şükela:  tümü | bugün
  • evet durum bundan ibaret. bir adam halktan geliyor. seciliyor ve 5 sene boyunca kral oluyor. geleneksel monarsiden tek farki zumreden degil de sansin da yardimiyla dogru zamanda dogru kisileri etkilemesi.
    bana sorarsaniz en dogru yonetim bicimi aristokrasi. bir devlette kararlari verecek olan, alaninda en iyilerinden bir komisyon kurulmasi, hatta mumkunse o alanda egitim alan herkese sorularak bilgi derecesi dahlinde oylamanin oranlanip yasalandirilmasidir.
  • zaten öyleydi.

    (bkz: ben odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm) ifadesinin son derece gerçekçi bir biçimde kullanıldığı ve hâlâ geçerli olduğu ülkede başka ne olabilirdi ki?
  • demokrasi defektleri ile ilgili serzeniş başlıklarından bir diğeri. oysa sorun demokraside değil toplumda. toplum hastalıklı ise sağlıklı bir seçim yapamayacaktir. bu noktada sıklıkla arzulanan aristokrasi de çözüm değil. mesela din etkisinde kalmış bir halkın aristokratlari da anasının diz kapağından yada genç kayınvalidesinen tahrik olan tiplerden oluşacaktır.
  • biri şu embesile demokrasi ile cumhuriyet farkını anlatsın
  • platon 2400 sene önce demokrasinin eğitimsizlerin elinde ne boktan durumlara düşeceğini açıklayıp aristokrasiyi övmüştü.

    kendisi de soylu bir aileden geliyordu ve demagoglarların cahil yığınları ne derece etkiyebileceklerini bilip bu durumda diktatörlüğün kaçınılmazlığını vurgulamıştı.

    adam haklı mıydı? sonuna kadar!
  • herkes bunu anlatmaya çalışıyor. demokrasinin başındaki yönetici, mutlak monarşideki kadar özgür değildir, kanunlara ve prosedürlere bağlıdır. kararları meclis onayına tabidir. kurumlar yönetimi, bir tür bürokrasidir. yani devlet başkanı bir teknokrat kadar özgürdür, kendine saray yaptıramaz mesela, kurumlar sürekli usulsüz kararları durdurur, denetler ve kararları iptal eder. normalde tabi, bizde değil. bizdekine demokrasi demeye çalışmak inadı nedendir anlamış değilim.

    gerçi bizde de öyleydi 10 yıl öncesine kadar, sonra yetmedi evet dedik. daha da yetmedi evet demeyi sürdürdük, anayasa mahkemesi, meslek odaları v.s. bütün kurumların yetkileri ellerinden alındı. hemen de unutmuşuz demokrasiyi.

    *revize: 10 yıl önce de bokmuş. hep bokmuş, gerçekten.
  • demokrasi sadece seçimde oy verebilmek değildir. sadece seçimlerle demokrasi olsaydı, iran dünyanın en demokratik ülkesi olurdu.

    seçim sonucu kurulan hükümetin her konuda şeffaf olması, kurumların tarafsız olması, insan haklarının uygulanması, hukuk devleti ilkesinin hiçbir koşulda ihlal edilmemesi, devletin laik olması, kurumların birbirlerini hükümetleri ve meclisi denetleyebilmesi yani güçler ayrılığı ilkesinin tam uygulanabilmesi, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi bir çok kural vardır. bunlardan birinin eksikliğinde demokrasiden söz edilemez. türkiye demokrasi ilkelerinin çoğunu zaten uygulamıyordu, uygulayabildiklerini de akp ile kaybetti. yani türkiye zaten hiçbir zaman demokratik bir ülke olmadı.

    her ülkede halkın çoğunluğu gerizekalıdır sadece türkiyede değil. gelişmiş ülkelerin türkiye'den farkı hukuk sistemleridir. bu ülkelerde gerizekalı çoğunluk yasalar yoluyla baskı altına alınıp etkisiz hale getirilmiştir. gerizekalı çoğunluk yanlış kişiyi seçim sonucu başa getirse de ülkenin hukuk sisteminin üstünlüğü gerizekalıların zaferini kursaklarında bırakır. yani ülke hukuk sistemi nedeniyle asla yanlış yola sapmaz. bizde hukuk sisteminin gelimemiş olması maalesef gerizekalıların zeki olan azınlığı yok etmeye başlamasıyla sonuçlanmıştır. bu sayede zaten çok zayıf olan demokrasimiz diktatörlüğe evrilmiştir.

    türkiye gerizekalıların zaferidir.
  • gerçek bir demokrasiyi hiç görmemiş nesillerin ileri sürdüğü, hem hak verdiğim hem de elinin altında internet gibi bir imkan olmasına rağmen "başka türlüsü olabilir mi acaba?" diye araştırmadıkları için sinirlendiğim, gerçekleri yansıtmayan varsayım.

    siyasetle ilgilenmeye başladığı dönemler türkiye'nin koalisyonlar yüzünden doğru düzgün yönetilemediği bir dönem olduğu için, ülkenin başında tek adam olmasının iyi bir şey olduğunu düşünen versiyonları da var bunların; ama onların mazereti internetin yeni çıktığı ve çok kısıtılı olduğu bir dünyada bu tip bilgilere kolay erişilememesi olduğu için yine de biraz hak verilebilir.

    demokrasi dediğimiz şey, yukarıda başka bir yazarın da söylediği gibi, her şeyin bir kurala bağlandığı ve devletin en yetkili kişisinin bile bu kuralları çiğneyemediği bir sistemdir. ancak özünde her şeyi yasaklamak değil, herkese söz hakkı, herkese kendi haklarını savunma fırsatı, herkese, yanlış olduğunu düşündüğü bir kuralı değiştirmeye çalışması için eşit şans vermek yatar.

    türkiye eskiden de böyle bir yer değildi. böyle bir yere dönüşmesine de herhalde en az üç nesil vardı. ama akp, iyi kötü kurumsallaşmış her şeyi yıkıp yerine resmen "kahvede oturan amcaların aklına gelenler sistemi" getirdiği için, en az 50 yıl geriye gittik. bir daha da toparlar mıyız, o konuda çok karamsarım işte.
  • gerçek demokrasilerde iktidarın halk tarafından denetlenmesi söz konusudur. en azından ideal demokrasi budur. bu avrupa'da kısmen var. bizde başa geçen halkı unutuyor, halk sanki boynuna tasma takıp meclise veriyor. meclis ise halktan neredeyse tamamen kopuk. halk tarafından denetimin en etkili kurumları olan stk'lar ve sendikalar bizde aforoz ediliyor maalesef. demokrasi halkın da yönetime katılımıyla en iyi yönetim biçimidir.
  • türkiye'nin demokrasi ile yönetildiğini zanneden birinin çıkarımı.

    demokrasi bu değil .

    demokratik bir ülkede seçilmiş olmak kafana göre takılabileceğin anlamına gelmez. en ufak bir hata , yanlış( hele de bedeli insan canı olmuşsa ) , skandal , yolsuzlukta adamın aklını alırlar aklını. özgür medya ve bağımsız yargı gibi demokrasinin iki temel saçayağını çekerseniz denklemden elinizde işte o zaman elinizde kalan şey çoktan seçmeli monarşi olur.