının idam sürecine gittiği ayları anlatmada eksik kalan belgesel.

    yanılmıyorsam isa tatlıcan'ın "türkiye'de masonluğun gizli tarihi" kitabında, gerek celal bayar'ın ittihat terakki yıllarından gelme masonluğu, mbk üyelerinin içindeki kimi kişilerin masonluğu, bizzat generallerin masonluğu anlatılıyordu. kitabı okuyalı belki 10 sene oldu, hatırımda, bunların birer iddia mı yoksa belgeli birer hakikat mı oldukları kalmamış. fakat mason localarının türk siyasetine çok uzun yıllar yön verdiği, kendi dergilerinin her darbeye alkış tuttuğu, kendi emirlerinde olan gazetecilerin, darbelerden sonra nasıl başlıklar attıkları hep ortadadır. örneğin, kenan evren'in hangi mason locasına üye olduğu, balolarında danslar ettiği çok bilinir bir şeydir. ülkenin o dönemki genelkurmay başkanı'nın herhalde "mehmet karahanlı'yı neden infaz ettiniz?" diye sormak için locaya girmediği malumudur herkesin.

    uzatmıyorum. menderes pek çok yanlış şey söylemiş, yapmış, olmayacak yerde, olmayacak konularda, olmayacak kişilerle inatlaşmış, devlet ve millet nezdinde hiç de iyi karşılanmayacak söylemiş, yapmış, davranmış olabilir. körü körüne menderes müdafii olacak değilim. dünya üzerinde yaşayıp geçmiş, istisnasız hiç kimse de babamın oğlu değil. fakat, menderes'in tutuklanma şekli, tutuklandıktan sonraki muamele, bizzat zalim başol'un mahkeme esnasındaki tutumu, yassıada'daki feci tavırlar, hakaretler, tacizler, küfürler, amerika'nın, bizzat türkiye'deki nüfuzlu paşaların araya girişi ne rağmen idam kararında edilen ısrar, menderes'i toplum nezdinde haklı, mazlum, öcü alınması gereken bir siyasi figür haline getiriyor ki, gerek tarık güryay, gerek madanoğlu gibi şahsiyetlere sempati duyan, haklı gören, darbeyi ve darbeciyi kutsayan bu kimseler, bugünün siyasal islam'ına meşru bir zemin hazırlıyorlar. siyasal islam'ın bugünkü aktörlerinden ve politikalarından sorumlu kişilerden bazıları da bunlardır.

    ordu, atatürk'ün kesin emrine rağmen siyasete bulaşmış, kendi gibi düşünmeyeni, atatürk ve atatürkçülük adına asmış, kesmiş, bunlar da bunlara alkış tutmuştur. bugünün siyasal islam aktörlerinden şikayet etme hakları yoktur. çünkü yukarıda saydığım maddeler ve geçirilen merhalelerden ötürü, menderes mazlum ve öcü alınması gereken bir lider olarak aksedegeldiği için, zaten kafası yalanlarla emre amade hale getirilmiş siyasal islam aktörleri, menderes davasını gütmeye başlamıştır. şayet menderes yargılansa, yargılama hukuki zeminde yapılsa, baskıyla, bir yerlerden gelen emirlerle yargılama yapılmasa, müebbet bile yemiş olsa, siyasal islam belki de bu kadar şumullenme imkanı bulamayacaktı. atatürk maalesef, birilerinin, "rezilliklerini örtme aracı" olarak kullanılıp durmuştur. atatürkçülük, artık bu minval üzerine oturtulmuş, kendisini atatürkçü addeden herkes, düşüncesini, yanlış bile olsa atatürk'e mal etmiş, karşı geleni "atatürk'e karşı gelmekle" itham etmiş, gücü nispetinde de cezalandırmış, taşlatmıştır.

    eskiden abbas güçlü ve siyaset meydanı programlarında bunu çok görürdük. iki alkış almak isteyen, savunduğu savlar zora giren öğrenciler, hemen atatürk'ün arkasına gizlenir, oradan sıkmaya devam ederlerdi. atatürk iyi ki bu günleri de, o günleri de görmedi. adamı kahrından öldürürdü herhalde bu "izindeyiz" diye ağlayanlar.

    diyeceğim, darbe, darbeci, darbecilik çok kötü olgu, sıfat ve meziyetlerdir. yapan, babam olss yanında yer almam. dinci iktidar geldi, asker darbe yapsın, laik iktidar geldi, haydi softalar sokağa çıksın, o zaman ne uğraşıyoruz? oligarşiyi daya, demokrasi falan diye zırlamayalım hiç. meritokrasi falan denensin ara ara, ne iyi yani. ne diye uğraştı o kadar millet? ayıptır.
  • belgeselde düşükler yassıada'da filminin elde bulunan tek görüntüleri mevcuttur. sırf bu detay bile belgeseli arşivsel bir değerde tutar.
  • youtube'da 32. gün kanalının arşivinden izleyebileceğiniz belgesel. zaten can dündar ve mehmet ali birand imzalı belgesellerin kötü olabilmesi mümkün mü ki? izleyin, izlettirin. gençler tarihimizi öğrensinler. bazı şeyleri daha iyi anlayacaklardır.

    türk eğitiminin en büyük saçmalığı atatürk sonrasında tarih bitiyormuş gibi davranması. ben ki bir lise tarih öğretmeni olsaydım bir yıl her ders bir bölüm olacak şekilde 32. gün arşivindeki belgeselleri izletirdim. hani ders olarak sınıfta bir şey anlatılmasına da gerek yok, buna kimsenin maçası yemeyecektir bu devirde. ama oturun bu belgeselleri izlettirin bir gençlere, sonra görün izleyin ülkedeki değişimi.

    ne demiş atatürk; "tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur".

    günümüzdeki gençlerin kaçı 1940-2000 arası türk siyasi tarihini biliyor? bilenler bir avuç ya vardır ya yoktur. bugün olmasa da bundan 10 yıl sonra bu gençler ipleri ellerine almaya başladıklarında bunun acısını daha iyi hissedeceğiz.

    izleyin, mehmet ali birand'ın belgesellerini youtube'dan izleyin ve izlettirin.
  • izleyin, izletin. bu belgeselleri izlemek için siyasete ilgi duymaya gerek yok. bunlar bizim geçmişimiz.
    ülkenin geleceğine yön vermiş bu denli önemli olayların bizlere nasıl olurda okullarda anlatımadığını anlamıyorum. pek çok yanlışı tekrar edip duran bir ülkeyiz resmen. hatalarımızı görmemize müsade etselerdi bizlere öğretselerdi belki de çok başka yerlerde olurduk.
    youtube kanalında ki tüm belgeseller çok iyi mutlaka izlenilmesi gerekir.
  • çok güzel bir belgeseldir. 10 bölüm diye hatırlıyorum, ben 2 günde falan bitirmiştim. bittiğinde inönü, bayar, menderes gibi türk siyasi tarihinin önemli kişilikleri hakkında bir sürü bilgi edindim. kesinlikle izlenmesi gerekli.