şükela:  tümü | bugün
  • my chemical romance şarkısı.

    hand in mine, into your icy blues
    and then i'd say to you we could take to the highway
    with this trunk of ammunition too
    i'd end my days with you in a hail of bullets

    i'm trying, i'm trying
    to let you know just how much you mean to me
    and after all the things we put each other through and

    i would drive on to the end with you
    a liquor store or two keeps the gas tank full
    and i feel like there's nothing left to do
    but prove myself to you and we'll keep it running

    but this time, i mean it
    i'll let you know just how much you mean to me
    as snow falls on desert sky
    until the end of everything
    i'm trying, i'm trying
    to let you know how much you mean
    as days fade, and nights grow
    and we go cold

    until the end, until this pool of blood
    until this, i mean this, i mean this
    until the end of...

    i'm trying, i'm trying
    to let you know how much you mean
    as days fade, and nights grow
    and we go cold

    but this time, we'll show them
    we'll show them all how much we mean
    as snow falls on desert sky
    until the end of every...

    all we are, all we are
    is bullets i mean this
    [x4]

    as lead rains, will pass on through our phantoms
    forever, forever
    like scarecrows that fuel this flame we're burning
    forever, and ever
    know how much i want to show you you're the only one
    like a bed of roses there's a dozen reasons in this gun

    and as we're falling down, and in this pool of blood
    and as we're touching hands, and as we're falling down
    and in this pool of blood, and as we're falling down
    i'll see your eyes, and in this pool of blood
    i'll meet your eyes, i mean this forever
  • my chemical romance' in harika şarkısı yavaş başliyip ardından giren ataklarla yaran şarkıdır ayrıca.
  • 04:13 ve 05:03 dakikalari arasi asmis olan sarkidir.
  • my chemical romance'in diğer şarkılarının çoğunda olduğu gibi aşk ve ölümün her zaman birlikte geldiğini anlatan, bir insanı ne olursa olsun yanında olacak ve öldüğü zaman bile hiç düşünmeden peşinden gidebilecek kadar sevmenin nasıl birşey olduğunu hissettiren şarkı.
  • birini bu kadar çok sevebilmek, ancak ergenken mümkün olsa gerek.

    bu şarkının içine birkaç damla kan akıtmışlar, bilekten.
  • gerard way'in hep derinlerde bir yerde hiç sönmeyen bir aşk acısıyla kıvrandığını düşünürüm yıllardır. uzun yıllardır. içten içe. hiç sönmeyen, hiç tükenmeyen. dokunsalar milyonlarca kelime, binlerce melodiyle her defasında daha da bu acıyı körükleyecek sonsuz şarkılar yapabilecek gibi hani. işte o sonsuz sayıda şarkılar yapmak yerine bunun gibi birkaç şarkı yapıp tüm sonsuzluğu içine sığdırmayı başarıyor, tüm o sonsuz acıyı.

    hani i don't love you'daki acı ne kadar sabitse, ''when you go would you even turn to say 'i don't love you like i did yesterday' '' derken bariz yanan boğazda oluşan düğüm ne kadar sabitse işte bu şarkı da suçlu ve kaybeden aşıklar atmosferini ciğerlerime işliyor. içimde yükselen bu şey, bu basınç her nasıl oluyorsa çivilerle çiziliyor bıçaklarla kesiliyor da nefessiz kalıyorum sanki.

    '' i'd say to you we could take to the highway with this trunk of ammunition too, i'd end my days with you in a hail of bullets.. i'm trying, i'm trying to let you know just how much you mean to me and after all the things we put each other through and i would drive on to the end with you.'' derken gerard'ın histeriye sürükleyen sesiyle birlikte, o an her şey önemsizmiş gibi geliyor.

    yalnızca zamanında değişik versiyonuyla yazılmış cümlelerimi hatırlatıp defalarca beynimin duvarlarına vuruyor. dışarı çıkmak için tepiniyorlar. acı veriyor ama tüm bunlara rağmen, nefessizlikten tükenecekmişim gibi hissettiren bu şarkı benim kurtuluşum oluyor. nasıl tuhaf bir çelişki ve ruhun yeni bir intihar şekli belki de nasıl.. felcin yeni bir türü ama yıllardır sürüyor.
  • 16 yasinda universiteye baslayan biri olarak ergenligin liseden sonra da biraz surmesi makbuldu herhalde. universitenin ilk yilinda en cok dinledigim sarki buydu galiba. superdorm’a, sonra 8 yilimi gecirecegim bogazici universitesi kampuslerine, her seye fon muzigiydi.

    emo neydi? emocore askti. hahaha.
  • gerard way'in "all we are, all we are is bullets, i mean this..." kısmını söyleyişine ölünür.