şükela:  tümü | bugün
  • halk gücünün(dêmos:halk+ kratos:güç) iyiye kullanılması için halkın iyi olması gerekeceğinden türk halkının kendine verdiği zarar olarak ortaya çıkmasıdır.
    halkımız kötüdür, çünkü cahildir. cahile güç verirseniz kötüye kullanır. aydınlanmış bir toplum olmadan demokrasi yalnızca sömürüye yol açmaktadır. antik yunan'daki sitelerde(kadınlar ve köleler hariç olmasına rağmen) dahi işe yaramamış, filozoflarca tarih boyunca eleştirilmiştir.
    ne var ki türk toplumu demokrasi ezberini hiç sorgulamamaktadır, çünkü vasıfsızlık başkalarından duyduğunu tekrar etmekten öteye gidememektir. demokrasi yokken bu ülke çok daha iyi durumdaydı. şu an diğer ülkelerden daha değersiz olmamızın başlıca sebebi atatürk öldükten sonra zorla demokrasiye geçmemizdir. bak. http://www.hurriyet.com.tr/…nce-80-kurustu-39228224
    halk her zaman yalanları tercih eder. kendini kandıran kitlelere yalancılar hükmeder. yalancının mumu yatsıya kadar yanacağından ve kılavuzu yalancı olanın burnu yalandan kurtulmayacağı için ülke geriye gider. bir de bu yetmezmiş gibi yalancılar tarafından gelişme ve ilerleme yaşanıyormuş gibi yapılır. dünyadaki gelişme ve büyüme balonlarının temeli insanın kendini kandırması ve bunu sorgulamaya yanaşmamasıdır. tabi ki balon sonsuza dek şişmeyecektir.
  • (bkz: tabi lan manyak mısın)
    demokrasi türkiye'nin neyine zaten.
  • bahsedilen demokrasi akp demokrasisi ise evet türkiye'ye zararlıdır. onun dışında, bildiğimiz demokrasi ise türkiye'ye bir gömlek fazladır.
  • demokrasi atatürk öldükten sonra değil atatürk sağken de vardı. demokrasi iyidir.demokrasiyle birey olduğunu hisseden cahil halk zamanla bilinçlenir belki kendini eğitir belki kötü olmayı tercih eder.
    demokrasi yokken bu topraklar halkından bihaberdi.
    allah okumuş cahil ve eğitimli kötülerin eline düşürmesin kimseyi.
  • asıl problem halen (bkz: demokratik rejim) sisteminin kurulumu ile (bkz: hukuk devleti) olunamamasıdır. konunun özü burada yer almaktadır. (bkz: turkiye ve hukuk devleti meselesi)

    daha da öz olarak, (bkz: devlet) gücünün ve ekonomik olarak güçlü olanların bunları kötüye kullanılması demokratik bir rejim olmasını engellemektedir. devlet, hukuk ve sosyal olma bakımından karanlık değil ışık olmalıdır.

