şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 2018 tarihli danimarka yapımı gerilim filmi. eski bir polis memuru olan ve bizdeki 112 benzeri bir acil çağrı merkezinde çalışan asger holm'un kaçırılan bir kadını bulma ve zamana karşı yarışmasını anlatıyor. zaman geçtikçe, olayın tahmin ettiğinden daha büyük olduğunu anlıyor ve biz izleyiciler de gerilimin içine çekiliyoruz.

    filmin başrollerinde jakob cedergren, jessica dinage ve omar shargawi var.

    bana sorarsanız fena film değil. tek mekana ve kısıtlı karakter sayısına rağmen kendini izletiyor.

    https://www.rosencruz.com/2018/11/den-skyldige/

    https://www.imdb.com/title/tt6742252/
  • kendi imkanlarınızla evde de çekebileceğiniz bir danimarka yapımı. film diyemiyorum, evet senaryo var ama onun dışında da pek bir şey yok. yani sesi kapattığınızda ekranda izleyebileceğiniz hiçbir şey yok. bu tip tek mekanda geçen az oyunculu başka filmler de izledim, beğendiklerim de oldu ama bu film benzerleriyle karşılaştırıldığında baya zayıf kalmış.

    --- spoiler ---

    gerçek danimarka bu mu bilmiyorum ama 112'ye gelen telefonlara (sarhoşlar, uyuşturucu kullanıcıları ve hayat kadını mağdurları) ve memurların tavrına bakınca cidden hayal kırıklığına uğradım. artık kafada nasıl bir kuzey avrupa imajı oluştuysa, bacağı kırılan kıza ambulans helikopter gönderirler diye beklerken, baya esat karakolundan polis memuru mustafa gibi 'taksiye bin git.' dedi ya la adam...

    --- spoiler ---

    edit: filmin tek mekanda geçen başka filmlerle karşılaştırıldığında onlara nazaran zayıf kaldığını düşünmem bir kısım ileri düzey film eleştirmenleri tarafından komik bulunmuş. en basitinden the man from earth ve 12 angry men gibi tek mekanda geçen diyalog üzerine kurulu filmlerle karşılaştırınca bu filmin onların sikletinde olmadığını söylemenin bir yolu olarak ‘zayıf kalmış’ ifadesini seçtim. çok kötü film diyemiyorum ama ‘harika film’ diyenin de bu filmi harika bulduysa ağa babaları için ne hissettiğini merak ediyorum..

    edit2: ciddi ciddi cevap verdiğim yazar kardeşimizin entrylerine şöyle bir baktım da, 1000 entrysinin 500ü ‘fuck off’ olan bir insanmış. sözlüğe bu derece katkısı olan büyük bir yazar olduğunu bilseydim entrymi için daha özenli bir savunma yazardım. zevklerimizin uyuşmamasına da ayrıca sevindim.
  • tek mekanda gecen guzel bir iskandinav gerilim filmi. acikcasi suan yeni bitirdim ve hala etkisindeyim. nasil basladi ve bitti anlamadim, hic bir bos an yok filmde, her ani dolu dolu. en son bu tadi (bkz: locke) filminde almistim, tom hardy cok guzel oynamisti. bu filmde de jakob cedergren rolunun hakkini veriyor.
    kisacasi benim acimdan gayet basarili ve tavsiye edebilecegim bir film.
    öyle anlar vardi ki, nefesinizi tutuyor ve kaliyorsunuz. guzel bir tek mekan senaryosu.

    --- spoiler ---

    en fena sahneler;
    asger in mathilde ye oliver in yanina gitmesini söylemesi ve polislerin asger e oliverin ölduruldugunu söylemesi.
    iben nin oliver i karninda yilan oldugu icin agladigini dusunerek öldurmesi ve bu farkinda olmamasi.

    --- spoiler ---
  • filmin tamamı bir polis memurunun acil çağrı merkezinde yaptığı konuşmalardan ibaret. film boyunca sahnede yalnızca tek bir mekan ve tek bir oyuncu görüyoruz. hikaye akışı sizi ekrana kitliyor ayrıca diyaloglar sırasında arkadan gelen sesler o kadar yerinde ve kaliteli ki sadece telefon konuşmasından dinlediğiniz olayların adeta içinde yaşıyor, iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

    film hayalgücünü fazlasıyla harekete geçiriyor. sonuna kadar nefes almadan izletiyor.
  • gayet iyi film. tek mekan filmlerine özel bir ilgisi olan beni epey tatmin etti. ideal bir süresi, yalın bir anlatımı ve dozunda iyi bir gerilimi var. tom hardy'nin locke filmiyle acayip benziyorlar. ilginçtir, locke'ı da birkaç hafta önce izlemiştim. ikisini de tavsiye ederim ama den skylidge bir adım daha önde.

    tek mekan severlere şiddetle tavsiye ederim.
  • locke, cube, buried ve daha nicesi gibi tek mekânlı gerilimlerden. 112 acil servis çağrı merkezinde geçiyor film. bir kadın kaçırıldığını söylüyor, olaylar gelişiyor. gerilimli, sürükleyici, twistli bir film. hakkında fazla bir şey okumadan izlenirse keyif verebilir. başroldeki eleman iyi oynamış, fondaki araç sesleri, konuşmalar, yağmur sesi falan şahane oturtulmuş, sanki telefon sizin kulağınızda. tempo bir an olsun düşmüyor, bu da bir diğer artısı. fakat öykü o denli iyi değil. ortalama bir film. öyle oscar'ın yabancı dilde en iyi film dalına aday olabilecek denli iyi değil. finali bir süre sonra tahmin edilebiliyor. bu yüzden twiste şaşırdığımı söyleyemem. bir de 10 dk uzatılmış sanki. bitmesi gerektiği yerde bitmeyip açıklama üstüne açıklama yapıyor, biraz hollywood-vari bir senaryosu mevcut. bütün soruları yanıtlayıp öyle bitiriyorlar filmi.

    bu arada bu filme burun kıvrılıyor (burun kıvrılmasına bir şey demem, locke, cube, buried'i daha çok sevdim), "kendi imkanlarınızla evde de çekebileceğiniz bir danimarka yapımı" deniyor ama o kadar yönetmenimiz varken şöyle bir film yazamıyor, çekemiyorlar. demek ki imkan olsa bile yetenek olmadığı için çekilemiyormuş. hayır, film de her ülkede defalarca kez işlenmiş bir suçu konu ediniyor, yani danimarka'ya özgü de değil ama bizimkilerin aklına böyle şeyler yazmak gelmiyor, gelse bile yazabileceklerini sanmıyorum. velhasıl, hayır, kendi imkanlarınızla çekebileceğiniz bir film değil bence.
  • ulan konu nereden nereye geldi! (bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya) diyecek kıvama geliyorsunuz. oyunculuk çok iyi. film genel olarak sizi içinde tutuyor.
  • ''film zayıf kalmış'' :d
    hahahaha
    amk bu kadar kötü bi film derecelendirme seviyesine düşmek beceri ister.
    he zayıf he.
    şu diğer film yorumlarına bak. görmek bile istemiyorum.

    ---------
    harika film. izleyiniz.
  • çok çok iyi elinizi ayağınızı koyacak yer bulamadan kaskatı izlediğiniz, fazladan yemelik tırnağa ihtiyacınız olan bir film.

    tek mekan, güzel bir görüntü yönetmenliği, fena olmayan oyunculuklar ve harikulade ses kullanımı.
  • cok iyi demek abarti olur,orta sekerli bir film diyelim.yoklukta izlenir.