*

şükela:  tümü | bugün
  • 1980lerde ortaya atılmıs, temelini kantın perpetual peaceinden alan, demokratik devletlerin birbirleriyle savasa gitmeyeceklerini oneren teori. demokratik devletler arasında da uzlasmazlıkların olabilecegini kabul eder, ancak bunların, catısmaya varmadan cozulebilecegini iddia eder. realizm icinde yer aldan, ancak realizmin devamlı catısma olgusuna karsı cıkan bir anlayıstır. amerikanın ırak' a ozgurluk goturmek iyi niyeti, bu bahane arkasına pek guzel saklanabilir sanırım..
  • kenneth waltz tarafından gundeme getirilen balance of power teorisi tarafından gayet rahatlıkla çürütülebilen, sovyetlerin yıkılmasından sonra her ne kadar kısa vadede gerçekleşmiş gibi gözükse de aslında esaslı bir dayanağı olmayan ve uzun vadede patlamaya mahkum teoridir...
  • (bkz: babayı almak)
  • hükümetleri seçimle iş başına gelen ülkelerin hiçbir zaman birbirleriyle savaşmadıklarını iddia eden, hiçbir zaman da savaşmayacaklarını öngören bir teori. özellikle neo-liberal uluslararası ilişkiler teorisyenleri ağızlarından düşürmezler bunu.

    bunu arayan bunu da aradı:
    (bkz: rusya gurcistan savasi)
  • liberallerin "ama rusya'da demokrasi yok kiiiieee orası tiranlııııık" şeklinde itiraz ettikleri teori. ki bence haklılar. ama sandığınız gibi değil.
  • demokrasinin barışı koruyacağını söyler.bunu desteklemek için 5 maddeyi öne sürer.

    1- sağlıklı demokrasiler diğer demokrasilerle savaşmaz.(tarihte demokrasiye sahip iki ülkenin savaştığı görülmemiştir.)
    2- iki devlet ne kadar demokratik ise barış ihtimali o kadar artar
    3- bir ülke ne kadar demokratikse dış politikası da o denli az şiddet yanlısı olur
    4- demokrasilerde karar verme sürecinin uzun oluşu
    5- iç siyasi sistemlerde barışçıl yöntemlerle sorunların çözümlenmesi , dış sistemlerle olan ilişkilere de yansır.

    abd hükümeti bu teoriyi kullanarak hareketlerine meşruiyet kazandırır ve vatandaşlarının tepkisini azaltmayı sağlar.vatandaşlara korku ve şiddet aşılayarak asıl amacın üstü kapatılmaya çalışılır.(biz yermiyiz, e mecbur yiyoruz başka çaresi yok.)
  • jon stewart, tony blair'i konuk ettigi programda "ama siz falkland'da arjantin'le savastiniz" diyerek curutmeye cok yaklasmis, tony blair'in "o zaman arjantin demokrasiyle yonetilmiyordu" sozuyle kos kos yerine oturmustur. (bkz: cunta)
  • kar maksimizasyonunun global ölçekte aynı elektrik akımı gibi direncin az olduğu rotayı tercih ettiğini gösterir.
    (bkz: burjuva demokrasisi)
  • demokratik barış tezi demek daha doğru olur. çoğu liberal "teori" olarak tanımlasa da henüz daha teori olamamıştır. aynı zamanda liberal barış tezi olarak da bilinir, kant'ın perpetual peace fikrinden esinlenmiştir, michael doyle tarafından kant, liberal legacies and foreign affairs isimli makalede 1983 yılında kaleme alınmıştır.

    tezin varsayımlarına gelirsek:

    1) demokrasiler birbirleriyle savaşmazlar.
    demokratik barış tezi bu varsayımı 19.yüzyıldan itibaren olan biten tüm savaşları inceleyerek iddia etmiştir. bu araştırmanın dayandığı veritabanı, the correlates of war (cow), devletler arası savaşı en az 1000 kişinin öldüğü savaş olarak nitelemiştir. ancak böyle bir tanım hatalıdır, 970 küsür kişinin öldüğü falkland savaşı da pek tabii bir savaştır. savaşı "politik aktörler arasında meydana gelen organize şiddet" olarak tanımlarsak 1954'de cia'in guatemala'nın demokratikçe seçilmiş lideri jacobo arbenz guzman'ı honduras'tan ülkeye sızan ve bizzat kendileri eğittikleri paramiliter güçlerle devirmesi de gayet bir savaştır. abd bunun gibi birkaç demokratik ülkeyle de örtülü olarak savaşmıştır ör. iran (1953), şili (1973), nicaragua (1984). dolayısıyla demokrasi kendi başına barış'ı açıklamak için zayıf bir nedendir. o zaman sorabilirsiniz ki bu devletler liberal demokrasi miydi? kimisine göre liberal demokrasiydi, kimisine göre değildi. böyle bir ayrım yapmak zordur çünkü savaşa giren bir liberal demokrasi karşısındakini kesinlikle tam tamına bir liberal demokrasi olarak tanımlamaz.

    2) bir ülke ne kadar demokratikse dış politikası da o kadar barışçıl olur.
    demokratik devletler savaşa girmez tezi aslında barışı teşvik edecekken, savaşı teşvik eder. demokratik ülkelerdeki insanlar kendi ülkelerini demokratik olduklarından dolayı "iyi", demokratik olmayan ülkeleri de "kötü" olarak algılarlar. demokrasinin dağılmasının barışın dağılması anlamına geldiğini sandıkları için de demokratik olmayan ülkeleri yenmenin barışı getireceği görüşüne inanırlar. dolayısıyla abd gibi bu ülkeler daha müdahaleci bir tavır sergilerler. bu tavırdaki esas sebep ecnebilerin security dilemma olarak adlandırdıkları güvenlik korkusu ve güvenlik tehlikelerini yok etme arzusudur. dolayısıyla bu yolla hem güvenlik tehlikelerini elerler hem de savaşı meşru kılarlar. örneğin abd'nin ırak ve afganistan'da yürüttüğü savaşlar örnek olabilir. demekki demokrasiler tüm ülkelere karşı barışçıl bir tavır sergilemezler. neorealist kurallar hala geçerlidir. tüm devletler demokratik olsa dahi anarşi ve güvenlik kaygısı daimidir.