şükela:  tümü | bugün
  • çoğunlukçu demokrasi, halkın çoğunluk tarafından yönetilmesi esasına dayanmaktadır. özü iki grup arasında kalır ki çoğunluk ve azınlıklar. kararların alınmasında bu iki grup düşünüldüğünde azınlıkların az etkilerinin olduğu aleni olarak görülür.

    oysa alınan kararlardan etkilenen herkesin bu süreç içerisinde etkili bir şekilde olması gerekmektedir. çünkü çoğunluk ile birlikte azınlıkta kalanlarda yönetim faaliyetinde beraber olmaları gereklidir.

    ancak ülkemiz gibi demokrasi uygulamaları olan ülkelerde çoğunluk her kararı istedikleri gibi alırlar ve yönetirler. azınlık tarafı ise karar alma ve yönetim tarafında olamaz.

    bu durum ise demokrasi tanımına ve uygulamalarına ters düşmektedir. bunun neticesinde ise demokrasi, çoğunluğun diktatörlüğüne dönüşmüş olur. bu dönüşümde karşıtlık, kargaşa, uzlaşmayan ve dışlayıcı bir çoğunluğa sahip demokrasi yönetimi oluşur.

    kısaca demokrasi yönetim şekli olarak toplumları diktatörlükten korumaz ki demokrasinin de diktatörlüğü insanlara dayatılmış olur. çoğunlukçu olarak demokrasinin muhalefet olanlarında yönetimde ve karar almalarında etkin olmaları ile demokrasinin diktatörlüğüne engel olunmuş olur.

    bu konunun en güzel örnekleri ki diktatörlük yaratmayan demokrasiler belçika ve isviçre’ de uygulanmaktadır.
  • bu yüzden demokrasi güven saygı ve ilkeler rejimidir.
  • [ekin soyak ekin soyak] sen misin :))
  • rejim diktatörlükse demokrasiden söz etmek pek mümkün değil. oksimoron olsa da demokrasinin yanlış anlaşılan olgusunu ifade eden tamlama.

    rahmetli tarih hocamız gürcan bozkır demokrasiyi azınlık rejimi diye tarif ederdi. azınlığa hakkını (kültürel ve siyasi) teslim et ki ileride azınlık çoğunluk olduğunda senin de haklarını versin. maalesef ülkemizde demokrasi ile sandık çoğunluğu ( yani çoğunlukçu yonetim) karıştırılıyor. ben sandıkta çoğunluğu kazandım, istediğimi yaparım mantığı demokrasi sanılıyor. oysa bu durum çatışmaya yol açıyor. azınlık hakkını aramak için düzeni rahatsız etmeye başlıyor, yönetim de bu düzen bozulmasına ceza kesiyor, azınlık eylemlerini arttırıyor, yönetim de ceza şiddetini arttırıyor ve karşılıklı gerilimin tırmanması ile azınlık son aşama teröre kadar ilerliyor. egemen güçler bu karşılıklı çatışmadan ilk başta güçlü görünse de yıllar geçtikçe yıpranmaya ve gücünü kaybetmeye başlıyor. bu karşılıklı çatışmadan ise en fazla halk zarar görüyor. ülkenin gelişmesi için gerekli kaynaklar azınlığı bastırmaya kullanılıyor ve ülke dünyadaki diğer ülkelere göre geri kalmaya başlıyor.