    öz cümle olarak ' sosyal hukuk devleti ' anayasal (bkz: anayasa) tanım olmaktan çıkarılmalı ki uygulanabilir olsun. bu olmadığı sürece anayasa' nın ikinci maddesinde yazılı olmaktan öteye gidemez. bu değiştirilmesi dahi teklif edilemez bağlamında dördüncü maddeyi de yanlış anlıyor oluyoruz ki uygulanamaz demiyor,' değiştirilmesi teklif dahi edilemez ' diyor.
  • -----------------------------------alıntıdır-----------------------------------------------
    -bir de mafia ve politika meselesi var.
    -bu çok önemli. türkiye için çok önemli. toplumun "maffios davranış" biçimini terk etmemesi halinde, hakça bir demokratik düzen sağlanabileceğine inanmıyorum, ihtimal bile vermiyorum.
    -neden?
    -anlatayım. türkiye üniter bir devlet. merkezde çağdaş devlet olgusu var. yasalar da çağdaş devlet olgusunun garantisi. ancak merkeze gelen siyasetçiyi yerel halk seçiyor. yerelde ise yerel ahlak ve hukuk ilkelerine dayalı "maffios tutum" sergileyen bazı "aileler" egemen. bunları doğu karadeniz, doğu anadolu, güneydoğu anadolu ve hatta orta anadolu'nun bazı yörelerinde görmek mümkün. şimdi ne oluyor? bu aileler, hangi siyasal partiden olursa olsun, milletvekillerinin saptanmasında etkili oluyor. açıkçası adayları bunlar saptıyor. halk seçmiyor, sadece onaylıyor. milletvekilini seçen güç, yerel ahlakı genel ahlakın, yerel hukuku (açıkçası kendi yasadışı gücüne dayalı hukukunu) genel hukuka yeğliyor. seçilen milletvekili bir onay unsuru olarak kabul edilen sokaktaki sade seçmenin değil, öncelikle de "maffios gücün" vekili oluyor. yerel mafios gücün çıkarları ise üniter model içinde merkezi devlet otoritesinin yaptırımıyla çatışıyor. böylece milletvekili merkezde merkeze direnen yerel gücün bir savunucusu olarak görev yapıyor. kısacası merkezin gücü, merkezde boğuluyor. yerele yapılan bürokrat tayinlerini, yerel mafios güç dikte ettiriyor, milletvekili ise icra ediyor. böylece yerel mafios gücün bürokrat üzerindeki iktidarı da tesis ediliyor. yerel mafios güç, çağdaş bürokratik devlet gücünü de tekeline aldığı için dayanıksız kalan yerel halk üzerinde iktidarını pekiştiriyor. kısacası hukuk devletinin üzerinde bir yaptırım gücü kazanıyor.
    -bunu aşmanın yolu "adem-i merkeziyet" yani "eyalet modeli" olabilir mi?
    -işte o zaman türkiye'nin içinde bazı "eroin devletçikleri", "uyuşturucu aşiret siteleri" çıkar.
    ....
    -takiyye adı verilen "ikiyüzlülük" mafios ahlakın özü değil mi? kolejliler, mülkiyeliler, boğaziçililer adı verilen ilkel dayanışma gruplaşmaları demokratik rejim içinde mafios örgütlenme kokan bir çeşit cosa nostralar değil mi?
    -sayın çulcu* , mafios toplum yapısını çözmek mümkün mü?
    -elbette mümkün. fakat bugünden yarına mümkün değil. zira mafios toplum yapısının temel elementleri olan çifte ahlak ve onun bir uzantısı olan çifte hukuk sistemi tarihsel süreç içinde oluşan temel unsurlar. bu bir bakıma önasya'da yaşayan insanların çarpık ortak özelliği haline gelmiş bulunuyor. yasalara karşı korunmak isteyenler ve onları koruyan güçlü kişiler var. bu güçlü kişilerin "hatırlı dostları" ve "dostların dostları" var. teoride adına "laik sistem" denilen fakat pratikte "taassubun tahakkümünün " egemen olduğu çarpık yapılanma var. bütün bunların temelinde ise çağdaş yaşamı ister gibi görünen, globalleşmeden bahseden ama günlük yaşamında yerel ve ananevi ahlak anlayışına taassupla sarılan birey var. ve o bireyin, mafios yapının doruklarına oturan yasallaşmış veya yasallaşmaya çalışan capo mafia'lara, ağzı sulanarak ve imrenerek bakması var.
    -----------------------------------alıntıdır-----------------------------------------------

    murat çulcu'nun 1995 tarihli bir röportajı, kastaş yayınlarından 1998'de basılan mafia üzerine notlar adlı kitabından.
  • doğrudur, çünkü demokrasi en çok oy alanın istediğini yapabileceği şeklinde öğretilmiştir. oysa demokrasi , en çok oy alanın, tüm bireylerin hakkını eşit şekilde kollayacağına gözeteceğine , adaleti tesis edeceğine olan inançtır. zaten demokratik kültür doğru bir biçimde oturmuş olsaydı, koalisyonlar en güzel yönetim şekli olarak karşımızda olurlardı. halbuki biz de kaos demek.